Son Dakika

• No Posts Found

– TEFEKKÜR – GERÇEKLER VE GERÇEK GİBİ GÖRÜNENLER

mustafa uluc¦ğayHalk arasında dilden-dile dolaşan çok enteresan inanışlar vardır. Sohbetlerde heyecanla anlatılır, doğruluk dereceleri pek düşünülmez. Tevatürdür, rivayettir, naklolarak gelmiş ve nakledilerek gidiyor. Bunların bir kısmına efsanedir demek ve o düşünceyle dinlemek başka bir şey, hepsi hak ve hakikattir demek yine başka bir şeydir. Ancak, bu ayırımı yapmak ilim-irfan gerektirir. Ne yazık ki, bizim toplumumuz bu konuda genellikle bu ayırımı yapmaz. Bu konuda bazen çok ateşli tartışmalara bile girenler oluyor. Demek ki, bilinçli olmak lazım, taşları yerli-yerine koymak için. Yoksa, kıyametin bando-mızıkayla geleceğine inanır hâle gelinir. Onun için, imanla ilgili meselelerin yerlerini hak ve hakikatle doldurmak gerekir. Çünkü  bunlar boşluk kabul etmezler. Eğer o yerler gerçeğiyle doldurulmazsa, yanlışlarla doldurulacaktır. Mesela, Yüce Allah ilâhi mesajında, kıyamet âniden gelip kopacak diyor. Yani, hiç beklenmedik bir anda âniden olacak!  Ama biz bunun idrakine varamadığımızdan  alıştırmasını yapıyoruz kendimizce. Büyük ve küçük alâmetleri olarak sıralıyoruz. Âdeta, kıyametin kopmasına hazırlıklı bir duruma geliyoruz. Oysa, kıyamet âniden kopacak! O anı yaşayan hamile kadın çocuğunu düşürecek, emziriyorsa bırakacak, insanlar sarhoş zannedilecek. Lakin, sarhoş değiller, kıyametin o andaki dehşetinden böyle olacaklar. O zaman, kıyametin hesabı değil, o andaki dehşeti önemli. Bunun içinde iki temel şart vardır, imanda bilinçlenmek ve  Salih amelde zenginleşmek. Yani, meşguliyet kıyametin alâmetleriyle değil, kendisiyle bilinçlenip, sonrası için güzel, yararlı ve hayırlı işler yapmakla meşgul olmak lazım. Bu girişi yapmamızdaki maksadımız insanın işinde bilinçli olması, ne yaptığını bilmesi, kurallı ve her an kontrollü yaşaması içindir. Tuttuğu işin sağlıklı yürümesi, başarılı olması ve mutlaka yararı bulunması için bu tutum şarttır. Zamanımızda benim en çok dikkatimi çeken ezberciliğimizin günden-güne yoğunlaşmasıdır. İnanıyorum ki, siz okurlarım da bunun farkındasınız. Öyle ki, eş-dost toplantılarında herhangi bir konuda söz açılmaya dursun, orada hemen herkesin her şeyi bilir bir havaya girdiğini görürsünüz. Orada herhangi bir konuda  bırakın bir ustası ve kalfasına söz hakkı verilsin, uzmanına dahi ağız açtırılmaz. Herkes sağdan-soldan duyduğunu bir bilirkişi ehliyetiyle anlatmaya başlar. Dolayısıyla konuşmalarda öyle bir ortam oluşuyor ki, konuşan bir nefes almaya görsün, hemen bu boşluk doldurulmaya kalkılır. Tabi, söz hakkını sesi gür olan kapar ve başlar aşkı ezberden okumaya! Bu durumda dikkatimi çeken bir husus daha var, iki kişinin sözü kesilmez. Bunlar ister konuyu bilsin, isterse bilmesin fark etmez. Biri, devletin önemli bir noktasında olan memuru, Kaymakamı, Valisi ve Komutanı gibi mevki ve makamlarda olanlar. İkincisi de, serveti-samanı hatırı-sayılır seviyede olan zenginler. Bu kişilerin konuşmaları sonuna kadar dinlenir. Ha! Söylenenler tutulur, uyulur ve uygulanır mı? İstisnalar hariç, genelde elbette ki hayır. Ama, herkes onları sükunetle dinler.   O zaman bunların sebebi-hikmeti nedir suali akla gelebilir. Düşünceme göre, gördüklerimi ve yaşadıklarımı da hesaba katarak ifade etmem gerekiyorsa, hakka-hukuka ve adalete gerektiği gibi uyulmaması ve uygulanmamasıdır derim. Bir örnek verip konuyu noktalıyorum. Aydın ASKİ’ye daha önce ocak ayında 120 küsur lira su faturası ödedim. Çünkü, en azından iki ay su sayaçlarına bakılmadı. Dolayısıyla kullanılan suyun tonu yükseldi ve tabi  ücreti de yükseldi. Sayaçlara bakmamaktan dolayı bu gecikme oldu. Hata kimin? Elbette ki, ASKİ’nin. O zaman, bu yüksek ücretle tahsil edilen para haksız bir mahsup değil mi? Neden adaletli davranıp vatandaşın hakkı korunmuyor? Vatandaş, bu su faturasını zamanında ödemezse cezalanıyor ve cezası tahsil ediliyor. Ama, ASKİ zamanında gelip sayaçlara bakmazsa hiçbir şey gerekmiyor! Öyle mi? Evet, bu haksız tahsil edilen meblağlar çok büyük olmayabilir. Ne kadar az olursa olsun. Hak, haktır; sahibine ödenmesi gerekir. Eğer ödenmezse bu bir adaletsizliktir. Mesela buna, ülkenin doğusunda ödenmeyen elektrik abone ücretlerini, ülkenin batısı ve diğer bölgelerinden tahsil etmek gibi bir haksızlığı da dahil edebilirsiniz. Evet, yapılan bir takım hak-hukuk ve adaletsizlikler az ve ufakta olsalar, damlaya-damlaya göl olur misali örnek alınmalı ve es geçilmemelidir. Çünkü bu durum başka şeylere  de sirayet eder, toplumda ahlak zedelenir. Yukarıda bir noktaya kadar ifade etmeye çalıştığımız ortamın hazırlayıcıları da böyle şeyler olabilirler. Esenlikler dileğiyle hoşça kalınız efendim.

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.