Son Dakika

• No Posts Found

nüktedan – KUR’AN ÖĞRENMENİN MANASI VE MUHTEVASI

Sevgili dostlar, insan bir şeye talip oldu mu onun talebesi olur veya olması lazımdır. Bu nedenle, öğrenecek olduğu şeyin bir yerinden de başlaması gerekir.  O zaman ilk teşebbüs, ilk adım ne olmalı ve nasıl olmalıdır. Evet, bu çok önemlidir. Çünkü, yanlış başlanırsa yanlış gider. Yanlışla da doğru bulunmaz. Onun için, dikkatli, bilinçli, metotlu, disiplinli ve hedefli olunmalıdır. Amaç, doğru bilgi elde etmek ve o bilgiyi de yaşama geçirecek nitelikte olmasına özen göstermektir. Çünkü, pratiği olmayan ve insana maddi manevi olumlu ve meşru bir şey kazandırmayanlar boştur. Böyle boş,  gereksiz ve zarar veren şeylerle de Müslüman’ın meşgul olması doğru değildir. Buraya kadar kısaca ifade etmeye çalıştıklarımızı bir genelleme olarak  kabul ettikten sonra,  özele geçebiliriz. O özeli de, her Müslüman’ın kendine özel statüsüne göre  düşünüp değerlendirmesini öneriyor ve bu  çerçeveden konuyu ele alacağımızı ifade etmek istiyoruz. İlk olarak da temel ve dini hayat kitabımız olan Kur’an-dan başlayalım dedik. Dikkat  çekmiştir sanırım, kutsal kitabımız demedim, çünkü Kur’an Yüce Rabbimiz ifadesiyle Arap dilinde indirilmiştir. Bu, Arap dilinin kutsal olduğundan ötürü değil, çünkü Arapça kutsal bir dil değildir. Her toplumun dili gibi oda bir dildir. Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam Arap milletinden idi ve dili de Arapça olup, Arapça konuşuyordu. Onun için Kur’an  Arapçadır. Ancak,  Arapça Kur’an-ın aslı olan vahiy kutsaldır. İkinci bir husus da, kutsal demek bir manasıyla da dokunulmaz mübarek demektir.  Bu anlayışın etkisiyle olsa gerek, Kur’an-ı  çok yükseklerde tutmak, herkes değmesin-ellemesin diye el altından uzak yerlere koymak en azından bu kutsala uymak olarak anlaşılmış. Yanlış ama, ne yazık ki toplumumuz tarafından bu bir teamül haline gelmiştir.Aziz dostlar, Müslümanlar olarak her birimizin hafızasında Kur’an-dan sureler ve ayetler vardır. Çocukluğumuzda, tahsilde veya sosyal hayatımızda öğrenip ezberlemişizdir. Başta besmele olmak kaydı ile, Arapça metni ve anlamı  ile şöyledir: (Bismillahirrahmanirrahim ) “ Rahman rahim olan Allah’ın adı ile” bunu bilmeyen hiçbir Müslüman düşünemiyorum.  Ancak,  ülkemizdeki Müslümanların  % 90’ı ezbere bildiği sure ve ayetlerin anlamını bildiğini de sanmıyorum. İşte bu doğrultudan hareketle diyorum ki, Kur’an öğreten ve öğrenen her Müslüman titreyip, ürperip ve silkinip, kendine dönüp düşünmelidir. Kur’an-ın okunup öğrenilmesi ve ezber edilip hafızaya kazınmasının amacı nedir? Lütfen, soralım kendimize, neden Kur’an okumasını öğrendik ve neden ezber ettik? Öğrenip, ezber ettiğimiz Kur’an-la ne yapıyoruz?  Bu öğrenip  ezber ettiklerimizi nerelerde kullanıyoruz ve bize ne ölçüde faydası oluyor? Şöööyle bir yaşamımıza göz atalım ve etraflıca düşünelim! Esas aslından okumasını öğrendiğimiz Kur’an’ın,  anlamı itibariyle bize ne dediğini mi merak ediyoruz, yoksa en azından haftada bir tecvid ve hurufatına uygun olarak bir sureyi ve gelelikle de Yasin’i ölmüşlerimize okumayı mı? Tabi birde en önemlisi Namazlarımızda okumamız gereken kadarıyla öğrenip okumamızı mı? Bu işi meslek edinenleri ayrıca değerlendirmek kaydı ile, Kur’an-dan ezberlediklerimizi veya Kur’an-ı yüzünden bakarak okumamızı başka ne maksatlarla yaşamımızda ele alıp üzerinde durup araştırma ve fikir yürüttüğümüz oluyor, bunları bir-bir düşünelim! Kur’an-ı ne zaman hatırlarız, başımıza bir bela veya bir sıkıntı geldiğinde, müzmin bir hastalığa yakalandığımızda, kendimiz veya çocuklarımızdan birinin bir işe, bir makama veya tahsil hayatında sınav geçmeye faydası olması için mi? Değerli dostlar, yukarıda ifade ettiğimize bir tek örnek vermek istiyorum. Yüce Allah Nahl suresinde, balın insanlar için şifa olduğunu söylüyor.  Şimdi, şifa ismi geçen bu ayeti okumakla, baldaki şifadan istifade etmek mümkün mü? Yani, başı ağrıyan birine doktorun yazdığı  ilacı almayıp da, sadece reçeteyi okumak, o ağrıya deva olur mu? Gelelim Kur’an okumayı meslek haline getirmiş olanlara, nerde ve ne maksatla olursa-olsun, fal bakmaktan, muska yazmaya, okuyup da ölülere satmaya, ücretle bu işi yapıp yarın ahrette ecir beklemeye varasıya kadar bu yolda mesai sarf edenler, bu durumlarıyla Kur’an-a anlam ve amacı açısından nasıl bir bağlılık sergiliyorlar? Bu anlayış, Kur’an-ın insanlığa iniş amacıyla örtüşüyor mu? Bu anlayışı insanlar nerden edindiler? Elbette, kendileri Kur’an-ı okuyarak bunları bulmadılar. Din kisvesi altında birileri bunları ortaya attı, tavsiye etti ve kendileri de bu işi meslek adı altında yaptı. Bu duruma işin uzmanları bir ad koyuyorlar, ben onu zikretmeyip, siz dostlarımın yorumuna, idrakine ve iz’anına bırakıyorum.  Evet, Kur’an okumanın anlamı ve muhtevası bu olmamalıdır. Çünkü,  Kur’an-ı okunması gerektiği gibi okuyup-uygulayanların dünyası mamur ve mesrur olacağı gibi ahretleri de cennet olacaktır. Ama, cennet ucuz değil, fiyatı bir hayattır, yaşanarak kazanılacak. O nedenle, hayatını Kur’an-la inşa etmeyen, Kur’an-ın gösterdiği cennet yolculuğu yapmıyor demektir. Cennete giden yolu tutmayan da, haliyle cennete gidemez. O zaman, Kur’an-ı anlamak ve yaşamak için okuyalım, hem dünyamızı ve hem de ahretimizi kurtaralım diyor, hoşça ve dostça kalmanızı diliyor ve siz dostlarıma ebedi mutluluklar temenni ediyorum.                                         LEBİD

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.