yenisöke, ahlat, yaşar çağbayır, ödül töreni, türkçe sözlük, osmanlı, orhun,

RÖPORTAJ – YAŞAR ÇAĞBAYIR’DAN YENİ BİR ESER DAHA

20170513_175243Hazırladığı sözlüklerle geçmişle gelecek arasında köprü olan Gazeteniz Yeni Söke Yazarlarından Yaşar Çağbayır, Büyük Türkçe Sözlükten sonra 1856 sayfadan oluşan yeni bir Osmanlı Türkçesi sözlüğü daha hazırladı. Sözlük geçtiğimiz günlerde piyasaya çıktı ve satışa sunuldu.

ÇAĞBAYIR : Osmanlı Türkçesi Sözlüğü’nün en belirgin özelliği Arap asıllı Türk alfabesinin kullanıldığı tarihî IMG_0808dönemleri, Eski Anadolu Türkçesi, İmparatorluk Türkçesi ve Cumhuriyetin ilk dönemi sözcüklerini ayırt etmeksizin toplamış olmasıdır.

Yaşar Çağbayır’a Osmanlı Türkçesi Sözlüğü için bir ödül daha verildi.Ahlat Belediyesi tarafından 13 Mayıs 2017 tarihinde düzenlenen bir törenle Yaşar Çağbayır ödülünü alırken, ödülünü Uluslararası Türk Akademisi Başuzmanı Napil Bazylkhan’ın elinden aldı. Yeni bir sözlüğe neden gerek gördüğü konusunda Yaşar Çağbayır ile Gazeteniz Yeni Söke’nin yaptığı röportajı yayınlıyoruz

Yeni Söke :En son yayınlanan eseriniz nedir?

Yaşar Çağbayır: Şu gördüğünüz tek ciltlik 1856 sayfadan ibaret bir “OSMANLI TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ”dür. Tam adı “Arap Asıllı Türk Alfabesiyle Yazılmış ahlat, yaşar çağbayır, ödül töreni, türkçe sözlük, osmanlı, orhun,Türkçenin Söz Varlığı-OSMANLI TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ’dür.

Yeni Söke: Niçin Osmanlı Türkçesi Sözlüğü yazma ihtiyacı duydunuz?

Yaşar Çağbayır: Yaygın ve yanlış anlayışa göre “Osmanlı Türkçesi” denilince Arapça ve Farsça kelimeler yığını sanılmaktadır. Evet Osmanlı Türkçesinde bu dillere ait kelimeler yoğun olarak vardır. Biz beğensek de beğenmesek de gelmiştir ve on asır boyunca muhtelif şekillerde ve muhtelif eserlerde kullanılmıştır. Yine de onlar bizim, kültürümüzün bir parçasıdır. Bu vardır ve gerçektir. Beğenmemekle çekilip gidecek de değillerdir. Hayalî’nin meşhur

“Cihân-ârâ cihân içindedir ârâyı bilmezler

O mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler”

IMG_0807beytinde ifade ettiği gibi bugün Türkçeyi kullananlardan kaçımız günlük dilimizdeki kelimelerin ne kadarının alıntı olduğunun farkındayız. Bugün batı kaynaklı kelimelerle dolu anlatımımız, acaba beğenmediğimiz Osmanlı Türkçesinden daha mı arınık ve sadedir?

DÜNÜ KÖTÜLERKEN/ ÖTELERKEN ÖNCE BU GÜNE BAKMALIYIZ

Günlük hayatımızın başlangıcına şöyle bir göz atalım: alarm, karyola, gardırop, komodin, pijama, atlet, tuvalet, klozet, duş, lavabo, makyaj…Bunlar daha ilk andakiler. Sokağa çıkıp otobüse, otomobile yetişeceğiz. Hele geçtiğimiz yerlerdeki işyeri adları… Tamamen yabancı kelime dolu… Kullandığımız araç ve teknik malzemelerin tamamına yakını İngilizce veya Fransızca… Bir otomobilin camıyla koltuğundan başka hangi parçası Türkçe? Bunu şunun için söylüyorum: Dünü kötülerken / ötelerken önce durup bugünümüze bakmalıyız.. Bugünkü bu durum ne kadar olağansa demiyeceğim, ama olağan görünüyorsa dünkü de öyleydi…

Nasıl bugün batı dillerinden yığınla alıntı kelime dilimize girmişse o gün de öyle olmuştur. Kaldı ki Osmanlı Türkçesi deyince zihinlerde oluşan, sadece saray ve çevresinin dili algısıdır. Oysa ki bu yazı ile yazılmış şaz şairlerine, hak şairlerine, çöğür şairlerine ait nice sığırdili cönkler, şiir defterleri; halk diliyle yazılmış nice Hamzanameler, Cenknameler mevcuttur. Gezgin derviş ve şeyhlerine ait nice nice Velayetnameler… Halkın ideal kahramanlarına ait destanlar, Battalnameler… Bütün bunlar Osmanlı Türkçesinin ürünüdür, Türk’ün dilidir.

Sözün özü, Osmanlı Türkçesi, ayrı bir dil değil, imparatorluk sınırları dâhilinde kullanılan Türkçenin tarihsel gelişme sürecindeki bir döneminin addır.

Yeni Söke: Osmanlı Türkçesi, hangi dönemleri kapsıyor?

Yaşar Çağbayır: Batı Oğuzcası / Batı Türkçesi olarak adlandırılan bugünkü Türkiye Türkçesinin 15.-20. yüzyıllar arasındaki dönemine Osmanlı Türkçesi adı verilmek âdet olmuştur. Kimi otoritelerce bu dönemin ilk başları Eski Osmanlı Türkçesi, Eski Türkiye Türkçesi, Eski Anadolu Türkçesi gibi isimlerle adlandırılmıştır. Genel bir eğilimle İstanbul’un Fethi ile başlayan ve Cumhuriyete kadar uzanan döneme Osmanlı Türkçesi denilmektedir. Bu sürece Cumhuriyetin ilk yıllarını da katmakta yarar vardır.

Yeni Söke: Bahsini ettiğiniz dönemde kullanılan dile Türkçe mi deniyordu, yoksa başka bir adı var mıydı?

Yaşar Çağbayır: İmparatorluğun son döneminde “Osmanlı dili, Osmanlıya ait dil” anlamına “Osmânî” kelimesi kullanılır olmasına rağmen buna karşı çıkışlar da olmuştur. Özellikle Şıpka Kahramanı Süleyman Paşa’nın önünü çektiği bu tutum Şemseddin Sami’nin “Kamus-i Türkî”si ile gerçek ifadesini bulmuş ve yaygınlaşmıştır. Bizce en doğru isimlendirme “Osmanlı Türkçesi”dir, zaten bilim dünyasında bu adlandırma yerini almıştır. Kimi kişilerce kasıtlı olarak “Osmanlıca” diye adlandırılması gerçeği değiştirmez. Onun için biz sözlüğümüze “ Osmanlı Türkçesi Sözlüğü” adını uygun bulduk.

Yeni Söke: O dönem Türkçesinin özelliklerini belirtirsek…

Yaşar Çağbayır: Anadolu Selçukluları, Beylikler ve Osmanlı Devletinin kuruluş dönemi Türkçesi oldukça sade ve anlaşılır olmasına rağmen 15. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Arapça ve Farsça kelime ve terkiplerin alıntılanması Türkçeye, karma dil dedirtecek bir nitelik kazandırmıştır. Bir yandan İslâm dininin terim ve temaları dolayısıyla Arapçadan, diğer yandan edebî gelişim ve zevkin dayattığı Acem dilinden gelen alıntılar Türkçeyi nerede ise üç dilli bir üçgene oturtmuştur. Ne var ki söz varlığı her ne kadar ödünçlemelerle / alıntılarla dolsa da cümle kuruluşu büyük çapta Türkçe kalmıştır. Büyük çapta diyoruz, çünkü bu iki dilden söz dizimi ve terkipler bakımından da girişler söz konusudur. Dolayısıyla anlatımda bir iç içe geçmişlik ve cümlelerde uzayıp gitme gözlemlenir. Söz diziminin bu kadar giriftleşmesinde eser sahiplerinin sanat yapma gayreti de etkili olmuştur.

Yeni Söke: Arapçadan alınan kelimelerde değişme olmuş mudur?

Yaşar Çağbayır: Alıntı/ödünç kelimeler kaynak dilde taşıdığı anlam yanında Türk’ün görüş, düşünüş ve yaşayış dünyasına özgü yeni anlamlar da kazanmıştır. Bilimsel yayınlar ve hukuk belgeleri, kısmen kaynak dilin kavramları içinde kalmasına rağmen edebiyatçılar beliğ bir anlatım ve sanat yapma serbestliği içinde kelimelere yeni anlamlar yüklemekten çekinmemişlerdir.

Yeni Söke: Bugün, Arapça bilen birisi Osmanlı Türkçesi metinlerini çözebilir mi?

Yaşar Çağbayır: Az önce belirttiğimiz gerekçe ile kısmen, diyeceğim.

Hem hukuk, hem bilim, hem de edebiyat eserlerinin okunup anlaşılabilmesi ancak bu dönem Türkçesinin iyi bilinmesi ile mümkündür. Bu, kaynak dillerin gramerlerinin ve lügatlerinin bilinmesi ile mümkün gibi görünmektedir. Birinci kısım yani gramer bilgisi doğrudur. Ancak, yukarıda sözünü ettiğimiz gibi Türk aydını kaynak dilden aldığı kelimeye Türk’e has bir takım anlamlar da yüklemiştir. Onun için bu alanda Arapça ve Farsça Sözlüklerden daha çok Osmanlı Türkçesi Sözlüğüne ihtiyaç vardır.

Yeni Söke: Bu sözlüğünüzün kapsamı hakkında neler söyleyeceksiniz?

Yaşar Çağbayır: Bu sözlük sadece klâsik tanımı ile Osmanlı İmparatorluğu dönemi Türkçesinin değil aynı zamanda Türklerin Anadolu’ya ayak bastıkları andan itibaren Arap asıllı Türk alfabesi ile meydana getirdikleri eserlerin sözlüğü mahiyetindedir. Bir başka deyişle Arap asıllı Türk alfabesi ile yazılmış Türkçenin sözlüğüdür. Bu yüzden 11. yüzyıldan 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar uzanan dönemi kapsar.

Yeni Söke: Özetlersek…

Yaşar Çağbayır: Geçmişimizin kültürüne vakıf olmak isteyen, o döneme ait bilgi ve kültürel birikimi tanımak için o eserleri okumak -sıkça söz edilenin aksine- çok zor değildir. Nihayeti değişik bir yazıyı sökmek ve çözmekten ibarettir. Burada sözlüklere de büyük iş düşmektedir. Ayrıca Türkçenin on asırlık bir geçmişte hangi evrelerden geçtiğini gözlemlemek de herhâlde sözlüklerin yardımıyla olacaktır. Çünkü, bu dönem Türkçesinin en önemli özelliği söz varlığında görülen etkileşim ve değişimdir.

SÖZLÜĞÜN ÖZELLİĞİ ARAP ASILLI TÜRK ALFABESİNİN KULLANILDIĞI DÖNEMDİR

Osmanlı Türkçesi Sözlüğü’nün en belirgin özelliği Arap asıllı Türk alfabesinin kullanıldığı tarihî dönemleri, Eski Anadolu Türkçesi, İmparatorluk Türkçesi ve Cumhuriyetin ilk dönemi sözcüklerini ayırt etmeksizin toplamış olmasıdır. Şurası bir gerçektir ki Eski Anadolu Türkçesi döneminin imlâsı ile 19. yüzyıl imlâsı oldukça farklıdır. Türkçe kelime ve eklerin yazılışı, başlangıçta Arap usulünce hareketli yazım söz konusu iken son dönemde imlâca özgünlük kazanmıştır. Bu durum dikkate alınarak sözlükte farklı yazılışlar yan yana gösterilmiştir. Bu yöntemin amacı, değişik dönemlere ait eserlerdeki Türkçe kelimelerin doğru okunmasını sağlamaktır.

Bu sözlük, tarihimizin engin kültür ve bilgi birikimini yeni kuşaklara aktarmak isteyen ve bu iş için eğitim almaya başlayan gençlere yardımcı olabildiği derecede mutlu olacağımızı ifade etmek isteriz.

Yeni Söke: Teşekkür ederiz.  RÖPORTAJ: İsmail Eravcı -Meryem Yavaşoğlu

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.