Son Dakika

• No Posts Found

ADAB-I MUAŞERET

MEHMET NEZİR AYGÜNdevam

17-Müslüman,insanların kusurlarını bağışlamalı,her işi güzel bir niyetle ve safi bir kalp ile eda ederek yerine getirmeli, uygun kişilerle uygun ortamlarda ve manevi bir hava içinde görüşerek konuşmalı, kendisine emanet edilen sırlara ve eşyaya hainlik etmemeli,ne pahasına olursa olsun emaneti korumalı ve yeri geldiğinde sahibine teslim etmeli.Bu taşıdığımız canda olabilir.

18- insafla hareket etmek, insanlara karşı mütevazı olmak, sözünde durarak ahdine vefa göstermek, ihtiyaç sahiplerine karşı cömertçe davranmak, insanlar hakkında daima iyi düşünmeli, lüzumsuz ve kalp kırıcı sözlerden uzak durmak, her yaptığı işi en doğru biçimde yerine getirmek, kızgınlık ve şiddetten uzak durarak yumuşak huylu olmak, namusu, haysiyeti ve mukaddes değerleri korumak.

19-Her zaman daima hayır ve iyilik yolunu tutmak, dostluğa önem vermek, hakkına razı olmak, korkaklığı terk ederek yiğit ve cesur olmak, yapılan iyiliklere karşı teşekkür etmek, şaka ve nüktelerinde bile ahlak dışı olmamak, başkalarını kötülemekten kaçınmak, kendini yüksek görmemek, içi başka dışı başka olmamak, insanlığa ve inançlarına uygun olan her şeyi yapmak, bu işi yapmadan evvel o işin ehli ile istişarede bulunmak, yaptığı iyilikleri başa kakmamak, ağır başlı ve vakur olmak, koğuculuk yapmamak gibi güzel meziyetler taşımak.İnsanlar arasında saygınlık ve muhabbeti artırıcı çalışmalar yapmak.

Not: Bir müslüman öz olarak, kişilerin adab-ı muaşeretini günlük hayatlarında gereği kadar önemsemelerini onlara öğretmesi ve uygulaması toplum hayatına önemli bir değer katarak kaliteyi yükseltir. Toplumların ahlaki değerleri, o toplumun ekonomik verilerinden ziyade, toplumsal hayattaki ilişkilerin insani ve medeni olmasını ortaya koyan erdemler ile ölçülür.

16. Fakir Ve Yetimlerle

İlişkilerde Adab

Dinimiz, fakirlere, muhtaçlara, kimsesizlere, öksüz ve yetimlere yardım etmeyi ısrarla emretmiştir. Öyle ki,islam inancının varlığını kalbine yerleştiren bir müslüman,islam’ın bu emirlerine kayıtsız kalamaz,sefalet ve yoksulluk içinde bir hayat süren komşularına karşı, rahatça yiyip içemez.

Yetimlere bakmaya ve onların ihtiyaçlarını gidermekle ilgili birçok hadis-i şerif vardır ki, bunun şuurunda olan bir Müslümanın kendi komşusu ve islam coğrafyasının yetimlerine karşı kayıtsız ve lakayt kalması mümkün değildir.

Bu konuda ebu Hureyre’den rivayet edilen bir hadisi şerifde peygamber efendimiz: “Yetimin işleriyle ilgilenen kimse, ister yetimin yakınlarından olsun, ister yabancılardan olsun, (orta parmakla işaret parmağını göstererek) benimle Cennette şu iki parmak gibi beraber bulunacaktır.” Ebu Davud, Edeb/123. devam edecek

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.