“Bayatlamış senaryolar ve yangına benzin”

Mehmet Ali Oklay

Mehmet Ali Oklay

İlle de laik yaşam tarzını benimsemiş insanların “Şeriat Geliyor” ve “Yobazlar laik yaşamı tehdit ediyor.” korkularının kaşınması mı gerekiyor.

Veya bu bayat senaryo üzerinde gidenler bu korkuların hala alıcısı olduğunu gayet net görüyorlar; Ki tekrarlanıp duruyor bu senaryolar.

İyi de korkular / alana paranoyak diyerek korkuları pazarlayanlar kadar bu vasatı oluşturanların suçu yok mu?

“Kokuşmuş versiyonların tekrarını korkularından tanıyoruz artık. Ama toplumun sinir uçlarının bıkıp usanmadan Ama toplumun sinir uçlarının bıkıp-usanmadan irkiltilmesinin anlamını hep beraber çözmeli ve bana göre sıkıcı birer komploya dönen bu operasyonlara itibar etmemeliyiz.

Hatırlatırım; 15 temmuz gecesi (2016) daha neyin ne olduğu anlaşılmadan sosyal medyaya bir fotoğraf düşmüştü. Bir meczup (sakallı şeriatcı giyimli) bir askerin boğazını kesiyordu. Tabi bu görüntünün kes-kopyala- yapıştır türü, adice yalan, toplumu kışkırtmaya dönük bir operasyon olduğu çok geçmeden anlaşılacaktır.

Kısacası Türkiye üzerinde oyunlar bitip tükenmek bilmiyor. Ve açıkçası bitecek gibi de görünmüyor.

Evet bu olaylardan sıkıldık, sıtkımız sıyrıldı ama bıkkınlık göstermemeli ve yılgınlığa düşmemeliyiz. Yaşananlar ve tarih bize bu coğrafyada yaşamanın çok maliyetli olduğunu maalesef öğretti, öğretiyor.

Senaristlerin yeni sürümleri şunlar:

-28 şubatta soğukhavada korumaya alınan irticacı tipler;

(bir gün bunlar yine bize lazım olur diyerek üretilip korumaya alınan) meczup, şaklaban) 28 şubat’ta birden ortaya çıkmışlardı hatırlarsanız1..

Şimdi onlardan biri, kafası kıyak, eline almış tarayı Atatürk heykeline saldırıyor!

-Sonra bir parkta bir görevli bir kadına saldırıyor.

“Bu kıyafette parka giremezsin” Savunması da ilginç “ tecavüz edilince” de korumadı dersiniz! Kardeşim senin görevin ne? Milletin kıyafet bekçisi misin? Elbette “O kadın” veya örtülü bir kadın “Hepsinin o parkta rahatça gezmesini sağlamak senin görevin. Asayişi sağlamak. Üzerine vazife olmayan işlere de karışmamak…

Sonra da bakıyorsun ki içerde bir takım hatalar yapılıyor; ”Kör gözüme parmak sokmak” gibi.

Örnek mi? Hayrettin Karaman Hocanın başörtülü ve sigara içen bayanlarla ilgili fetvası!

Örnek mi? Hani tam referandum öncesi meclise getirilen “Cinsel istismarcısıyla evlenme yasası”

Şimdi de “müftülerin nikah kıyması” meselesi

İyi mi kötü mü tartışmasına girmiyorum ben zamanlamasına, silsile gibi arka arkaya gelmesine dikkat çekmek istiyorum sadece…

Nikah memuru ne yapıyorsa müftülerde aynısını yapacak.

Aynı işler aynı şekilde devam edecekse, bu düzenleme niye? Niye Müftüler? Niye şimdi?

Coğrafyamız ateş hattında. Sınırlarımız ateş hattında. Müslüman coğrafya her taraftan kuşatılmış. Kutsal yerler saldırı altında. Vatanımız ateş çemberi, millet olarak bir “huruc”u başarmak zorunda olduğumuz “postmodern savaşta” bazıları deve sidiği, bazıları başörtülünün sigarası, bazıları yaşam biçimini koruma etkinlikleri…. ile uğraşıyor!

Endişe etmekten yoruluyoruz.

“Melekler dişi mi erkek mi” tartışması yaparken papazlar Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethetmişti.

Tarihi ve tarihi olayları dikkate almak lazım.

Boş işlerle, boş korkuları körükleyerek milleti rahatsız etmeyin lütfen…

Enerjimizi olumlu kullanalım…

Toplumsal hoşnutsuzluğu arttırma projesinin parçası olmayalım…

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.