HAFTANIN YORUMU – SÖKE SÖKÜN ETMELİDİR

MUSTAFA ULUÇAY

MUSTAFA ULUÇAY

Bu haftanın yorumuna bir hikaye ile başlamak istiyorum. Rivayet edilir ki, Selçuklular fetih hareketiyle Anadolu da ilerlerken Söke’ye gelmişler (tabi o zaman burada Söke diye bir ilçe yok) sıcaktan bunalmışlar ve sökün et ey bâdi saba diye dua etmişler. İlâ-i kelimetullah uğruna cihada çıkmış bu Hak yolcularının duasını Yüce Mevlâ kabul etmiş, hemen bir rüzgar gönderip herkesi serinletmiş. Tevatür bu ya! İşte o Sökün sözü zamanla değişim geçirerek Söke olmuş. Dolayısıyla yazın o tatlı-tatlı esen ve gönülleri ferahlatan rüzgarıyla Söke havası ve adıyla gönüllere ve akıllara taht kurup meşhur olduğu ve  zamanımıza kadar ulaştığı söylenir. Evet bu hoş bir mevkıbe, ama Söke’nin şu haliyle içinde bulunduğu önemli bir gerçek var, şehircilik açısından çağın gerisinde kalmanın kâbusunu yaşıyor. Hünersiz eller, ufuksuz görüşler ve şehircilikte modernleşememiş düşüncelerin kurbanı olmuş. Öyle ki, ibret için son zaman yaşanan şu garabete bir bakın! Söke Belediyesine Aydın Büyükşehir Belediyesi iki buçuk milyon alacağı için haciz koydurmuş. Düşünebiliyor musunuz, hâli pür melâlimizi!.. Gelde şimdi Söke sökün etmelidir deme. Bu kafayla daha nereye kadar gideriz? Söke’yi bu makus talihinden kurtaracak bir fetih bekliyoruz. Ancak, bu fethi gerçekleştirecek olanlar dışarıdan gelmeyecek, bunu Sökeliler yapacaktır. Yasalar çerçevesinde ve demokratik usullerle. Liyakatli, dirayetli, çalışkan ve cesur bir lider ve kadrosuyla bu atılımın gerçekleşeceğini düşünüyor ve bu potansiyelin de Söke’de olduğuna inanıyorum.  SÖKE HAKKINI

SÖKÜN EDİP ALMALI

Geçen haftada yazmıştım Söke İl olmalı, evet Söke’nin İl olması gerekir. Ama bunun içinde Sökelinin harekete geçmesi lazım. İl olmasının gerekçelerini yasalar çerçevesinde ve demokratik usuller yoluyla ortaya koyarak. Çünkü, Söke İl olma potansiyeline sahip, yeter ki bu potansiyeli mevcut bilimsel verileriyle etkili ve yetkili devlet büyüklerimize ulaştıralım. İl olmamızı sadece nüfus kalabalığına dayandırmadığımızı bu işin ilgilileri bilmelidir. İl olmamıza neden olan özelliklerimizi bir daha özetliyelim. Yunanistan’a sınır olmamız nedeniyle stratejik özelliğimiz, denizimizin verimliliği, turizmimiz, Düz-geniş ve verimli ovamız, göllerimiz ve nehrimiz, Milliparkımız ve verimli dağlarımız var. Bunların üzerindeki özellikleri açısından onlarca makaleler yazmak mümkündür. Bu ifade etmeye çalıştıklarımızın üst seviyede aktif hale gelmesi, modern-çağdaş ve bilimsel modellerle işlerlik kazanması ancak İl olmakla mümkün olacaktır. Şimdiye kadar edindiğimiz tecrübe bunu göstermektedir. Devletimizin kalkınmasına ve ülkemizin dış ülkeler nezdinde daha çok tanınmasına katkı yapacağına Sökeliler olarak bütün kalbimizle inanıyoruz. Ülkemizin yöneticileri Söke’yi il yapmakla yöreye ve yöre insanına verdiği bu hizmet açısından hiç unutulmayacaklardır. Dolayısıyla yöre insanlarımızın iltifat ve muhabbetlerine daha çok mazhal olup, saygı ve sevgilerini de kazanacaklardır.

SÖKE HİÇBİR ŞEYE MAHKUM DEĞİLDİR

Daha önceki yılların bir çoğunda olduğu gibi bu yılda yine sağanak ve yoğun yağışlar dolayısıyla, ovamızda birçok ekili alan su içinde kaldı. Bu duruma mahkum muyuz? Hayır, asla değiliz. Bunun sebeplerini yıllardır yazıyoruz, dağlardan gelen derelerin ve çayların ıslah dilmemesi, yerine göre barajlar ve göletlerin yapılmaması ve ovamızın ortasından geçen nehirle, derelerin ve çayların gerektiği gibi bağlantılarının kurulamamasıdır. Ayrıca, ovada tesviye ve toplulaştırmanın da bir türlü gerçekleşmemesidir. Birde ürün çeşitlemesine gidilmemesidir. Tabi, bunlar için bir planlamanın da yapılmamasıdır. Ama, bunlar olmayacak ve yapılamayacak işler değil. Bu nedenlerle biz pamuk ekmeye mahkumuz demek bu gerçekleri görememektir. Sökeli bu çağda bu imkan ve fırsatlarla hiçbir şeye mahkum değil ve olmaması de gerekir. Ama, daha önceleri de tekrar-tekrar değindiğimiz gibi, öne düşenlerimizin ufuksuzluğu ve aktifsizliği Söke’nin böyle kalmasına sebep olmuştur. Mesela, Gazeteniz Yeni Söke’de geçen hafta bir haber vardı “Çevre gününde Söke Çayı unutuldu”. Şimdiye dek ne kadar hatırlanıyordu ki! Daha önce çayın üstündeki dükkanlar çayı bir noktaya kadar kamufle ediyordu, şimdi ise dükkanlar yıkılınca manzara tam bir garabete dönüştü. Neyse, daha fazla uzatmadan bu haftanın yorumunu da burada noktalayalım. Esenlikler dileğiyle hoş ve hoşça kalınız efendim.

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.