- NÜKTEDAN – İNSAN FITRATI ÜZERİNDE KEŞİF VE TASARRUF

Sevgili dostlar, biliyor ve inanıyoruz ki kâinat Allah’ın mülkü ve hükümranlığı altında O’na itaat etmektedir. Dolayısıyla bu kâinatın mahiyetini muhtevasını, kapasitesi ve mevcudiyetinin sınırlarını tam manasıyla bilmiyoruz. Bu konu Kur’an-da âlemler ve bu âlemlerinde gayb ve şehadet olarak ikiye ayrıldığı bildiriliyor. Tabi, haliyle ikisinin de hâlıkı, sahibi ve Rabbi Yüce Allah’tır. Kur’an-da bu bilgiyi bize veren Rabbimiz, Gayb âleminin mahiyeti hakkında detay vermiyor. Sebebi ise, bizim bilgi, duygu, düşünce ufkumuzu ve idrakimizi aşmasından dolayıdır. Şehadet âlemine  gelince, bunuda üç katagoride özetliyor. 1- Kevni-kozmik âlem. 2- İnsan ve özelliği. 3- Vahiy Kur’an-ı Kerim. Bunlar bizim pratiğimize yönelik bilgi, duygu, düşünce ve idrak çerçevemizle iç-içedir. Bunlar beş duyumuzla algıladığımız, üzerinde fikir üretip keşifler yapabileceğimiz, icatlar ve buluşlar geliştireceğimiz âlemdir. Hem öyle bir kozmik âlemdir ki, sınırlarını dahi bilmiyoruz. Birçok alanda gelişmeler kaydettik, o kadar keşifler yaptık, icatlar ortaya koyduk ve buluşlar gerçekleştirdik, ama mevcut kâinatla kıyaslamaya kalksak, belki denizden bir fincan su almak gibi bir değer bile ifade etmez. Ancak, esas konumuzu ifade etmesi dolayısıyla en büyük gelişmeyi de bu alanda gerçekleştirdik. Mesela geçen hafta, kevni ayetlerle ilgili maddi alemde çok önemli gelişme ve icatlardan bahsettik. Lakin, Yüce Allah’ın iki büyük ayeti daha var, insan ve Kur’an, onlarla ilgili kaydedilmiş bir başarı yok. Eğer, insanların organlarını değiştiriyoruz, akıl almaz ameliyatlar yapıyoruz ve sayısız hastalıklara çareler ve devalar buluyoruz derseniz. Doğrudur ama buda kevni ayetler katogorisine girer. Ben, insanın manevi yazılımları olan fıtratlarını kasdediyorum. Bunlar hakkında herhangi bir keşifte bulunamadık ve icatlar ortaya koyamadık. İnsanın ruhu, iradesi, aklı, bilinci ve vicdanı üzerinde etkin olacak bir gelişme kaydedemedik diyorum. Aziz dostlar, insan olarak, kendi üzerimizde tıkanıp kaldığımız, insanın kendisini tanıma noktasını aşmamız lazım. Buradan bu girdaptan çıkmamız gerek. Bu, insanlığı tanımamıza da yardımcı olacak. Ancak, bu tanıma nasıl olacak? Evet, bunu nasıl gerçekleştireceğiz. İnsan kendisini-kendisinden mi tanıyacak? Yoksa, kendisi gibi bir insanın üzerinden mi bu tanımayı gerçekleştirecek? İşte esas meselemiz bu, bu alanda bir gelişme yok. Gerçi bu konuda birçok psikolojik ve felsefik görüşler belirten kitaplar yazılmıştır. Bunların çoğunu da gayrimüslimler yazmıştır. Müslümanlar ise bu alanda bilimsel  ciddi bir çalışma yapmamış. Bu alanı tasavvuf adına tarikatlar işgal etmişler, ama bilimsel bir zemine oturacak veriler ortaya koyamamışlar. Tasavvuf ve tarikat önderlerine, evliya, ermiş ve azizlik payeleri verilmiş, gavs ve kutupluk manevi rütbeleriyle olağanüstü haller, kerametler gösterdikleri iddia edilmiş. Ki, bu hallerde bir anda birkaç yerde görünme, su üstünde yürüme, Aslan, Kaplan gibi yabani hayvanlara binip seyehat etme ve beş-on kişi gibi bir topluluğun yaptığı bir işi, çok kısa bir zamanda yapma gibi kerametlerle anılmaktadırlar. Ayrıca birde insanların aklından geçenleri bilmeleri ve gayıptan haber verme iddiaları var. Ki, bütün bunlar insanların toplum hayatına hiç bir pratik değer kazandırmayan mitolojik hikayelerdir. İnsanın, insani değerlerini tanıma, yüceltme ve gelişimine yönelik akli, ilmi ve bilimsel bir katkı koymamış, ancak  istismarı yapılmıştır. Çünkühttp://yenisokegazetesi.com/wp-admin/post-new.php#, bunlara dayanan bazı çıkar çevreleri, Kur’an-ın bazı sure ve ayetlerini muska, efsun ve şifa adı altında pazarlamışlardır. Kendileri Derin Hoca! Kimliği ile Yıldızname, Kenzül havas gibi kitaplarla insanlara sihir ve büyü yapıp saf ve cahilleri kandırmaktadırlar. İşte bütün bunlar, insanların-insani özelliklerini bu şekilde dumura uğratıyorlar.  Bunlar gerçeklerle zerre ilgisi olmayan efsane ve mitolojilere dayanan, islam dini dışı inanç ve uygulamalardır ve ayni zamanda insanlığı da uyutmaktır. Sonuçta  şimdiye kadar buraya bu ninni ve efsunlarla geldik.

Değerli dostlar, artık yeter diyelim, yüzümüzü Kur’an-a çevirelim, hem kendimizi ve hem de vahyi ilahi olan hayat kitabımız Kur’an-ı tanımaya ve bilmeye çalışalım. İnsani değerlerimizi fark edelim, vahiyle sentezliyelim, fıtratımızdaki ilahi yazılımları, Kur’an ayetleri ışığında ilahi nefha olun ruhumuzu, kaynağı ile irtibatlandırıp bir takım keşiflere çıkalım. Aklın, iradenin, bilinç haritasındaki ufuk çizgilerinin ışık hızını aşan, ruhlara kotlanmış frekans ayarlarını bulalım. İnsan olmanın, vahiyle buluşmanın, fizik kurallarını, fizikle aşmanın boyutlarını insanların-insani özellikleri ve güzellikleri olduğunu insanların önüne koyalım. Bu, insanlığın, insani özelliklerinin inkişafı olacaktır. Bu, aklıyla eşyanın hakikatini keşfedenlerin güce dayanan egolarını kıracak, yaptıkları insan kıyımlarının da sonunu getirecektir. Şunu unutmayalın, bunları onlar yapamazlar, çünkü onlar şimdiye kadar kendilerine yakışanı yaptılar. Artık bu görev bizde, kevni ayetlerle ilgili teknolojik gelişmelerinde arkasında değil yanındayız. Korku ruhları sardı, içini ve çevresini kirlettikleri dünyayı terk etmek, ayda ve bazı gezegenlerde yer bulup yerleşme telaşındalar. Sakın bunu ütopik bir görüş sanmayın. O insani değerlerini egolarına kurban edenler, yaratıp, besleyip büyüttükleri teknoloji canavarından kendileri panikte. Onun için müslümanlar uyanmalı, benliklerini bulmalı ve kendileri olmalıdır. Buda ancak yukarıda ifade etmeye çalıştığım gerçekler çerçevesinde bilinçlenmeyle olacaktır. Acizane, benim dünya insanlık camiasına baktığımda gördüklerim, düşündüklerim ve inandıklarım bunlar. Netice itibariyle Yüce Allah’ımızın yar ve yardımcımız olmasını diliyor, hoşça ve dostça kalmanızı temenni ediyorum.

                                       LEBİD

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.