RAMAZAN SAYFASI

RAMAZAN-24 (29.06.2016)

Günün ayeti

“Bunlar, tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar , rükû’ ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü’minleri müjdele.” Tevbe Suresi 112.

Günün hadisi

“Ramazan’da orucunu tutup da Şevval’den de altı gün tutan kimse bütün sene oruç tutmuş gibidir.” Müslim,Sıyam/203.

İnsanlara iyilik etmek

 

Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki:

Ömür kısadır. Sonsuz olan ahiret hayatında, insanın karşılaşacağı şeyler, dünyada yaşadığı hâle bağlıdır. Akıllı olan, ileriyi görebilen bir kimse, kısa olan dünyada, hep, ahirette iyi ve rahat yaşamaya sebep olan şeyleri yapar. İnsanlara hizmet etmek için çalışır. İnsanlara iyilik etmek, ahirette azaptan kurtulmaya ve Cennet nimetlerinin artmasına sebep olur.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Müslüman, müslümanın kardeşidir. Onu incitmez, üzmez. Bir kimse bir müslümanın aybını, kusurunu örterse, Allahü teâlâ, kıyamette onun ayıplarını, kabahatlerini örter.” Buhari.

“Bazı kimseler, başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak, onlara yardımcı olmak için yaratılmıştır. İhtiyaç sahipleri bunlara başvurur. Bunlar için ahirette azap korkusu olmaz.Allahü teâlâ, bazılarına çok nimet vermiştir. Bunları, herkese faydalı olmak için yaratmıştır. Bu nimetleri dağıtırlarsa, azalmaz, dağıtmazlarsa bunlardan alıp, başkalarına verir.” Taberani.

“Bir müslümanın, din kardeşinin bir ihtiyacını karşılaması on yıl itikâftan iyidir. Allah rızası için bir gün itikâf ise, insanı Cehennem ateşinden pek çok uzaklaştırır.” Taberani.

“Din kardeşinin bir işini yapana, melekler dua eder. O işi yapmaya giderken, attığı her adımda   bir günahı af olur ve kıyamette çeşitli nimetlere kavuşur.” İbni Mace.

“Din kardeşinin rahata kavuşması veya sıkıntıdan kurtulması için idarecilere gidip uğraşana, sırat köprüsünden, herkesin ayağı kaydığı zaman, Allahü teâlâ ona yardım eder.Allah’ın en sevdiği iş, elbise vererek veya yedirip içirerek yahut başka bir ihtiyacını karşılayarak, bir mümini sevindirmektir.” Taberani.

“Saygısızlık edene yumuşak davranan, zulmedeni affeden, vermeyene veren, kendisini arayıp, sormayan ahbabını, akrabasını gözeten, Cennette yüksek derecelere kavuşur. Taberani.

“Din kardeşine güler yüz göstermek, iyi şeyler öğretmek, kötülük yapmasını önlemek, sorana yol göstermek, sokaktaki pis ve zararlı şeyleri temizlemek, birer sadakadır.” Tirmizi.

“Selam verirken gülümseyen, sadaka sevabına kavuşur.  İ.Ed-dünya.

“Seferde, topluluğun efendisi, onlara hizmet edendir. Şehitlik hariç, hiçbir amel onun sevabına erişemez.   Hakim.

“Kim, bir müslümanın sıkıntısını giderip, onu sevindirse, Allahü teâlâ, kıyamette en sıkıntılı anlarda, onu sıkıntılardan kurtarır.” Buhari.

“Din kardeşine yardım edenin yardımcısı, Allah’ın kendisir.” Müslim.

“İnsanların en iyisi, onlara faydası çok olanıdır.” Kudai.

“Allahü teâlânın farzlardan sonra en çok sevdiği iş, bir mümini sevindirmektir.”  Taberani.

“İmanı en kuvvetli olan, ahlakı en güzel ve hanımına karşı en yumuşak olandır.Söz veriyorum, tartışmayan, haklı da olsa, kimseyi incitmeyen Cennete girer.” Tirmizi.

“Müminler, birbirine karşı sevgi ve merhamette, bir vücut gibidir. Vücudun bir yeri rahatsız olunca, bütün vücut huzursuz olur. Oranın tedavisi ile meşgul olurlar. Müslümanlar da böyle birbirine yardıma koşar.” Buhari.

“Çevrendekilerle güzel komşuluk et ve kendin için sevdiğini, başkaları için de sev ki müslüman olasın.” Harâiti.

İyiliği sayarak değil saçarak yapmalı

İslam âlimleri buyuruyor ki:

“Allah’ın size nasıl muamele etmesini istiyorsanız, Onun kullarına öyle muamele ediniz.Cömert verene değil, verdiğine sevinene denir.Bütün kötülükler, hırlaşmalar almak üzerinedir. Bütün iyilikler, vermek üzerinedir.

Herkese iyilik etmek, ödünç veya sadaka vermek çok sevaptır. Akrabaya yapılan iyilik daha sevaptır. Bir kadın, Resulullah efendimize, (Fakir kocama yardımda bulunsam, sadaka yerine geçer mi?) diye sual ettirdiğinde Peygamber efendimiz, (İki sevap vardır. Biri sadaka, diğeri de sıla-i rahim sevabı) buyurdu.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Paranızı önce kendi ihtiyaçlarınıza, artarsa çoluk çocuğunuzun ihtiyaçlarına sarf edin! Bundan da artarsa akrabalarınıza yardım edin!” Müslim.

“Bir kimseden amcasının oğlu yardım ister de, o da gücü yettiği halde, vermezse, kıyamet günü Allahü teâlânın fazlından mahrum kalır. Müslüman kardeşini sevindirmek mağfirete sebep olur.         “Senden yüz çeviren akrabana verilen sadaka daha faziletlidir. Yakın akraba ve komşuya verilen sadakanın sevabı iki misli fazladır.” Taberani.

“Bir müslümana ödünç veren iki misli sadaka sevabı kazanır.” İbni Mace.

“Bir müslümanın sıkıntısını giderene, Allahü teâlâ iki nur verir. Bu iki nurla Sıratta o kadar çok kimse aydınlanır ki sayısını ancak Allahü teâlâ bilir.Kim, arkadaşının ihtiyacını görürse, Allahü teâlâ da onun ihtiyacını karşılar.” Taberani.

“Duasının kabul, kederinin yok olmasını isteyen, darda kalanı ferahlandırsın!.” İbni Ebiddünya.

“Hayra vesile olan, hayır işlemiş gibidir. Allahü teâlâ, sıkıntıya düşene yardım edeni sever. “İbni Neccar.

Cehennemlik biri, Cennetlik birine rastlayınca ona der ki:

– Beni tanıdın mı?

– Sen kimsin?

– Benden abdest suyu istemiştin, ben de onu sana hediye etmiştim.

Cennetlik olan, ona şefaat eder. Yine Cehennemlik biri Cennetlik olana şöyle der:

– Beni tanıdın mı?

– Sen kimsin?

– Bana bir iş söylemiştin, ben de o işini yapmıştım.

Bunun üzerine ona şefaat eder ve şefaati kabul edilir.” İbni Mace.

Fakire verilen bir lokma, sahibine beş şeyi müjdeler:

1- Bir tane iken beni çoğalttın.

2- Küçük idim, büyüttün.

3- Düşman iken, beni dost ettin.

4- Fâni, yok olmak üzere iken, beni sonsuz kalıcı ettin.

5- Bugüne kadar sen beni muhafaza ettin, artık ben seni muhafaza ederim.

GÖNÜL DİLİ

“Allah’ım, hamd sana mahsustur. Göklerin ve yerin nuru, nur vereni sensin. Hamd sana mahsustur. Göklerin, yerin, göklerdekilerin, yerlerdekilerin Rabbi sensin. Sen haksın, vaadin haktır. Sözün haKk, sana kavuşmak haktır. Allah’ım, ben sana teslim oldum, sana inandım, sana güvendim, sana sığınıyorum. Sana güvenerek mücadele ediyorum. Düşmanımla aramızda ancak senin hakemliğine başvurdum. Benim gerek evvelce işlediğim ve gerekse bundan sonra işlemem muhtemel bulunan günahlarımla, gizli ve aşikar yaptıklarımı bağışla. Benim ilahım sensin, senden başka hiçbir ilah yoktur.”

DÜŞÜNCE DÜNYASI

Baltayı bilemek

Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam sabahlari erkenden kalkiyor, ağaç kesmeye başliyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş. Gün boyu ne dinleniyor ne öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş. Akşamları da arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi birakıyormuş.

Ikinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya basladığında eve dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu tempoda çalistiktan sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya baslamışlar.

Sonuç: Ikinci adam çok daha fazla ağaç kesmis. Birinci adam öfkelenmis: “Bu nasil olabilir? Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken işe basladim, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu işin sırrı ne?”

Ikinci adam yüzünde tebessümle yanıt vermiş: “

Ortada bir sır yok.. Sen durmaksızın çalışırken, ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir.

“Kendimizi gelistirmek, baltamizi bilemektir. Kendimize zaman ayirip, yasamimizi objektif bir bakisla gözden geçirmektir. Zayif buldugumuz alanlarimizi gelistirmek için caba göstermektir. Bu, zihnimizin, ruhumuzun, karakterimizin güçlenmesi için olmazsa olmaz bir şarttır.

Delhi’deki ünlü tapinakta Sokrat’in su sözü yer alir: “Ey Insan! Kendini tanı.” Kendini tanimak, su anda olduğumuz noktayla olmak istediğimiz nokta arasındaki yoldur. Kendini tanimak, kendimizi nasil gördüğümüz ile başkalarinin bizi nasil gördüğü arasinda fark olmamasi anlamina gelir. Bireysel ve is yasamımızda başarılı, mutlu ve doyumlu olmak istiyorsak, baltamızı bilemek için kendimize zaman ayırmalıyız.

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.