İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI VE TÜRKİYE (Ben sizi aç bıraktım ama babasız bırakmadım!)

kemal arı pngİkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye, tarafsız bir politika izleyerek, savaş dışında kalmak için çaba harcadı. Ülkede Tek Parti yönetimi vardı. İsmet Paşa Cumhurbaşkanı, Refik Saydam başbakandı. Avrupa’da çıkan ateş, dünyayı kaplamış ve gelip Türkiye’ye dayanmıştı. Atatürk öleli daha bir yıl olmuştu. Bir anda Türkiye istemese de savaşın içinde kalabilirdi. Bu nedenle savaş ekonomisi uygulama ve savaş için silah, cephane ve gıda yığınağı yapmak zorunluluğu vardı. Ülke olağanüstü günler yaşıyordu. Seferberlik ilan edildi. Ardından çok sayıda gencin askere alınmasına başlandı. Savaş nedeniyle, başta tahıl ürünleri olmak üzere, pek çok ürün stoklanıyordu. Buğday, arpa, çavdar, yulaf gibi ürünler piyasadan çekiliyor; üreticinin elinden bir kısmı vergi olarak alınıyor ve depolara yığılıyordu. Türkiye’deki limanlardan kalkıp ülke dışına mal taşıyan gemilerin, belli yörelere gitmesi savaş gemilerinin saldırısına uğrama tehlikesine karşı yasaklandı. Limanlara mal giriş çıkışı neredeyse durma noktasına geldi.

Böylece hem üretilen malların dışarıda satılması hem de dışarıdan temel malların alınması olanaksızlaştı. Mal gidiş ve gelişinin durma noktasına gelişinin de etkisiyle; iç piyasada büyük bir daralma kendini gösterdi. Fiyatlar hızla yükseldi. Kimi temel tüketim maddelerinin piyasada bulunması olanaksız duruma düştü. Karaborsacılık büyük kentlerde çoğaldı. Gıda ürünlerinin piyasadan çekilmesi, dış ticarette gıda giriş ve çıkışının imkânsız hale gelişi ve artan fiyatlar nedeniyle büyük sıkıntılar kendini gösterdi ve açlık olayları yaşandı.

Karaborsacılığa karşı önemli kararlar alınmasına karşın, bu hastalıklı durumun önüne geçmek mümkün olmuyordu. Bu arada kentlerde karartma uygulamaları yapılıyor; her hangi bir hava saldırısına karşı sivil savunma önlemleri alınıyordu. Halk bulabildiği gıda ürünleriyle evlerine yığınak yapmak istiyor, bu piyasada zaten az bulunan gıda sıkıntısını artırıyor, böylece kimi toplum kesimleri temel gereksinimlerini karşılayamıyorlardı. Önlemler bununla sınırlı değildi.

Geceleri ülkenin bütününde karartma önlemleri alınmıştı. Türkiye’nin belli yerlerinde, gece belli bir saatten sonra sokağa çıkma yasağı da konuldu. Trenlerin, arabaların lamba ve ışıklarına karartma uygulanıyordu. Karadeniz tehlikeli bir su alanı olarak görüldüğü için, burada Türk gemilerinin seferlerine özel bir düzenleme getirildi. Hatta Akdeniz’de ticari amaçlı olarak yük taşıyan gemilerin, belli bir meridyenden daha güneye inmeleri yasaklandı.

Özel otomobillerin trafiğe çıkartılmadığı anlar bile olmuştu. Üstelik giderek bu yasak, ticari araçları da kapsayacak biçimde genişletildi; çünkü hükümet, petrol yığınağı da yapıyordu. Radyo yayınlarına kısıtlama getirildi. Yeni vergiler ile azami bir tasarrufa gidildi. Askeri harcamalar artmıştı. Tifo ve kolera gibi salgın hastalıkların yaygın bir sorun yaratacağı düşünülerek, tam da savaş sırasında böylesine bir toplumsal çöküntü yaşanmaması için özel çabalar harcanmıştır. Bu iki neden mal kıtlığının artmasında son derece önemli etkiler yaptı. Böylece büyük kentlerde, yasal olmayan yollarla mal stoklayan ve el altından yüksek ederlerle piyasaya süren stokçu ve karaborsacı bir kesim ortaya çıktı.

Temel tüketim maddelerinin bulunmayışı ve bulunanların da fiyatlarının büyük artışlar göstermesi, karaborsacılık ve stokçuluk gibi hastalıkların ortaya çıkması halk kesimlerinde büyük yakınmalara yol açtı. Bunun üzerine hükümet kimi önlemler almak zorunda kaldı. Örneğin, karne sistemine ek olarak; gıda ürünlerinin toptan satışı yasaklandı. Ardından da gıda ürünlerinin dışarıya ihracatına yasak getirildi. Bu amaçla karaborsacılığın önlenmesi yönünde bir yasa çıkarıldı. Bu yasaya dayanılarak Karaborsa Mahkemeleri kuruldu (Men’i İstihkar Mahkemeleri)… Tıpkı İstiklal Mahkemeleri gibi, bu mahkemelerin üyelerinin Meclis içinden seçilmesi ve idama kadar gidecek ağır cezalar verilebilmesi öngörüldü. Temel tüketim maddeleri karneye bağlandı. Her mahallede, dağıtımın denetimli ve sorunsuz biçimde yapılması için, Halk Dağıtım Birlikleri kuruldu. Belirlenen bakkallara, hangi malın ne oranda dağıtılacağı o bölgenin nüfusuna göre yapılıyor; elinde karnesi olan kişiler, bakkallara ve fırınlara giderek; temel tüketim maddelerini ve ekmeklerini ellerine daha önce verilen karneleri mühürletip onaylatma karşılığında alıyorlardı.

İNÖNÜZorlu yıllardı bu yıllar. İkinci Dünya Savaşı’na katılan devletlerin tümü yerle bir oldu. Milyonlarca insan yaşamını yitirdi, milyonlarca çocuk yetim kaldı. Türkiye bu savaşa katılmama başarısını gösterdi ve tek bir insanın burnu savaş nedeniyle kanamadı. Türkiye savaşa girmemişti ama savaşın bütün insanlığa yüklediği ekonomik yük, onun da omuzlarındaydı… Sonradan, İnönü’nün savaşa katılmayışını “Milletin erkekliğini öldürdün!” diye muhalefet yapan safdillere bu memleket tanıklık etti. Çocukları seçim meydanlarında İsmet Paşa’ya karşı şöyle bağırttılar: -“Sen bizi aç bıraktın!” İsmet Paşa’nın buna verdiği yanıt şöyleydi: -“Ben sizi aç bıraktım ama babasız bırakmadım!” Bugün savaş çığırtkanlığı yapan kimi akıl yoksulları bu günleri hala İsmet Paşa’yı hedef alarak kullanıyorlar… Şuur, iz ’an ve vicdan yoksunu olunca insan!” Anımsatalım dedik de…

Saygılarımla…

İlgili haberler

Bir yanıt

Bir yorum bırak
  1. DavidBug
    Mar 16, 2017 - 06:39 PM

    Do you feel the pain of acid reflux? Do you feel a fire inside your chest? Are you miserable? Are you ready for the issues to stop? Continue reading to find out how. Keep reading to learn to control acid reflux for good and to end the misery for good.

    You may need to balance out hydrochloric acid amounts in your body if you want to reduce acid reflux and its symptoms. You can do this, for instance, by using sea salt rather than table salt. Sea salt has chloride and minerals that are good for the stomach and prevent acid.

    [url=https://www.viagrasansordonnancefr.com/sildenafil-100-mg-ligne-mg/]https://www.viagrasansordonnancefr.com/sildenafil-100-mg-ligne-mg/[/url]

    Reply

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.