Son Dakika

• No Posts Found

– NÜKTEDAN – İMAN ŞARTLARI VE MUHTEVASI

Sevgili dostlar, İslam, ilim, akıl, mantık, irade ve vicdan dinidir. Bunların hepsi insan hayatında pratik olarak vardır. Ama, mü’minde İslam yasaları çerçevesinde uygulanma hakkına sahiptirler. O nedenle, İslamın tevhit mührü her davranışın üzerinde marka olarak yerini alır. İman gücü nispetinde de ışık verir ve çevreye etkin olur. İnsandaki özellik bu potansiyelle Müslüman kimliğini oluşturur. Bu nedenle Müslüman ilim sahibi olmak, bildiklerini aklın ve mantığın süzgecinden geçirmek, kendi hür iradesiyle yolunu seçmek ve o yolda güven ve cesaretle yürümek hakkına sahip demektir. Bu özellikleriyle iman gücünü amelle bütünleştirip, vicdan terazisinde tartarak yaşayışına yön verir.  Ne aklını, ne iradesini  ve ne de vicdanını kiraya veya emanete vermez. Sorumluluğunun çerçevesini iman bilincinin samimiyetinde eyleme dönüştürür. Allah’ın emir ve yasaklarının yasalarla kayıtlı olduğunu ve pratik hayatta bunlara uyması gerekli olduğunu bilir ve öyle yapar. Çünkü, ilimsiz-bilgisiz Müslümanlık olmaz, eylemsiz ve ibadetsiz, muğlak vicdanlara hapsolunan dindarlığa da Müslümanlık denmez. İmanın bilinçsiz tasdiki, dil ile neyin ikrarı oluyor? Evet düşünmek lazım, bu tutarsızlıktır. Tafsili iman tahkikle sarsılmaz bir güce erişmedikçe ve Salih amelle de kalbe tam yerleşmedikçe o Müslümanlık sallantı da demektir ve bir iddiadan öte geçmeyecektir. Onun için Müslüman imanı, şartlarını ve bunların muhtevasını çok iyi bilecek ve o bildiğini hayatına mal edecektir, Müslümanlığının tezahürünü pratik olarak kanıtlamış olsun. Aziz dostlar, buraya kadar yapmaya çalıştığımız Müslüman tespiti çok önemli bir noktaya ışık tutmak içindir. Oda zamanımızdaki gelenekçi İslam anlayışının, klasik ifadelerinin mollavari anlatımlarını, zamanımızda oluşan ihtilafları, donuklukları ve bunlara olan saplantıları ortadan kaldırmak düşüncesine matuftur. Bu noktada Bediüzzaman Said’i Nursi’nin bir sözünü zikretmeden geçemeyeceğim. Hazreti Üstat diyor ki, “İman hakikatleri tevessü ettiği ( genişleyip-yayıldığı ) gibi, küfrün iddiaları da tevessü eder” Burada dikkat çeken husus, insanlık hayatında ilim, fikir-düşünce ve buların tezahürleri olan bir takım maddi ve manevi gelişmeler durağan değildir. Bunların bir de paralellik arzedenleri var. Üstadın dikkat çektiği gibi, dinimizde yenilenmesi, özüne sadık kalınarak geliştirilmesi gerekli olanlar. İşte bu noktadan hareketle diyoruz ki, Ayet ve Hadislerin yorumları olan alimlerimizin görüşleri ve tefsirler, aynen ayet ve hadis kutsiyetine büründürülüyor. Alimlerimizin o görüş ve yorumlarına da ayet  ve hadisler gibi dokunulmazlık kazandırılıyor. Bu yanlıştır ve devam ettirilen bir hatadır. Elbette, alimlerimizin görüş ve yorumları birer değerdirler, ama ayet ve hadislerin yerlerini asla alamazlar. Bunu bir sefer her Müslüman çok iyi ve doğru anlamalıdır. Çünkü, o görüş ve yorumlar o zamana çözüm ve çare olabilirler, bütün zamanlara değil. Bütün zamanların değişmezi Kur’an-dır, Hz. Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem )in Kur’an-ı hayata pratikleştirmesini örnek almaktır. Burada da o ince noktayı görüp akıldan uzak tutmamak lazım. Çünkü Kur’an ve Hz. Peygamber hayat kaynağımızdır. Değerli dostlar, o ince noktayı bir örnek vererek geçmek istiyorum. Peygamber Efendimiz zamanında 600 gr. Gümüş ile 83 gr. Altın eşit değerde imiş. Zekatta para değeri bunların eşitliği üzerinden hesap edilip zekat veriliyormuş. Şimdi ise arada uçurum var. Bu duruma benzer daha bir çok mesele var, yeniden gözeden geçirilmesi gerekir. Ama, geleneksel İslami anlayış böyle birçok fetva ve görüşlerin hakkında tartışılmaz ve onların üzerinde farklı bir görüş ortaya konulmaz derecesinde bir şartlanmışlık içindedir. Bundan beşyüz yıl ve daha fazlası bir geçmişi olan ulemanın fetvaları, zaman içinde şartlar değişmiş olmasına rağmen eleştirmenin dinden çıkma olarak vasıflandırılması hiç hoş bir kanaat değil. Aslında insan hayatı teknolojinin gelişmişliği içinde çeşitli sosyal yönleriyle sürdürülen ilişkiler eskilerin  yorumlarıyla kalplerde, akıllarda ve vicdanlarda bir rahatlık hasıl etmiyor. Özellikle teferruat meselelerinde birtakım mütaassıp kişiler bu konularda ne fırtınalar koparmaktadırlar. Bakınız bu hususta da bir örnek verip konuyu bu haftalık noktalayalım. Şadırvanda abdest alıyorsunuz, suyu israf etmeyeceksiniz. Abdest organlarınızı üçer sefer yıkayacaksınız, musluk açık çeşme akıyor, bu sayıların arasını nasıl ayırıyorsunuz?  Lütfen, şu anda kendinizi şadırvanda abdest alıyor kabul edin ve düşünün! Haftaya buluşmak niyetiyle, hoşça ve dostça kalınız.

LEBİD

İlgili haberler

Yorum yaz

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.