SEVGİLİ HOCAM MÜJDAT GEZEN!

sermin atik arıkanSevgili okuyucularım; bu hafta sizlere benim için çok değerli olan sevgili hocam Müjdat Gezen’den bahsetmek istedim. (Asıl soyadı Gözen’dir ve bunu genelde kimse bilmez.) Müjdat Gezen 29 Ekim 1943 tarihinde İstanbul’un Fatih semtinde, eski TRT müzisyenlerinden Necdet Gezen ile Macide Hanım’ın oğlu olarak dünyaya geldi. Oyunculuk yeteneğinin farkına varan ilkokul öğretmeninin zoruyla ( hocamın dediğine göre dayak atmakla tehdit etmiş) ilk defa 1953 yılında, “Küçük Çiftçiler” adlı bir ilkokul piyesiyle sahnelere adım attı. Sanatın diğer dallarıyla da alakalı olan küçük oyuncunun yazdığı şiirler de aynı yıl Doğan Kardeş adlı çocuk dergisinde yayımlandı. İlerleyen yıllarda, İstanbul Radyosu bünyesinde kurulmuş olan Çocuk Kulübü kadrosuna katılarak şarkı söylemeye başladı. Eğitim hayatına başladığı Hırka-i Şerif İlkokulu’ndan mezun olduktan sonra orta öğrenimine Karagümrük Ortaokulu’nda devam eden Gezen, ikinci sınıfta art arda iki defa kalınca, babası tarafından birçok sosyal faaliyetten men edildi. Gezen’in en ağırına giden ise konulan tiyatro yasağı olmuştu. Çünkü o dönemlerde, bir yandan amatör tiyatro topluluklarına katılıyor ve çeşitli oyunlarda yer alıyordu. Bu cezaya razı gelmek istemeyen küçük Gezen’le bir anlaşma yapan baba Necdet Bey, okulu daha fazla fire vermeden bitirmesi durumunda, kendi eliyle onu tiyatroya yazdıracağı sözünü verdi oğluna. Ortaokulun ardından lise öğrenimi için dönemin birçok ünlüsüne eğitim vermiş ve Türkiye’de ilk defa ders dilini Türkçe’ye çevirmiş okul olan Vefa Lisesi’ne giden Gezen, Uğur Dündar ve Kemal Sunal ile burada tanıştı ve arkadaşlıkları uzun yıllar boyunca devam etti. 1959 yılında, 16 yaşındayken sahne sanatlarına duyduğu ilgiyi ve yeteneği görmezden gelmeyen ve anlaşmaları uyarınca sözünü tutan babası Necdet Bey, onu İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’na yazdırdı ve arkadaşı olan sahne amiri Kemal Tözem’e emanet etti. Müjdat Gezen bu olayı “Ustalarım” adlı kitabında şöyle anlattı…

“Geriye dönüp baktığımda üzerinden 44 yıl geçmiş. 1959’dan 2003’e… İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrolarına babam götürmüştü beni. Sahne amiri Kemal Tözem arkadaşı olurdu. Al Kemal bu benim oğlum. Eti senin kemiği benim sana emanet demişti. Karagümrük Ortaokulu’nda ikinci sınıfta üst üste iki yıl çakıp da belge alınca babam bana ceza vermişti. Ne para ne eğlence her şey yasaktı. En çok tiyatro yasağı ağrıma gitmişti. Ben ısrar edince önce okulunu bitir sonra seni elimle yazdıracağım tiyatroya demişti. Ertesi yıl ortaokulu büyük bir başarıyla bitirdim. Babam da sözünü tutup beni tiyatroya kendi eliyle götürmüştü işte. Tiyatroya 10 lira brüt yevmiye ile başladım. İlk maaşımı anneme getirişimi hiç unutmam. Dedim ya üzerinde 44 yıl geçmiş.” Böylece 1960 yılında profesyonel oyunculuk hayatına adım atmış olan Gezen’in kariyeri, bu dönemden sonra hızlı bir yükselişe geçti. Gezen 1961 yılında İstanbul Belediyesi Konservatuarı’nın açtığı sınavı kazanarak Tiyatro Bölümü’ne girdi ve eğitiminin yanı sıra burada sahnelenen oyunlarda rol almaya başladı. Ertesi yıl yönetmenliğini Yılmaz Atadeniz’in yaptığı “Yedi Kocalı Hürmüz” filmi ile ilk defa kamera önüne geçti. Sonrasında 1963 yılında Muammer Karaca ve Münir Özkul tiyatrolarında oyunculuğa devam ederek kamudan özel sektör sahnelerine adım attı. Aynı yıllarda şiirleri ve bazı amatör tiyatro oyunları çeşitli kültür-sanat dergilerinde yayımlandı. 1964 yılında askerlik görevini yerine getiren Gezen, bu dönemde oyun yazarlığına ağırlık verdi. 1966’da ise Ulvi Uraz Tiyatrosu’nda rol almaya başladı. Aynı dönemde “Denizciler Geliyor” adlı komedi filminde oynadı. Ertesi yıl kendisi gibi oyuncu arkadaşlarıyla bir araya gelerek “Halk Oyuncuları” adlı bir oluşuma imza attı. Profesyonel oyunculuk yaşamının sekizinci yılında, 1968’de ilk defa kendi adını taşıyan özel tiyatrosunu kurdu. Öte yandan da İstanbul Tiyatrosu’nda rol almaya devam etti. Aynı yıl Gün İrk ile hayatını birleştirdi ve bu evlilikten iki yıl sonra Elif adını verdikleri bir kızı dünyaya geldi. 1969’da “Berduş” ve 1970 yılında da “Kara Gözlüm” adlı sinema filmlerinde rol alarak beyaz perdede boy gösterdi. Bu dönemde, Uğur Dündar ve Perran Kutman ile birlikte, izleyici tarafından çok büyük ilgiyle karşılanan televizyon programları hazırladı. Bu ilginin nedeni ise ülkenin sosyal durumuna yönelik eleştirel bakış açısını, komedi unsurlarıyla birleştirerek işlemesiydi…

Haftaya kaldığım yerden devam edeceğim. Sevgilerle…

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.