- HAFTANIN YORUMU – ÇAYDAN GEÇENİ DÜŞÜNDÜRENLER

mustafa uluçayMUSTAFA ULUÇAY

İnsan yaşadıklarıyla mı, yoksa bildikleriyle mi olgunlaşır? Bana göre yaşadıklarıyla olgunlaşır. Yoksa, bin nasihatten bir musibet yeğdir ata sözünün bir anlamı kalmaz. Elbette bildikleri ile yaşayanlar daha bir kemale ulaşanlardır. Ama, ilim veya bilim durmadan gelişme kaydederken, kişi de durmadan kendisini yenilerse. Yoksa, bildikleriyle yerinde duran, işlemeyen saban demiri gibi pas tutar. O zaman, durup paslanmamak, kadim bildiklerine yaslanmamak, yeni gelişmelerle uslanmak, çağdaşlaşmak isteyenlerin şiarı olmalıdır. Yoksa, çaydan geçerken at değiştirmeye kalkarsın! Yaşadıklarından, gördüklerinden, okuduklarından ve duyduklarından dersler çıkaramayanlar ancak kültür hamalları olurlar. Bunların toplayıp, biriktirip taşıdıkları kendilerine bir yarar sağlamaz, sadece o bildiklerinin yorgunluğu altında ezilir giderler. Onun için, hayatta bu tür kültür hamallarını zaman-zaman görürsünüz, bir baltaya sap olamamış. Bazen bunlara aldananlar, alıp bunları bir makama oturturlar ve bilgilerini pratiğe dönüştürsün, iş yapsın, bir şeyler üretsin diye. Lakin, nerde….. onlar sadece laf eder ve bol-bol oturduğu yerden çene çalarlar. Evet, insan için sadece bilmek yetmez, bildiğini pratiğe dönüştürmesi gerekir. Olgun insan, kamil kişi, arifane tavırlarıyla insanlara örnek ve rehber olandır. Sulu dereye götürüpte susuz getirenler değil. Laf cambazlığıyla, çeşitli kata-kullilerle insanları aldatan sahtekarlar hiç değil. Bir toplumun içinde bu tip insanların hangilerinin daha çok arttığına bakmak lazım. Tabi buda yetmez, bu insanların hangileri toplumda daha fazla iltifata mazhar oluyor. Esas önemli olan bu. Hani meşhur kelamdır, Ayı’ya çaydan geçesiye kadar dayı demek. Kimin arabasına binersen onun türküsünü söylemek veya kimin ekmeğini yersen onun kılıcını çekmek zihniyeti revaçta ise, kaç paralık adam ölçüsü dillere pelesenk olur. Dün ak dediğine bugün kara diyen, daha önce yerin dibine batırdığını, şimdi göklere çıkaranın karakter numarası ciddi bir puanlamaya girer mi? Onun için, bir toplum değer ölçülerini neye göre belirliyor iyi bakmak lazım. Hak ve Adalet mi? Yoksa, güç-kuvvet ve azamet mi? Çünkü, gerçek mutluluğun tespiti buna bağlıdır. Midesinin esiri olanlar, başkalarının akıllarıyla yönetilirler. İdrak ve iz’an da, aklıselimdir ancak durak. Kendi değerlerini işletmeyenler, başkalarının değerlerinin işçisi olurlar. Gerçek hürriyet ve mutlulukta bir tek makam vardır, oda sadece Yüce yaratıcımız Allah’a kul olmak ve bütün kâinata karşı dik durmak. Gerisi nefsin ve şeytanın antrenörlüğünde herşeyle maç yapmaktır. Tabi, onların hesabına! İyide, bütün bunları ne diye yazıyorsun, kime taş atıyorsun ve böyle yapmakla ne kazanıyorsun diyenler veya aklından geçirenler vardır. Nasıl yazmayayım ki, umduğum dağlara kar yağdı, daha önce verilen sözler ve edilen vaatler başka bahara kaldı, çok sevdiğim keten helva kül oldu yandı. Asla, kimseye taş atmıyorum, öyle ki herkesin dosta-düşmana gül attığı bir dönemde, herhangi birine taş atmak yakışık alır mı? Numarasız gözlük dağıtıyorum isteyen alsın taksın ve gözlerini ve gönlünü dinlendirsin. Kazancıma gelince, ben ekonomiden pek anlamam, art niyetli hesaplar yapmam, hakkım olmayanı da asla almam, âleme olan bana tastamam demem, doğru bildiğim yoldan dönmem. Amacım,  “Hakkı-hak bilip, hakka uymak. Batılı da batıl bilip, batıldan uzaklaşmaktır.” Bildiğim çayın altından çok sular geçti gördüm, halen de geçmekte, kimileri o suyun içinde at değiştirmekte, kimileri de onları  seyretmekte. Dünya, imtihan alanı, herkes kendince bu imtihandan geçmekte, inansa da-inanmasa da herkese ışık tutan güneş, herkese yaptıklarına şahit olmakta. Evet, bu kervan durmuyor gidiyor dostum, sen de bir önce geçenin izine bastın, hâlâ diyorsun bana böyle yazmakla nedir kastın! Basireti bağlanan dürbünle baksa ne görür? Ne aklı memleketindeki kara-paralarda olanlar var, Kâbe çevresinde yürür, herhangi bir varoşta Allah dostu bir galip ölür, ne basireti bağlanan, ne kara-paralarını saymaya dalan, ne de melekler kortejiyle ukbaya varan, imtihan sırrından vareste kalır. Sen çaya kapılmadan karşıya geçmeye bak, çayın taşıyla çayın kuşunu vuranlar seni aldatmasın. Çünkü, Allah’ın seyfi çeken melekleri yanlış yapmaz. Esenlikler içerisinde kalınız fendim.

İlgili haberler

  1. tevfik yarımtepe
    Mar 07, 2017 - 05:55 AM

    teşekkürler değerli insan Mustafa Uluçay.

    Reply
  2. YeniSöke Editör
    YeniSöke Editör
    Mar 22, 2017 - 09:39 AM

    çok güzel yazmışsınız hocam. yüreğinize sağlık

    Reply

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.