Son Dakika

• No Posts Found

KUR’AN OKUMANIN ÜÇ KURALI TİLAVET – KIRAAT VE TERTİL

Sevgili dostlar, hayat kitabımız, yaşam kılavuzumuz Kur’an dokunulmazlık zırhından çıkarılmalı, raflardan masamızın üzerine inmeli, ellerimiz ona değmeli ve sayfalarını açıp okumalıyız. Çünkü o okunmak için inmiştir. Dokunmak ve içine sayfalarına, satırlarına, satır aralarına, arkalarına ve önüne bakıp, okuyup, yaşamak ve de üzerinde düşünmek için Yüce Allah tarafından biz insanlara gönderilmiştir. Bu konuda duyarlılığını eyleme dönüştürmüş ve yaşamını Kur’an-a adamış son dönem alimlerimizden biri şöyle demektedir. Kur’an-ı tilavet, dilin okumasıdır. Kur’an-ı kıraat, aklın okumasıdır. Kur’an-ı tertil, kalbin okumasıdır. Evet, bu asrın Müslümanları olarak biz bu durumun neresindeyiz? Lütfen her Müslüman bunu kendisine sormalıdır. Çünkü, bu Kur’an her Müslümana ve mü’mine inmiştir. Hiç kimse kendisini bu muhataplıktan bigane sayamaz. Yani bu iş, Kur’an-ı okuma ve anlama işi sadece din adamı tabir edilenlerin işi değildir. İslam dinine göre, her Müslüman bu dinin adamıdır. Bu nedenle hiçbir Müslüman bu sorumluluktan kendisini soyutlayamaz. Çünkü, İslam dininde gerçekte bir din adamı sınıfı yoktur. Neyse, bu kanala girmeyip biz konumuza devam edelim. Kur’an üç tarzda okunur demiştik, Tilavet, Kıraat ve Tertil. Tilavetten geçen hafta bir parça bahsetmiştik. Bu okuyuşu Müslümanlar arasında bilmeyen yoktur. Aslında, Kur’an okuma deyince zaten anlaşılanda bu okumadır. Sesli, tecvit ve hurufatlı, tegannili ve bilenlerce de makamlı okumak demektir Tilavet.Aziz dostlar, Kur’an okumada Tilavete, dilin okuması demiştik, kurallarına riayet ederek, güzel sesle ve usulüne uygun makamla okunduğu zaman ruhun gıdası olur, huşu ile dinlenir ve insana manen zevk verir. Ama, Kur’an okumak bundan ibaret değildir ve bunda kalmak ta doğru değildir. Esas olan Kur’an-ı kıraat etmek ve akla okutmaktır. Yani, amele-eyleme dönüştürmek, uygulayıp yaşama geçirmek için okumak. Çünkü, gerekli ve önemli olan okumak budur. Kur’an esas bunun için inmiştir. Aklın okuması, üzerinde akıl yürütmek, düşünmek, araştırmak, anlamını-manasını çözmek, çözmeye çalışmak, Kur’an-ı hayatın kitabı yapmak. Yüce Rabbimiz Kur’an-ın ilk inen ayetinde “ Seni yaratan Rabbinin adıyla oku” derken ve müteakiben gelen ayetlerde de genellikle buna dikkat çekerken hep bu noktaya işaret etmiştir. Kur’an okuyup ta üzerinde aklını çalıştırmayan kişileri kınamış ve hatta bu konuda gaflet içerisinde olanları da sarsarak Kur’anı aklına okutmayanların üzerine pisliği boca edeceğini bildirmiştir. Bu nedenle Kur’an-da çok yerde Kur’an okuyup ta akletmeyenlerden bahsederken, ayet sonlarında konunun önemine binaen üzerinde durarak akla vurgu yapmaktadır. Bundan dolayı olsa gerek “Aklı olmayanın dini yoktur” kuralı İslamiyetin temel kanunu olmuştur. O zaman, aklımızı Kur’an-la buluşturmak,konuşturmak meşveret ve istişareden uzak bırakmamakla sorumlu olduğumuzu unutmamamız gerekmektedir.Değerli dostlar, aklın Kur’an-a muhatap edilmesi, Kur’an-ın tertille okunmasına yolun açılması demektir. Yani, Kur’an-ın kalbe de okutulması devreye girmiş oluyor. Çünkü, akıl, Kur’an ve kalp üçlüsü beraberliğinde harekete geçen iradeyle gerçek mü’minin güçlüsü tezahür eder. Aslında zaten Kur’an-ın işlevsel hale geçmesi bütün bunların birlikte hareket etmesine bağlıdır. Yoksa, Hz. Peygamber Efendimizin “Öyle bülbüller gibi güzel Kur’an tilavet edenler olacak ki, lakin onların okudukları Kur’an gırtlaklarından aşağıya inmeyecektir.”dediğini Hadis kitaplarında okuyoruz. Yine Hadis kitaplarında geçen “Öyle Kur’an ezberleyenler olacak, Kur’an-ı ağaçlarda şakıyan bülbüller gibi okuyacaklar, ama o bülbüllerin yere inip çamurlara bulandıkları gibi, o Kur’an okuyanlarda biraz sonra pisliklere bulaşacaklardır.” İfadelerine rastlıyoruz. Demek ki, mesele okunan Kur’an-ı anlama, idrak etme, akla ve kalbe okutma ve bunların beraberliğinde de hayata nakledip yaşama geçirmektir. Yoksa, diller Kur’an okurken, akıllar entrika dokur, kalplerde derin uykulara dalar uyur kalır ve şeytan gelir bütün bunların hepsini esir alır, nefsin heva ve hevesine bırakır. Sonrada karşısına geçip zevkten dört köşe olup kasılır. İşte bu duruma düşmemek için, Kur’an okurken aklımızı Kur’an-a verip, kalbimizle de ilişkilendirip düşüneceğiz. Kur’an-ı dokunulmazlık korkusundan, okunulmazlık yalnızlığına terk etmeyeceğiz. Sesli okuma rehavetinden pasif Müslümanlık halini, aktif bir okuma hareketliliğine geçirmenin gayreti içinde olacağız, Kur’anı her an ve zamanımızın hayat kitabı yapacağız. Ki, Kur’an-dan sorgu ve suale tutulduğumuzda cevabımız hazır olsun. Bu duygu ve düşüncelerle hoşça ve dostça kalınız sevgili kardeşlerim

LEBİD

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.