Son Dakika

• No Posts Found

TALAT PAŞA, TALAT BEY, BİZİM TALAT

latif yalçın1Balkanlarda bir eylül sabahı 1874 yılında doğdu Talat bey. Genç  Osmanlı  hareketi  bastırmış, Mithat paşa ve Namık Kemal beyler zindanlarda öldürülmüşlerdi o daha çocukken. Tam bir baskı dönemiydi, padişahın hafiyelerini dahi hafiyelere izlettiği günlerdi  o günler.

Talat, Edirne askeri rüştiyesini bitirdi, ama ailenin ekonomik durumu onu okutmaya yetmedi. 17 yaşında Edirne Telgrafhanesine memur oldu.  Mustafa Kemal de aynı şekilde ekonomik nedenlerle bir ara eğitimine ara verip dayılarının çiftliğinde  çalışmak zorunda kalmıştı. Yıllar yokluk yıllarıydı, Yunan, Sırp, Bulgar çeteler  Makedonya’da can güvenliği bırakmamıştı.

Fransız ihtilalinin sonucu olarak ortaya çıkan milliyetçilik önce Sırp, Bulgar ve Yunanlıları, derken Türkleri etkilemeye başlamıştı. Osmanlı, din temeli üzerine, devleti ayakta tutmaya çalışsa da toprakları bir bir ayrılıyordu. Sırp, Bulgar, yunan ayrıldı. Mısır, Tunus, Fas işgal edildi. Trablusgarb’a İtalyan lar çıktı. Osmanlının elinden bir şey gelmiyor baskı rejimiyle aydınları tehdit ederek ayakta duruyor, güçlü olan işgalciye ise asla karşılık vermiyordu. Talat bey posta memuruyken Avrupa’dan gelen mecmuaları okuyarak meşrutiyeti savunur hale geldi. İçinde büyük okuma isteği vardı. Hukuk fakültesine girdi ama siyasal fikirleri orayı bitirmesine engel oldu. 30 Temmuz 1896’da tutuklanarak 2 yıl hapse mahkum edildi.  Gerek hapiste ve sonrasında baskı rejimine karşı örgütlü mücadelenin gerekliliğine inandı. Seyyar posta memuru olarak Selanik ve çevresinde gitmedik yer bırakmadı. Askerlerden çok arkadaş edindi. 1903’te Selanik Telgraf Müdürü oldu. 21 kasım 1907’de memuriyetten ayrıldı. Selanik Ticaret Lisesine Müdür oldu. Örgütcülüğe devam ediyordu, ittihat-ı Terakki cemiyetine katıldı ve milletvekili seçildi.

Şairin dediği tabirle Bizim Talat hep halk adamıydı. Herkesçe sevilen Talat bey Osmanlı Meclis-i Mebusanına Başkan Vekili seçildi. Birleştiriciydi, örgütcüydü ama en önde hiç olmadı. Talat bey nerede durursa aslında merkez orada demekti. Tüm vekiller onun yanında yer alırlar ve sıklet merkezinin Talat olduğunu gösterirlerdi.

Dahiliye Bakanı olduğu yıllarda kiralık evde oturdu ve karneyle ekmek aldı. Padişahın tüm ısrarlarına rağmen lojman ve araba kabul etmedi. Öldürüleceğini bir çok kez söylemelerine rağmen korumasız bir şekilde halkın içinde eski posta memuru gibi gezdi.

1.Dünya savaşında ilk cephede Enver Paşa yenilmiş ve 90 bin şehit verilmişti. Ermeniler, Ruslarla işbirliği yapıyor kiliselerde saklanan silahlarla çetelerin yanında ordumuzun ikmal yollarını kesiyorlardı. Van ve Zeytun’da Ermeni ayaklanmaları patlak verdi, binlerce Müslüman Türk ve kürt katledildi. Erivan’dan on binler Anadolu’ya doğru kaçtı bir İslam şehri olan Erivan’da hiç Müslüman kalmadı. Erzurum, Van, Erzincan hatta Trabzon’a kadar Rus ordusu ve Ermeni silahlı güçleri  Müslümanları yok ediyor, kaçan kurtuluyordu. O  yıllarda Talat Paşa Tehcir kararını aldırdı.

Tehcir savaş bölgelerinde bulunan ve düşman kuvvetlerle işbirliği yapan Ermeni ve Rum halkının göç ettirilmesi, savaş alanı dışına, başka bir Türk toprağına savaş bitene dek yerleştirilmesiydi aslında. Tehciri Talat Paşa’nın ağzından dinleyelim isterseniz; “En evvel söylemek gerekiyor ki bu tehcir ve soykırım rivayetleri son derece mübalağa edilmiştir. Bununla vukuatı inkar etmek istemiyorum; tehcir olmuştur şüphesiz ancak bütün  ermeni ve Rumlar mesul değildir. Büyük harp sırasında (1.dünya savaşı) ordularımızın hareket serbestini ihlal eden, arkada isyanlar çıkartarak memleketin selametini, ordularımızın emniyetini tehlikeye düşüren hareketlere müsamaha edilmesi zaruriydi. Tehcir özellikle Erzurum, Erzincan, Bitlis yörelerinde yoğunlaştı. Bunlardan göç eden Ermeniler yanlarına kıymetli eşyalarını da aldıklarından eşkiyaların saldırısına da uğradılar. Yöre halkı daha önceden kin beslediği için de çok fazla katliamlar meydana geldi. Yine Talat Paşa’yı dinleyelim; “Demek istemiyorum ki her yerde tehcir muntazam bir şekilde ve yalnız zaruretin zorladığı derecede yapılmıştır, bazı yerlerde çoktan birikmiş düşmanlıklar bu vesileyle infilak ederek katiyen arzu etmediğimiz suistimallere sebep olmuştur.”

Talat paşa her şeye rağmen sorumlulukları üstleniyor altlarını koruyordu. O her zaman iyi bir idareci olmuştur, yapılan hataların alınan kararların bir parçası olarak kalmamış, tüm sorumluluğu üstlenmiştir. Savaş ortamında tehcirden dolayı suç işleyenlerin bir kısımını anında idam ettirmiştir. Fakat savaş ortamında tüm suçlulara ulaşamamış ve davanın sonucunu getirememiştir.

İtilaf devletleri Osmanlı devletini yenip işgallere başlayınca yurtdışına kaçtılar. Fakat tüm akılları Anadolu’daki istiklal savaşındaydı. Mustafa Kemal paşa’yla sürekli yazıştı Talat paşa. Mustafa Kemal son mektubunda yabancı liderlerle yaptığı görüşmeler konusunda kendisinin onayını istemişti  ondan.15 Mart 1921,  Hardenberg Caddesinde yürürken arkadan Teyleryan adlı bir Ermeni  kurşunuyla vurularak Berlin’de öldürüldü hayatında bir kez diz çökmüştü, o da ölürken…

Bu dünyadan bir Talat geçti, gitti ama hala konuşuluyor, konuşulacak şüphesiz. Çünkü o bir  meşrutiyet, demokrasi savaşçısıydı. O Osmanlının 1.dünya savaşında Almanların yanında yer almasının ve sonucunun önde gelen liderlerindendi. Tehcir olayının kararını aldıranlardandır. Şimdilerde soykırımla milletimizin töhmet altına alınmasında önderdi. Hataları vardı ama sahip olduğu dava uğruna savaştı yalnızca.

Tek bir gözlükten bakarsan suçları çoktu dersiniz. Osmanlıyı yıkıma, Ermenileri soykırıma sürükledi dersiniz şipşak. Fakat zaten yıkıma giden bir devleti yaşatmak için meşrutiyet savaşcısı olarak verdiği mücadeleyi göz ardı etmiş olursunuz o zaman.

Ermenileri aynı koşullar şu an olsaydı yani Türkiye Cumhuriyeti düşmanları olan ordularla işbirliği yaparak ordularımızı arkadan vurduklarını düşünsek bunlara nasıl tavır alırdık sorusu nasıl yanıt bulur hiç düşündünüz mü ? yalnız ermeni örneği değil devletimiz vatandaşı olan Arnavut, Türk, kürt , Boşnak ve işbirlikçi tüm etnik unsurların Türkiye Cumhuriyeti devletini yıkma yolunda dış düşmanlarla aleni işbirlikçilerine nasıl yanıt vermek icap ederdi sorarım?

Talat Paşa yaşasaydı şimdi Ermeni soykırımı yalanlarını savunmak üzere yaşamında olduğu gibi ülkesini savunmak üzere cenevreye giderdi bundan eminim.

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.