DEĞER YARGILARIMIZ İLİŞKİLERİMİZDİR

Sevgili dostlar, insan orijinal bir yaratıktır, her insanda ayrı bir orijinaldir. Yaratıklar içinde de şahsına has bir müstesnalık ve şaheserlik vardır. Bu özelliğini idrak eden, anlamını kavrayan ve amacını yaşayanda ideal insandır. Bunu, ben söylemiyorum; insanı yaratan ve bu özelliklerle donatan Yüce Allah söylüyor. İnsan için gönderdiği ilahi mesajı Kur’an-ı keriminde açık ve net olarak bunu bildiriyor. O mesajı okuyan ve anlayan, kendini de anlamış ve tanımış oluyor. Ancak, o mesajı iyi ve doğru okumalıdır. Öyle ki, bu mesaj kendisine inmiş gibi okumalıdır. Her insan bunu böyle anlamalı, çünkü kendisini tanıyıp öğrenebilmesi için her insana bu farzdır. Mukallit olmamak ve müsta’ripleşmemek için bu şarttır. Bu noktada enaniyetine mağlup olmamak, orijinalliğinin özel kulluğunu Allah’a şirksiz yapabilmesi buna bağlıdır. Yani, kişilik-kimlik denilen kendine has hürriyette böyle elde edilir. Eşyaya çok bilgilerle ve tek gözle bakmak, kendisine ait olanı alıp şahsiyetini oluşturmak ancak böyle olur. Bu, insanın varlığını ve özelliğini muhtaç olduğu yaratanına kulluk bilincini, kişisel sorumluluğunda sunabilmesi içindir. İnsanın Allah’a kulluğunda, ubudiyetine orijinallik vermesi, tam teslimiyet inancı ve güven duygusuna giden yol budur. Bunun adı ilimde, imanda, amelde ve amaçta tevhittir ve adalettir.   Aziz dostlar, insan orijinalliğinin bilincine ulaşması için, yaşam sürecinin içinde şahsi orijinalliğini unutmadan, sosyal ilişkilerini bu özelliğini geliştirmek ve olgunlaştırmak için istihdam edecektir. Bu noktada yanılan, hata eden ve hatta sapıtan çoktur. Bu sebeple dikkatli olmalı, kişi kendisinin de orijinalliğini unutmamalıdır. Nefsine, hislerine, içten ve dıştan gelen şeytani duygulara, tahrik ve cazibelere kapılmaması için. Burada bir hassas nokta daha var, kolaycılık! Taklit ve müsta’ripliğe özenip kapılmak. Aklının ve bilincinin kapısını kapamak. Gördüğünü ve duyduğunu aynisi ile taklit etmek veya aynileşmek. Yani, müsta’rip olmak, örneğin, Kur’an ve son Peygamber Hz. Muhammed Aleyhisselam Arabistan da geldi diye, Araplaşmaya kalkmak. Zamanımızda bunların birçok versiyonları ve taklitçilik çeşitleri vardır. Bunların görüş, anlayış ve yaşayış şekillerini taklit etmek ve bu yaşam tarzlarına tam teslimiyet içinde olmak veya şöyle de diyebiliriz, kendi aklını, iradesini, şuurunu, iman ve aksiyon halini olduğu gibi birinin veya birilerinin kontrolüne ve iradesine bırakmak. Bu durum, kendi orijinalliğini reddetmek demektir. Ayni zamanda bu insanın kendisine yazık etmesi ve yaratılış özelliğinin de hakkını vermemesidir. Çünkü, kişi aklını, iradesini ve düşüncesini feda ettiği insanın mukallididir veya müsta’ribidir. Değerlim dostlar, böyle yapan insanlar ruhunu, aklını, iradesini ve vicdanını çalıştırmayıp dumura uğratmaktadırlar. Bu insanların artık, bir ideali yok, idolü var. Bu nedenle, idolü ne derse, ne emreder ve görev verirse onu yaparlar. Onları, iyiye ve doğruya idolü yönlendirir. Aklını, idolünün aklına teslim etmiş, onun için onların idolü düşünür, karar verir ve onlara sadece uymasını ve itaat etmesini söyler. Aklından geçenlerin, kalbinde hareketlenenlerin ve iradesine yön vermelerinin karar mercii idolüdür, şıhıdır, şeyhidir ve kendisini  gassalin eline bir ölü gibi teslim ettiği mürşididir. Hayatı onun elinde şekillenip, yoğrulur ve kurtuluşu da onun elinden olur. Bu bir inanç sistemidir. Yüce Allah vahyi ilahisi olan kur’an-ında, her insanı özel ve orijinal yarattığını ve yarın ahrette yine her insanı tek-tek hesaba çekeceğini, ödülünün ve cezasının ne olduğunu kişinin kendisine bildireceğini söylüyor. Yani orada kişinin şeyhi, şıhı ve mürşidi muhatap edinmeyecek. Yüce Allah kişinin kendisini yargılayıp hükmünü verecektir. O noktada bir aracı söz konusu olmuyor. Dünyadaki yaşadığı hayat kitabı eline verilecek ve “Oku kitabını bu gün sana bu yeter” denilecek. Onun için dünyada sana “Şah damarından daha yakın olduğunu” bunun için mutlaka aklını çalıştırman gerektiğini, eğer aklını çalıştırmazsan  pisliği başından aşağı boca edeceğini Kur’an da açık ve net olarak bildirmiştir. Yani, sana Kur’an da kurtuluş yolunu göstermiş ve örnek olarak da Peygamberini Hz. Muhammed aleyhisselamı görevlendirmiştir. Ama sen başkalarına tabi olarak onlara teslim olup onların mukallidi oldun veya müsta’ripliği seçtin! Dendiğinde netice nasıl olur? Fırsat elde iken bu yolda olanlar düşünmelidirler diyor, hoşça ve dostça kalmanızı temenni ediyorum.

                  LEBİD

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.