Son Dakika

• No Posts Found

19. Yüzyıl Söke Tarihi-2

MUSTAFA MESUT ÖZEKMEKÇİ Celal Bayar Üniversitesi  Tarih Bölümü Doktora öğrencisi

MUSTAFA MESUT ÖZEKMEKÇİ
Celal Bayar Üniversitesi
Tarih Bölümü Doktora öğrencisi

Söke’nin 1831 tarihindeki nüfusu, mahalleleri ve köyleri hakkında bilgi vermiştik. Bu yazıda ise biraz daha detaylı bilgiler vermek istemekteyim.  İlk bahsetmek istediğim husus o tarihlerde Söke’de icra edilen meslekler.  XIX. yüzyılın ilk yarısında Söke’de 50’den fazla meslek grubu bulunmaktaydı. Ancak hemen belirtmek gerekir ki bunlardan bir kısmı aynı iş kolunun farklı şekilleridir. (İmam, Hatip, Müezzin; Helvacı, Helvacı Çırağı; Tacir, Tüccar, Çiftçi, Rençber, Gündelikçi, Hademe vs.)

Bilindiği üzere Söke’miz bereketli toprakların hemen yanı başında olan bir ilçedir. Bu tarımsal verimliliğin neticesinde 1831 tarihinde Söke’de meslek sahibi olarak kaydı yapılan kişilerin neredeyse yarısından fazlasının geçimlerini tarımsal faaliyetlerle sağladığını görmekteyiz. Nüfus defterlerinde bu tarımsal faaliyetlerin tam olarak ne olduğuna dair bilgi olmaması şansızlıktır. Kişiler basit bir şekilde “Rençber, Hademe, Amele” şeklinde kayıt edilmişlerdir.

Tarım dışında 1831’de Terzilik, Saraçlık, Debbağlık, Bakkal, Bezzazlık, Kahvecilik, Odunculuk, Devecilik gibi başka mesleklere de rast gelmekteyiz. Kısaca sayı vermek gerekirse 1831 yılında Söke’de 10 Müslüman Bakkal bulunmaktaydı. Berber sayımız 5, Saraç sayımız 8 idi. Terzilik ile iştigal eden Müslüman sayısı tıpkı berberler gibi 5 idi. Sadece 2 müezzinimiz bulunmaktaydı. Ayrıca şaşırtıcı şekilde 1831’de Müslüman olup “Çizmeci” olarak kayıt edilen bir ümmeti- Muhammed yoktu. Buna karşın gayrimüslim nüfus içerisinde 2 kişi “Çizmeci” olarak kayıt edilmişti. Bu durumda insanın aklına karpuz kabuğu düşüyor, acaba meşhur körüklü çizmemiz bir Rum icadı mıydı?

Bu tarihte Söke’de rastlanan ilginç bir meslekten bahsetmek isterim sevgili okuyucularımız. Bu meslek “Gavvas”lıktır. Bilmeyenler için hemen izah edelim. Gavvas “Dalgıç, inci ve sünger bulmak veya denize düşen bir şeyi çıkarmak için ve yahut rıhtım gibi deniz altında yapılan inşaatın temellerini düzenlemek üzere suya dalan, denizin dibine inen kimsedir. Tabii bu kişilerin sözlükte bahsedilen işlerden hangisini icra ettiğini bilme şansımız bulunmamaktadır. Buna karşın burada ilginç olan hususun Gavvas olarak kaydı yapılan kişilerin Söke Mütesellimi olan İlyaszade Mehmet Bey’in kapı halkından olmasıdır. Kapı halkı tabiri kısaca anlatmak gerekirse bölgeyi yöneten görevlinin şahsi hizmetinde olan kimse demektir. Bu noktadan bakıldığında İlyaszade Mehmet Bey’in şahsi hizmetinde dalgıç istihdam etmesi insanda merak uyandırmaktadır.

Bu tarihteki meslek kayıtlarına bakarak kazada bulunan dükkân sayısı hakkında aşağı yukarı bir fikir sahibi olmak mümkündür. Nihayetinde bazı meslekleri icra etmek için kesin bir şekilde dükkâna ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nokta-i nazardan bakıldığında Söke’de 1831 yılında Müslümanların yaklaşık 60 ile 100 arasında dükkânı olduğu düşünülebilir.

Son olarak Söke nüfusunun çeşitli özellikleri ile bitirmek istiyorum sayın okuyucularımız. Söke erkek nüfusunun içinde tam 328 kişinin ismi “Mehmet”tir. O tarihte erkek nüfusun 1300-1500 civarında olduğu düşünüldüğünde Mehmet isminin fazlalığı dikkat çekmektedir. Mehmet’ten sonra en çok kullanılan isim ise Mustafa’dır. Sanıyorum sadece bu iki ismin bu kadar fazla kullanılması bile biz Türklerin, Dinimize ve Peygamber Efendimize (SAV) olan hürmetimizi göstermesi bakımından önemlidir.

İsimler dışında belirtmek istediğim son 2 husus ise sıfat\unvanlar ile Söke nüfusunun fiziksel özellikleridir.  Söke genelinde 1831 sayımında sosyal durum bildiren sıfat ve unvanlar Ağa, Bey, Hacı, Hafız, Hoca, Derviş, Efendi, Seyyit, ve Molladır. “Bey” olarak kayıt edilen tek kişi İlyaszade Mehmet Bey’dir. 1831’de Ağa sıfatıyla kaydı yapılan kişi sayısı 5’dir. Molla sayımız 8, hoca sayımız ise 49’dur.

Fiziksel özelliklerde dikkat çeken husus ise nüfusun çok çok büyük çoğunluğunun “Orta Boylu” şeklinde kayıt edilmesidir. Bu durum şaşırtıcı değildir nihayetinde bilindiği üzere biz Türklerin karakteristik özelliklerinden biri orta boylu oluşumuzdur. Sakal, Bıyık hususuna geldiğimizde ise yaklaşık 2 asır önce Söke’de ikamet eden hemşerilerimizin büyük ölçüde sakallı ve bıyıklı olduğunu görmekteyiz. Tüm erkek nüfus içinde 119 kişi kara bıyıklı, 131 kişi kara sakallı, 91 kişi kır sakallı, 62 kişinin ise ak sakallı olarak kayıt edildiğini görmekteyiz.

DEVAM EDECEK…

 

 

İlgili haberler

Yorum yaz

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.