Son Dakika

• No Posts Found

– NÜKTEDAN – İNSAN VE ÜZERİNDEKİ MÜLÂHAZALAR

Sevgili dostlar, hepimiz biliyor ve görüyoruz ki, insan hayatının insani buluşlarla devamlı yenilendiği, geliştiği ve bu gelişimin yenilenerek değiştiği bir dünyada yaşamaktayız. Bunu aklı başında her insan anlamakta ve bu değişime ayak uydurmak için gücü ve imkanları nispetinde çaba sarf etmektedir. Bu ortamın reddi ve inkarı mümkün değil. Dolayısıyla bunu hepimiz kabul ediyor ve ifade ettiğimiz imkan ve ölçüler içinde de yaşamaya çalışıyoruz. Yine de biliyoruz ki, insan sadece bu hayatını maddi değerler çerçevesinde sürdürmüyor. Maddiyatı yanında veya içinde hayatımıza etki eden, güç veren manevi acı, haz ve zevklerimizde var. Çünkü, acıkmadan yemek yiyemiyor, uykumuz gelmeden uyuyamıyor, öfkemizi tahrik eden bir şey olmadan kızmıyor, gözümüze veya gönlümüze güzel ve cezp edici bir şey görünüp etki etmeyince sevinemiyoruz. Ama, ne iştahımızı, ne uykumuzu, ne acımızı ve ne haz alıp sevgimizi elimizle tutup kimseye gösteremiyor ve miktarını belirleyemiyoruz. Mesela, çok acıktım! Diyoruz. Ne kadar? Çok uykum geldi! Diyoruz. Ne kadar? Çok seviyorum! Diyoruz. Çok üzülüyorum! Diyoruz. Ne yazık ki, ölçüsünü ve miktarı veremiyor ve gösteremiyoruz. Bunlar ve bunlara daha birçok ilave edebileceklerimiz de olabilir. İşte bunların hepsi insan hayatının yok olmaz, değişmez ve vazgeçilmezleridir. Ancak, bütün bunlar maddi hayatımızla ilişkilidirler. Bunların teminiyle birlikteki yaşamımızın belirlemesini, kolaylaştırmakta kendi ellerimizle yaptığımız âletleri kullanıyoruz. Bu âletleri de yukarıda ifade ettiğiz gibi devamlı yeniliyor ve geliştiriyoruz.

Aziz dostlar, temel ve hayati ihtiyaçlarımızın ilk günden bu güne değişmediğini hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla bütün bu caba ve uğraşlarımız, o temel ve hayati ihtiyaçlarımızı en iyi, en çabuk, en güzel, bol ve zahmetsiz kullanabilmek ve tabi hemcinslerimize de üstünlük sağlamak için değil mi? Oysa, şöyle bir düşünelim, adam uyuyamıyor ve bir türlü uykusu gelmezse, dünyanın en teknik,  güzel ve en rahat yatağına yatırsan ne fark eder? Adam  yemek yiyemiyor hiç iştahı yok, en güzel ve lezzetli yemekleri önüne dizsen ne fark eder? Bazen böyleleriyle karşılaştıklarımız da oluyor. O zaman, o temel ve hayati ihtiyaçlarımızı, onlardan yararlanmak için geliştirdiğimiz âletlerin arkasına atmayalım. Âletlerin cazibesine kapılıp hayati ve temel ihtiyaçlarımızı maddesi ve anasıyla hakiki ve öz değerleriyle yaşamımızdaki olan yerlerini idrak edelim. Âletlerin gösterişine, politikasına ve reklamlarına gerçek değerlerimizi feda etmeyelim. Hayatta kalıp yaşamımızı devam ettirmemiz o temel ve hayati ihtiyaçlarımızla mümkündür. İnsanın fiziki ve psikolojik bir yapıda yaratıldığı günden beri bu halimiz devam ediyor. Bunların ortadan kaldırılması, yok edilmesi ve başka bir şeylerle değiştirilmesi mümkün değil. Ancak, bunları yaşayışımızı devam ettirmek için temininde ve kullanımında, yukarıda değindiğimiz gibi bir takım farklılıklar oluşturup geliştirmekteyiz, o kadar.

Değerli dostlar, insanlar yaradılışlarını değiştiremeyeceklerini iyi bildikleri için, bu yaratılışlarına hizmet etmiş ve etmektedirler. İcat, buluş ve keşiflerini bu yolda istihdam etmişlerdir. Bunları her hâlu-kârda, barışta ve savaşta, kendi iradeleriyle hayır veya şer, iyi veya kötü, güzel veya çirkin hepsini kendileri için yapmış, kullanmış ve yapıp, kullanmaktadırlar. Ancak, bütün bunlarda bir incelik, bir sır ve merak uyandıran bir düşünce var, kafaları kurcalıyor ve akılları zorluyor. İnsan, dünya hayatının içinde bulunduğu bu durumla, şöyle bir arkasına geçmişine bakacak. Sonra, şimdiki hâline bakıp geçmişiyle karşılaştıracak ve birde geleceğini hesaba katıp düşünecektir. Aslında düşünüyor da! Çünkü, böyle bir düşünme özelliğine sahip olmasa, yukarıda ifade etmeye çalıştığımız gelişmeleri kaydedemezdi. Diğer yaratıklar gibi yerinde sayar, sadece gününü veya programlandığı gibi zamanı yaşar giderdi. Demek ki, insan diğer bütün yaratıklardan farklı. Birde, bu farklılığını da fark edip kullanmaktadır. O zaman, insan bu farklılığını kimden, nerden ve nasıl almış veya elde etmiş? Bu özelliğine sahip olmakta kendisinin bir dahli ve katkısı var mı? Burada kelime oyunları, diyalektik hesaplar, demogoji ve polemikler hepsi bir tarafa. Bu sorulara verilecek tek bir cevap vardır. Bütün her şeyin yaratıcısı ve yöneticisi olan âlemlerin rabbi Allah zül celal hazretleridir. Çünkü, bunun dışında verilecek hiçbir cevabın gerçek bir dayanağı yoktur. Hangi görüş, düşünce, fikir ve felsefe ortaya sürülürse sürülsün, hakikatsiz bir safsata olmaktan ileri gidemeyecektir. İnşallah haftaya devam etmek niyetiyle hoşça ve dostça kalınız.

LEBİD

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.