RAMAZAN SAYFASI

RAMAZAN-15  (20.06.2016)

Günün ayeti

“Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” Ahzab( 33) 35

Günün hadisi

“(Muteber) oruç, (hep beraber) tuttuğunuz gündekidir. (Muteber) iftar, hep beraber) ettiğiniz gündekidir. (Muteber) kurban (hep beraber) kurban kestiğiniz gündekidir.” Tirmizi,savm.56(2034)

Kardeşlik

“Zaten mesleğimizin esası uhuvvettir. Mesleğimiz haliliye (Allah’ın dostu olan Hz. İbrahim(as)’ın örnek alındığı yol) olduğu için, meşrebimiz hıllettir(çok güçlü dostluktur).

Hıllet ise, en yakın dost ve en fedakar arkadaş ve en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmert kardeş olmak iktiza eder. Bu hılletin üssü’l-esası(en temel şartı), samimi ihlastır.

Samimi ihlası kıran adam, bu hılletin gayet yüksek kulesinin başından sukut eder(düşer, alçalır). Gayet derin bir çukura düşmek ihtimali var; ortada tutunacak yer bulamaz.”der Hazretleri.

Kardeşlik, kendi nefsani duygularını unutup, kardeşlerinin meziyetleri ve hissiyatıyla fikren yaşamaktır. Allah-u Teala’nın, ‘Müminler ancak kardeştirler…’ Hucurat/10. ayetiyle haber verdiği ve müminlerin kalpleri arasında kıldığı kardeşlik bağı, çok derindir, çünkü bu sevgi onların kalplerini dolduran Allah sevgisinden kaynaklanır.

Müminler, aralarındaki sevgi, Allah sevgisi ve Allah korkusu temelleri üzerinde kurulmuştur ve bu sağlam temeller üzerinde yükselir.

Aralarındaki bu sağlam gönül bağı sebebiyle, her konuda birbirleri için özveride bulunur ve birbirlerinin hatalarını bağışlarlar. Müminler arasında da sıkıntılı anlar olabilir. Böyle durumlarda kişi, mümin kardeşinin iyi yönlerini ve onun Allah rızası için yaptıklarını düşünür, asla kin ve düşmanlık gütmez, asla buğz etmez. Bu hal, Rabbimiz’in beğendiği üstün ahlaka asla uymaz.

:Bediüzzaman hazretleri bu güzel ahlakı kazanma yönünde şu tavsiyede bulunur “Kardeşlerinizin nefislerini nefsinize şerefte, makamda, teveccühte(insanların değer vererek yönelmelerinde), hatta menfaat-i maddiye(maddi çıkarlar) gibi nefsin hoşuna giden şeylerde tercih ediniz.Hatta, en latif(hoş) ve güzel bir hakikat-i imaniyeyi(iman hakikatini) muhtaç bir mü’mine bildirmek ki, en masumane, zararsız bir menfaattir; mümkünse, nefsinize bir hodgamlık(bencillik) gelmemek için, istemeyen bir arkadaşla yaptırması hoşunuza gitsin.Eğer “Ben sevap kazanayım, bu güzel meseleyi ben söyleyeyim” arzunuz varsa, çendan(gerçi) onda bir günah ve zarar yoktur; fakat mabeyninizdeki(aranızdaki) sırr-ı ihlasa(ihlas sırrına) zarar gelebilir.”

Ayrıca kin beslemenin, düşmanlık etmenin insanın hem kendi nefsine, hem mümin kardeşine, hem de ilahi rahmete zulmettiğini, tecavüz ettiğini söyler. Çünkü insan, kin ve düşmanlıkla nefsini büyük bir azapta bırakır.

Tesanüd, şeytanı müthiş kızdırır. Müminlerin arasındaki tesanüd ve dayanışmayı bozmaya çaba gösteren, aralarını açmaya çalışan bu sinsi düşmana Kur’an-ı Kerim şöyle dikkat çeker:

“Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.” (İsra Suresi, 53)

Şeytanın planlayıp uygulamaya koyduğu sinsi tuzaklarına düşmemek için müminler birbirlerine hatırlatmalarda ve uyarılarda bulunurlar. Gerçek sevgi de budur. Bir mümin ahirette yalnızca kendi vereceği hesabı düşünmez. O, kardeşlerinin de sonsuz mutluluğuna vesile olabilmeyi ister. Bu sevgi herhangi bir dünyevi çıkar kaygısı ile bozulmamış sevgidir, Allah’ın, müminlerin kalplerinde kıldığı bir nimettir.

Uhuvvetin eksikliği ise Hazretleri’nin ifadesiyle muzırdır, zulümdür ve hatta sadece Müslümanlar için değil tüm insanlık için zehirdir. Müslümanların kendi aralarında kardeşliği yaşa-ya-mamaları, İslam’a kalbi ısınacak olanların da uzak durmalarına sebep olur.

Ve aynı şekilde İslam aleminin uhuvvet ve dayanışma gerçekleştirememesi, bela üzerine bela ve musibet üzerine musibet gelmesinin sebeplerinden en önemlisidir. Bu, Allah’ın ‘uyuyan’ Müslümanları uyandırma yöntemidir.

‘Dün’ İslam alemine bir bela daha yaşattı Allah. Adil olmayan bir kararla “asalım” çığlıkları arasında Bangladeş’de bir Müslümanın- Abdülkadir Molla- daha canı alındı.

İnsan öldürmek çok zor bir şey olduğu halde, bu kadar kolayca yerine getirilmesi, uhuvvet eksikliğinden yaşandı.

Sevgisizliğin ve vahşetin bu seviyeye ulaşmış olması ürkütücüdür. Yanlışlıkla bir adam öldüren Hz. Musa A.S.), büyük elem yaşamıştı. Kaldı ki buradaki durum, bir Müslümanın bile isteyerek canını almaktır.

Sebebi de uhuvvet (kardeşlik) eksikliğinin verdiği zehirdir. Müslümanların bunca belaya, zorluğa, zulme karşı hala aralarında  dayanışma ve birlik ruhunu yaşayamamalarıdır. Hala birlik olamamalarıdır.

“Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler…”’ Hz. Muhammed (A.S.M.)

Affetmek…

Takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) bir Müslüman’ın en önemli özelliklerinden bir tanesi insanları affedebilmesidir. “Müslüman” kelime anlamı olarak “teslim olan” anlamına gelmektedir. Peki Müslüman neye ya da kime teslim olandır?

-Müslüman; öfkesine, kinine ya da arzularına teslim olan mıdır?

-Hayır, tabii ki de.

-Müslüman; öfkesini, kinini ya da arzularını yenip yalnızca Allah’a teslim olandır.

Allah’a olan teslimiyetimizi (Müslümanlığımızı) gösterebileceğimiz en önemli noktalardan bir tanesi insanları affedebilmemizdir. Bakınız, Rabbimiz bir ayetinde ne diyor:

“O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.” Ali İmran/134.

Ayette görüyoruz ki takva sahibi bir kulun özelliklerinden bir tanesi öfkesini yutup insanları affedebilmesidir. Ayette ayrıca Allah’ın bu şekilde güzel davranışta bulunan insanları sevdiğini görüyoruz. Bizler de Allah’ın sevgisini kazanabilmek için öfkelensek de insanları affetme gayretinde bulunmalıyız.

Öfke ve kin gibi duygular, bu tür duyguları içerisinde taşıyanları yıpratan ve onlara zarar veren duygulardır. Bu duyguları taşıyan kişiler strese girerler ve psikolojik olarak rahatsızlık yaşarlar. Bu duygular, insanı bunaltan ve rahatsız eden duygulardır.

Benim düşünceme göre Allah’a olan teslimiyet, bazen kendi arzu ettiğimiz şeyden vazgeçip Allah’ın sevgisini kazanabilmek için Allah’ın yapmamızı istediğini düşündüğümüz şeyi yapabilmemizdir.

Örnek verecek olursam: Bir kişiye çok öfkelendiğimizi ve kin gütmeye başladığımızı düşünelim. Bu durumda o kişiden intikam almayı ya da  ona zarar vermeyi arzulayabiliriz. Eğer bizler Allah’ın sevdiği bir kul olabilmek için içimizden geçen bu arzulara galip gelip karşımızdaki kişi özür dilememiş olsa da Allah’ın sevgisini kazanabilmek için o kişiyi affedebiliyorsak işte tam bu noktada Allah’a olan teslimiyetimiz başlamış demektir.

Affetmeyi bilmeyen kişiler için hatalı olan kişiyi affedebilmek zor bir şeydir ama başarılması gereken bir şeydir. Affetmek;  affeden kişiye huzur verir ve onu psikolojik olarak rahatlatır.

Şöyle bir düşünelim: Bazen farkında olsak da olmasak da Allah’a karşı kusurlarımız oluyor ve Allah’tan af diliyoruz. Eğer bizleri yaratan Rabbimiz en ufak kusurumuzda bizleri affetmeseydi halimiz ne olurdu?

Bizler, affedilmeyi istemeyi bildiğimiz gibi affetmeyi de bilmeliyiz. “Rabbim benim kusurlarımı affediyor, ben de başkalarının kusurlarını affedebilmeliyim.” demeliyiz.

Konuyla ilgili olarak şu ayetleri de ilave etmek isterim:

“Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir. Eğer şeytanın fitlemesi seni dürterse hemen Allah’a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar.” (Araf/199-200-201.

Kin ya da öfke gibi duygularımızın ağır bastığı durumlarda, bunun bizler için şeytanın bir kışkırtması olduğunu düşünüp “Sana sığınırım Rabbim” gibi bir ifadeyle hemen Allah’a sığınmalıyız.

Özellikle öfke anında insanlar başkalarına ya da kendilerine zarar verecek söz ya da davranışlar içine girip yanlış hareket edebilirler. Bundan korunabilmek için Allah’a sığınmalıyız ve Allah’tan yardım istemeliyiz.

DÜŞÜNCE DÜNYASI

Annem….

Evlendiğimden beri annem evime ilk defa geliyordu. Daha önce eşya yerleştirmeye gelmişti ama bu başkaydı. Evimi güzelce temizleyip yemekleri yaptım. Öğleye 1 saat kalmıştı neredeyse gelir derken. Zil çaldı ve annem geldi.

Ev hediyesi diye bir de hediye getirmişti. Paketi açınca şok geçirdim içinden kullanılmış sünger çıktı.

Sordum anneme senin yatak odandaki aynanın üzerinde duran sünger mi bu diye evet dedi. Evde temizlik bezleri vardı ama bunu da kullanırım dedim.

Annem bunu kullan diye getirdim ama temizlikte kullan diye değil dedi..

Yaa peki nasıl kullanacağım dedim geçmişe sünger çekmek için kullanacaksın dedi, anlamamıştım.

Anneannem ve dedem hep kavga ederlermiş anneanneme dedem geçmişe bir sünger çek dermiş ama anneannem bunu hiç yapamazmış. Dırdırları ile dedemi bıktırırmış.

Peki neden kadınlar geçmişe sünger çekiyor da erkekler çekmiyor dedim anneme annem çünkü erkekler unutkandırlar geçmişi hatırlamazlar kadınlar ise hassastır kendilerini üzen hiçbir şeyi unutmaz aklına geldikçe acı çeker ve etrafındakilere de acı çektirirler dedi.

Anneannem de hatasının farkında olduğu ama düzeltemediği için anneme nasihat amacıyla onun ilk evlendiği zaman ev ziyaretine bu hediye ile gitmiş.

Bize yaptığın taze kuru fasulyen ve pilavını afiyetle yedik karnımız doydu dedi.

Ama bayat yemeği önümüze çıkarsan keyifle yiyemez tam doymadan kalkardık dedi.

Evlilikte böyle bişey işte yavrum geçmiş konuları bayat yemek gibi ısıtıp getirirsen bir kaç ısıtmadan sonra tadı kaçar karın doyurmaz hale gelir. Ama geçmişe sünger çekersen tadınız hiç kaçmaz .

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.