TEFEKKÜR – BİR EKİM YAŞLILAR GÜNÜ İMİŞ

MUSTAFA ULUÇAY

MUSTAFA ULUÇAY

Hey gidi fani dünya hey! Halk olunduğun günden beri sana kimler geldi ve kimler gitti. Sen bunun hesabını tutarmısın bilmiyorum, ama senin çeşitli yönlerinle hesabını tutanlar var. Yaratıldığın ânı bile bulmaya çalışıyorlar. Çünkü, senin kesin bilmiyorum ama, en önemli misafirlerin insanlar olsa gerektir. Sana en fazla sahip çıkanlar, uğruna canını feda edenler ve senden asla ayrılmak istemeyenler insanlar değil mi? Seni sahiplenmek için az mı kan döktüler ve halende döküyorlar. Üstünde durmadan, insan ve hayvan katlediliyor. Hatta, tabii güzelliğin tahrip edildi ve edilmeye de devam ediliyor. O cezbedici özelliğin ve özendirici doğa güzelliğinden ötürü, insanlar seni bölüşemiyor ve sana sığamıyorlar. Ama, sende yıpranıyor, günden-güne tahrip oluyor ve ihtiyarlayıp yaşlanıyorsun. Elbet birgün seninde sonun gelecek, bu güzelliğini ve cezbedici o özelliğini kaybedeceksin. Bilmem farkındamısın ama, sende kötü günler yaşıyorsun. Unutma seninde sonun yakın, bilim isanları sana da ömür biçiyorlar. Çünkü, seni imar için gelenler, ne yazık ki seni tarumar ettiler. Evini taşa tutan çocuklar gibi, üstünde sana iskan olanlar, sende meskûn olduklarını düşünmüyor veya unutuyorlar! Aslında kendine sorman lazım, be hey beşer oğlu insan! Dünyaya ayak bastığından bugüne neslini devam ettirerek geldin. Geçmişine hep yan baktın, haline omuz attın, geleceğe yatırım yaptın. Sahi, şu dünyadan ne kazandın? Çünkü, bu dünyaya öyle bir ceht ve gayretle sarıldın ki, rakibini kıskandın, yeri geldi menfaatın için dostunu ıskaladın. Bir takım şeyleri aldın-aldın doymadın, hergün biraz daha-biraz daha dedin topladın durdun, usanmadın. Kimilerinin kalbini kırdın, kimilerini küstürdün hiç düşünmedin, bana ne dedin, gün bugündür dedin yedin-içtin, istediğini seçip, istemediğini ittin, keyfine ve nefsine yakışır bir hayat sürdün, sonu ne oldu. Hâlâ hasret, hâlâ özlem ve dünya sevgisi ve yaşam tutkusu mu? Neden?.. Biliyorsun ve görüyorsun bu dünyada kalan yok, yanına bir parça ekmek veya bir kese dolusu altın alıp giden de yok. Neden, yanındakine yan, önündeki bön ve arkandakine sin-sin bakıyorsun? Senden önde gidenler var bu dünyada, onları görmüyor musun? Kimseye yanlış, aykırı ve ters bakma, hele-hele tepeden hiç bakma, yüksekten düşenin dostu değil, postu bile kalmaz. Hiçbir şeyine de güvenme Allah’tan başka esas ve baki dost yoktur. Herkes senden bir şeyler alır-gider, ama Allah sana verir ve hep verir, ebedi ve sonsuz mutluluk yurdu Cennete kadar!.. Neyse, dediler ki, bugün 1 Ekim “Yaşlılar Günüdür” birazda yaşlıları analım, hatırlayalım ve bir kenara kendimizin de kaydını yaptıralım. Sende bir insansın, ömrün uzun ise eğer, mutlaka yaşlılık bir gün kapıyı çalar. Yaşlanmak, ihtiyarlamak, kimine göre oda bir nimet! Kimine göre ise bir mihnet ve meşakkattir. Onun için, yaşlıya lazım olan şefkattir. Belki, ilgi ve iltifattır. Gariptir, kimse yaşlanmak, ihtiyarlamak istemez, ama o, sen istemiyorsun diye sana gelmemezlik etmez. Derler ki, yaşlılar ve çocuklar evin bereketleridir. Ama inanana. Bu nedenle o her insana göre değil, bazıları için ise evin yükü ve çekilmez derdidir. Ancak, unutmamak lazım burası imtihan dünyası. Bir yönüyle de etme-bulma yeri, kimsenin ettiği yanına kalmaz. Yüce Mevlâ, kendisine karşı yapılan isyan ve haksızlıkların cezasını Ahirete tehir ediyor da, yarattıklarına yapılan haksızlık ve zulümleri tehir etmiyor. Yine kendisinin koyduğu yasalar çerçevesinde kişilerin cezalarını veriyor. Ne demişler kakma kapını- kakarlar kapını. Alma mazlumun ahını çıkar aheste-aheste! Ha! birde evlâdı-ıyale bırakılan bazı miraslar vardır, gücün yeterse, kaldırabilirsen-kaldır! Çünkü altında kalmamak akıl kârı değildir. Neyse, biz dönelim Yaşlılar Gününde yaşlılara gösterilen ilgiye ve iltifata. Aslında bu bir güne atfedilecek bir görev değil. Çünkü, yaşlılar ortalıkta sadece senede bir gün görünmüyorlar. Onlar bizim içimizde bizle beraber yaşamakta ve bizde onlarla beraber yaşlanmaktayız. Bilmem farkındamıyız, bir kararda sadece Allah durur derler, yani yaşlılar aramızda bize devamlı yaşlılığı hatırlatmaktadırlar. Her zaman böyle genç ve dinç kalmak yok, birgün gelir bizim gibi olmakta var diyorlar. O zaman, o günlere şimdiden yatırım yapmak gerekir. Bu nasıl olur dersen, yaşlılara hürmet etmek, gerektiğinde yardımcı olmak, koruyup kollamakla olur. Bunuda genelde insanlarımız yapıyorlar, yapmayanlar da var elbette, ama onlar azınlıkta. Yaşlı-genç, hepimizin günleri sağlıklı ve huzurlu geçmesi dileğiyle, esen  kalınız efendim.

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.