SURİYE TÜRKMENLERİ

serdar KIRLISERDAR KIRLI

 

Suriye Türkmenleri’nin tarihini incelemeden önce Türk ile Türkmen kelimeleri arasındaki farklara ve Türkmen kelimesinin ne demek olduğuna bakmak gerekir. Türkmen kelimesinin kökeni hakkında birkaç farklı bilimsel görüş bulunmakla birlikte en çok kabul gören görüş, “Türk-i emin” kelimesi üzerinde varılan görüştür. Araplar, Türklerin savaşçı özelliklerinden dolayı Müslüman olmalarının öneminin farkına varmışlardı ve Türklerin, Müslüman olmasından sonra onlara Türk-i emin demişlerdir. Kelime Türklerin güvenilir, ahlaklı, erdemli olduğu anlamlarına gelebilir. Bir diğer farklı görüş ise İran kaynaklı bir görüştür. “Manand” hecesi geldiği kelimeye “benzeyen, onun gibi olan” anlamı vermektedir. Yani Türkmen kelimesinin anlamı da buna göre “Türk’e benzeyen, Türk gibi olandır” . Sonuç olarak Türkmen ve Türk kelimeleri arasında hiçbir fark yoktur. Bu iki kelimeyi kendileri için benimseyen insanların tarihleri birdir, birbirlerinden ayrılamazlar.

1071’de Malazgirt Savaşıyla Türkler, Anadolu’ya gelmeye başlamışlardır, fakat Türklerin bu tarihten önce Suriye bölgesine geldiğini bilmekteyiz.868 yılında Tolunoğulları Devleti ile Türkler, Anadolu’ya geldiklerinden daha önce Ortadoğu’ya gelmişler hatta burada 2  ayrı devlet kurmuşlardır. Bu devletler farklı zaman dilimlerinde Mısır, Halep, Şam bölgelerine hakim olup kısa süre de olsa buraları yönetmişlerdir. İşte bu devletler döneminde Ortadoğu bölgesine Türkler gelmeye başlamışlardır, fakat bu bilgiler yine de Anadolu’nun Türklerin ana yurdu olduğu gerçeğini değiştirmez. Anadolu o dönemin ana geçim kaynağının tarım olması dolayısıyla ve Anadolu topraklarının tarıma daha uygun olmasından dolayı Türk göçleri Anadolu’ya daha ağırlıklı yapılmış ve Anadolu daha önce Türkleşmiştir.

1000’li yıllara gelince Selçuklu Devleti’nin hakimiyet alanı genişledikçe Suriye bölgesinde de Türkmen nüfusu hızla artmaya devam ediyordu. 1086’da Halep, Selçuklu Türkleri tarafından fetedilmesiyle bölgenin Türkmen nüfusu, Kürtlere, Araplara ve Ermenilere oranla daha fazla hale gelmiştir . Bundan sonra Suriye bölgesi Osmanlı hakimiyetine girene kadar mezhep savaşları altında mücadelelere tanık olmuştur. Suriye’yi 1516 yılında Mercidabık Savaşıyla Osmanlı egemenliği altına sokan Yavuz Sultan Selim döneminden sonra Suriye bölgesinde uzun süren bir barış ortamı oluşmuştur. Tarımın ve hayvancılığın ana geçim kaynağı olan bölgede 1526 yılındaki nüfusa baktığımızda Halep’in 80000 civarında olan nüfusunun 63000’i Türkmen’di. Görüldüğü gibi bölgenin çoğu Türkmen olmasına rağmen günümüze geldikçe hem Anadolu’ya yapılan Türkmen göçlerinden hem de bölge Türkmenlerinin Araplaşmasından Türkmen nüfusu azalmış, azınlık durumuna gelmiştir .

1918 yılında yani 1. Dünya Savaşı sonunda Suriye bölgesinde görev yapan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Osmanlı ordularının genel bir yenilgiye uğradığını görünce ordularını geri çekip ana yurdun savunulması gerektiğini düşünmüştür ve böylece ordularını Halep şehrinin güneyine çekmiştir. Yani o dönem içinde Halep, Anadolu halkının bir parçası olarak görülüyor ana yurt olarak kabul ediliyordu

Anadolu her taraftan işgale uğradığı zamanlarda göç etmeyip Suriye’de kalan Türkmenler, Anadolu için çok önemli bir rol üstlendiler. Anadolu’muzun güneyi Fransızlar tarafından işgal edilince kurtuluş için ayaklanan yerli halka, Fransızların engel olamamasında Suriye Türkmenlerinin rolü büyüktür. Öyle ki direniş başladığı dönemde Halep’te de Türkmenler direnişe başlamıştır . Böylece Fransızlar, Anadolu’daki direnişe tepki veremeden önce Halep’le ilgilenmek durumunda kalmıştır ve aynı zamanda Anadolu’da ki Fransız askerlerinin yardım yolunun da kesilmesinden kaynaklı olarak Anadolu’da ki direnişin zafer kazanma ihtimali artmıştır. Yani Antep’in gazi olmasında, Urfa’nın Şanlı olmasında, Maraş’ın Kahraman olmasında Suriye Türkmenlerinin katkısı azımsanmayacak derecede fazladır. Bugün birtakım çıkarlar doğrultusunda Kurtuluş Savaşında Sovyet Rusya’nın katkısını anlatmakla bitiremeyenler, Suriye Türkmenlerinin bedelini canlarıyla ödedikleri katkıdan söz etmezler.

Suriye Türkmenlerinin arzusu her daim Türkiye Cumhuriyetine katılmak yönündeydi. Lozan Görüşmeleri sırasında da özellikle Halep’in Türkiye’ye katılması için birçok görüşme yapmışlardır , lakin bilindiği gibi ne yazık ki bu istek gerçekleşmemiştir. Tarihe bakıldığı zaman Suriye Türkmenlerinin bu istekleri hiçbir zaman son bulmamıştır. Öyle ki 1939 yılında Hatay, Türkiye’ye katılınca Türkmenlerin ümitleri yine artmıştır ve Halep kalesine çıkarak kaleye Türk bayrağı asmışlardır, fakat bu girişimleri ne yazık ki sonuçsuz kalmıştır . Yine 2. Dünya Savaşı başında ve sonundaki kargaşa ortamında da yararlanmak isteyerek 2 defa daha Halep kalesine Türk bayrağı çeken Türkmenlerin bu girişimleri de sonuçsuz bırakılmıştır.

Suriye’de Esad ailesinin iktidarı 1970 yılında başlamasıyla Suriye içe kapalı bir politika izlemeye başlamıştır. Bu durum Türkmenler ile fiziki bağın kopmasına sebep olsa da gönül bağımız her daim sapasağlam kalmıştır. Suriye, vatandaşlarını ırklarına göre değil dinlerine ve mezheplerine göre gruplandırma yoluna gitmiştir, yine de bu durum aralarında mezhep farkları olan Türkmenler arasında bir gruplaşmaya sebep olamamıştır. Onlar orada birlikte dostluklarını daim ettirerek yaşam sürmeye devam etmişlerdir . 2000 yılına geldiğimizde oğul Esad’ın iktidara gelmesiyle nispeten yumuşayan ilişkilerle birlikte Türkiye, Suriye Türkmenleriyle ilgilenmeye başlamıştır. Üniversiteler açılmış, Türkmenlerin ana dillerinde eğitim alabilmesi nispeten sağlanmıştır, lakin yine de Suriye’ye giriş yapan her Türk yetkilisi Suriye istihbaratı tarafında titizlikle takip edilmiştir .

“Arap Baharı” denilen bir takım muhalif ayaklanmaların başlayıp Suriye’ye de sıçramasıyla iç savaşın içinde kalan ülkede Suriye Türkmenleri, bu savaşın bir parçası olmuşlardır. Türkiye’ye her daim bağlanmak isteyen ve yardım etmek konusunda geri kalmayan hatta canları pahasına bu istek ve yardımlarını esirgemeyen Türkmen kardeşlerimizden şu an içinde bulundukları zor durumdan kurtarmak için yardımımızı esirgeyecek değildik. Nitekim Türkiye, maddi ve manevi her türlü yardımı sadece Türkmen kardeşlerimizle sınırlı kalmayarak tüm Suriye halkına göstererek bir büyük devlet örneği sergilemiş ve tüm devletlere bunun örneğini somut olarak göstermiştir.

 Adem Tutar, XIX. Yüzyılın İkinci Yarısında Halep Sancağında Dini Yapı, Elazığ 2003, s. 8

  Tolunoğulları (868-905), İhşidiler (935-969). Adil Şan, Suriye Türkmenleri Kültürü, Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı, Ankara 2015, s. 10-13

  Mehmet Erol, Halep Türkmenleri Halk Kültürü Araştırması, Grafiker Yayınları, Ankara 2012, s. 29-33

  İlhan Şahin, 1638 Bağdad Seferinde Zahire Nakline Memur Edilen Yeni-il ve Halep Türkmenleri, Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, S:33, İstanbul 1981, s. 5-6

  Mehmet Erol, a.g.e, s. 50

  Adil Şan, a.g.e, s. 20-22

  Mehmet Erol, a.g.e, s. 55-62

  Mehmet Erol, a.g.e, s. 68

  Adem Tutar, a.g.e, s. 18-23

  Adil Şan, a.g.e, s. 25

 

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.