NÜKTEDAN – İNSANIN ÜÇ HALİ CESET CAN VE RUH

Sevgili dostlar, kâinat kitabının karisi (okuyucusu) insan, ayni zamanda kendisinin de okuyucusudur. Ayrıca insana okuması için bir kitap daha verilmiştir Kur’an-ı Mübin. Bütün bunlar gösteriyor ki, insan önemli ve değerli bir yaratıktır. Kâinatın ve insanın yaratıcısı Yüce Allah en güzel bir şekilde yarattığı ve diğer yaratıklara kıyasla bir takım özelliklerle donattığı insanı belli ki heder olsun istemiyor. Onun için ona verdiği bazı vasıflarla kendisini ve yaratıcısını tanısın, yaratılışının anlamını ve amacını öğrensin, ona göre bir hayat yaşasın. İnsan için bunu idrak etmenin yolu-yordamı kendisine gösterilmiş. Öyle, verilen bir takım özelliklerle orta yerde bırakılıp terk edilmemiştir. Bunu, Allah’ın kitabı Kur’an-dan öğreniyoruz. Çünkü o bütün insanlığın hayat  kitabı, yaşam kılavuzudur. Onda, insanın madde ve manası ve bütün özellikleri ile muhtevası gayet açık ve net olarak anlatılıyor. Bu öğretiyi iyi ve doğru öğrenmek, doğru anlamak, sonrada anladıklarını doğru yaşamak gerekmektedir. İşte bunun içinde tek güvenilir ve inanılır sağlam kaynak, dayanak ve belge Kur’an-dır. O nedenle, onda diğer tüm canlılar “ceset ve can” gibi iki unsurdan müteşekkil olduğu, Âdemoğlu “ceset, can ve ruh” gibi üç unsurdan müteşekkil olduğu ve bunlarla en güzel bir şekilde yaratılıp Cennete aday bir varlık haline getirildiği bildirilmektedir.  Bu nedenle insandaki akıl, irade, bilinç ve vicdan üflenen ruh olan ilahi nurun beşerde  yansımaları olarak tezahür etmiştir. Evet, kaynağından yansıyan ışık bir prizmada kırılınca nasıl farklı renklerde etrafa dağılırsa, ruh da beşer prizmasında kırılarak akıl, irade, bilinç ve vicdana dönüşmüştür.

Aziz dostlar, Sözün özü, insana üflenen can değil içinde akıl, irade, bilinç ve vicdanı barındıran ruhtur. Çünkü, insana ruh üflendiğinde insan zaten canlı bir varlıktı. Bakara suresi 30’ncu ayet buna delildir. Yüce Allah bu ayette insanı dünyaya Halife yapacağını bildiriyor. Melekler bu duruma muhalif gibi “Ya Rabbi Sen kan dökücü ve fesat çıkarıcı birilerine mi bu görevi vereceksin” demeleri, demek ki dünyada bu tür yaratıklar var. Muhtemel ki onlardan bir türe üflenen ruhla bu görev gerçekleşiyor. Çünkü, Bakara suresinin 31-32-33 ve devamındaki ayetler de Yüce Allah o Halifenin özelliklerini meleklerine gösteriyor ve bunlarında Âdem oğulları olduğunu bildiriyor. Yani, özün-özü insan çömlekten değil, İnsan suresinin 2. ayetinde ifade edildiği gibi “Nutfeden/hayat suyundan” yaratıldı ve halende ondan yaratılmaya devam etmektedir. Tıpkı sperm’in, ceninin, tüm canlıların kökeni olan sudaki canlıyı temsil ettiği gibi…….. Tıpkı toprağın verdiği besinlerle beslenen her insan tekinin elementer yaratılış sürecini kendi şahsında sürdürdüğü gibi. Evet, İnsan suresinin 1 ve 2. ayetlerinde ifade edildiği gibi, 1’nci ayet “İnsan üzerinden, o tarih sahnesine çıkıncaya (kadar), tüm insanlar üstünden belirsiz ve uzun bir süre geçmemişmiydi ki, henüz o (bu süre zarfında) anılmaya değer bir varlık bile değildi.” 2’nci ayet “İnsanoğlunu katmerli bir karışım olan hayat tohumundan Biz yarattık, sınava tabi tutmayı diledik ve ardından ona işitme ve görme yeteneği verdik.” Daha birçok yeteneklerle beraber insanın yaratılış amacının sınav olduğu Kur’an da birçok yerde geçer ve bunu bütün müslümanlar olarak da hepimiz biliyoruz. Değerli dostlar, insanın yaratılışıyla ilgili bir nokta var onu çok iyi bilmemiz ve unutmamamız gerekir. O nokta da Kur’an da şöyle geçer “Biz insanı bir tek canlıdan yarattık”. Ama bunun Âdem olduğunu söylemiyor. Bunun Âdem olduğunu İsrailiyat hikayelerinde görüyor ve Âdemin üzerinden bütün insanlığın türediğini onlardan öğreniyoruz. Bizim tefsircilerimizde bu hikayeleri onlardan almıştır. Kur’an-a göre doğruluk derecesi yoktur. Dolayısıyla Kur’an da geçen “Âdem” isminin “fert” değil, insan türünü temsil eden bir sembol olduğu Kur’an-i bir hakikattir. Bu konudaki ayet ise şudur: Araf suresi ayet 11 “Doğrusu sizi yarattık, sonra sizi biçimlendirdik, ardından meleklere dedik ki, Âdem için secde edin.” Bu ayette açık ve net olarak Âdem, âdemoğlu/insanoğlu yerine kullanılmıştır. “Sizi… sizi” ile başlayan hitap devam ederken “…..ve Âdeme dedik ki….” şekline dönüşür. Bu, Kur’an-ın sembolik dil özelliğinin harika bir örneğidir. Adeta! “Onlar Kur’an üzerinde derinliğine düşünmüyorlar mı? İlahi emrin sebebini  ifade eder. Bir örnek daha verip bu konuyu noktalıyorum. Haşir suresi 24’ncü ayet: “ O Allah’tır ki, mutlak yaratıcıdır, var ettiğinin ilk örneklerini yaratandır, yarattığı ilk örneklere suret giydirendir. En güzel nitelikler ve bütün mükemmellikler  Allah’a mahsustur. Göklerde ve yerde olan herşey O’nun adına hareket eder; zira O’dur üstün  ve yüce olan, hikmetle hükmeden.” Evet, son saat gelip Kıyamet kopup Mahşer kurulduğunda hepimiz bütün insanlık O’nun huzurunda toplanacak ve sınav sonuçlarını alacaktır. Mü’min olarak yaşamak, mü’min olarak ölmek ve mü’min olarak huzuru ilahide hesap vermek dileğiyle hoşça ve dostça kalınız sevgili, aziz ve değerli dostlarım.

LEBİD

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.