TEFEKKÜR – GELİN GEÇMİŞE ŞÖYLE BİR NAZAR EDELİM

MUSTAFA ULUÇAY

Oku! Emri ile başlayan hayat kitabımızı kutsayıp duvara astık, Dinle! Mistik hikayelerle derin uykulara daldık. El, Allah’ın tabiat kitabını okur ve icatlara koyulurken, biz onların hamallığına soyunduk. Sonuçta öyle bir noktaya geldik ki, echellikle tanıştık, cehalette anlaştık. Zindan karanlıktan, alaca karanlığa postu zor attık. Güneşin doğuşuyla uyandık sandık, kalktık, derin bir nefes alıp kollarımızı doğaya açarak çevremize baktık. Zindan karanlıktan, alaca karanlığa sarktık. Gözlerimiz karardı, benzimiz  sarardı, başımız döndü ve midemiz bulandı. Düşüncemizi bir şaşkınlık aldı, beynimizde bir şimşek çaktı. Kendimize gelir gibi olduk, bir bilene sorduk, hani bize yol gösterecek aklımız nerde kaldı? Dediler ki, o çamura düşmüş bir eşektir. Sen bin bizim arabaya o seni Cennete götürecektir. Bu fırsat kaçar mı dedin, bindin arabaya, götürdüler seni oraya-buraya, derken alıştırdılar angaryaya,inandırdılar bir sürü palavraya. Sana, sen olmaya izin vermediler, serbest düşünmeye küfür dediler, önüne birçok yalandan engel gerdiler. İradeni elinden alıp, seni sana vermediler. Sen artık bizimsin, bize hizmet edecek bizimle yaşayacak ve bizimle öleceksin. Sen, sende yok oldun, artık ebedi mutluluğu buldun. Dediler!…. Böyle aylar, yıllar ve asırlar geçti, akıl kirada, düşünce sevdada, irade fıtratla kavgada, bilinç, hurafelerle muhasarada. Kur’an tilavet ettiler ruhuna, ermiş-evliyalar diktiler ufkuna, yasak koydular afakına. Yalan dünya bu düşünme, düşündüğün üretime dönüştürmeye uğraşma, aklını fenle, felsefeyle bozma. Kalbini günahlarla kirletme, kâinatı bilimsel ve sanatsal hikmetlerle seyretme, şiire ve edebiyata meyletme, böyle yanlış yollara gitme. Sakın ha sakın, şekiller, nesneler ve olaylar üzerine hayaller kurma, Bunların anlamı ve amacı nedir deyip üzerinde durma, varlıkların hikmetlerini araştırmaya kalkıp kafanı yorma. Resme can, heykele ruh veremezsin. Bırak her şey olacağına varır, su yürür yolunu bulur, Yüce Mevla ol der her şey olur, vakti gelir hayatı son bulur her canlı ölür. Senin elinde günahların kalır. Keşif ve icatlarla uğraşıp Allah’ın işine karışma, böyle yapıp şeytanlarla yarışma, sakın ha nefsinle  anlaşma, hazretlere karşı gelip haddini aşma. Munis ol, sövene dilsiz, dövene elsiz, sabret dertlerine sessiz ol. Dünya-ahret kurtuluşu istersen işte sana yol, bu yolda yürü daim ol. Dediler!……. Hep böyle telkinlerle geldiler, ilahiler, kasideler söylediler. Kerametler, menkıbeler terennüm ettirdiler. Sende evliyaullah  olmak istersen, virtler, evratlar edinecek, rabıtaya gireceksin, üçlere, yedilere, kırklara ulaşıp uçup ereceksin. Aslanlara, kaplanlara binecek yeryüzünde seyahatlar edecek, Buraklara binip gökyüzünü gezeceksin. Kutuplarla, gavslarla görüşecek, daha nice-nice ulu ruhlarla buluşup sohbet edeceksin. Sende el alıp şıh-şeyh ve Hazret olacaksın, herkesten saygı görecek, adın tabakat kitaplarına girecek mürşitliğe ereceksin. Bu yolda yükselecek çok büyük iltifatlara mazhar olacaksın, adından saygı ile bahsedilecek, herkes karşında tazim ile eğilecek, sana ulvi payeler verilecek, adına makamlar, merkadler ve türbeler yapılacak, türbende mumlar, kandiller yakılacak, dualar edilecek, dilekler sunulup adına kurbanlar kesilecek, senden yardımlar istenecek. Her yerde anılacak, adın çok uzaklara duyulacak yadın, zatından şefaatler umulacak, her gün ziyaretçilerin olacak dediler!.. Bütün bunları din adına söylediler. Bu yönde senaryolar yazdılar, kurgular yaptılar, iddialarını Hz. Peygamber Aleyhisselama, sevdiği yakın sohbet ve dava arkadaşlarına dayandırdılar. Ama belge yok, senet yok, sağlam ve güvenilir kaynak yok. Hz. Peygamber kendisinden önce geçen o kadar Peygamberin hangisiyle sohbet etti, görüştü, ve konuştu? Kur’an da isimleri geçen Peygamberler ve bazılarıyla ilgili kıssalar  var okuyoruz, bizim onlardan dersler almamız isteniyor. Peygamberimiz, kardeşlerim dediği onların   hangisinin makamına veya kabrine gitti? Peygamberimizin vefatından sonra, hangi dostu, yakını ve halife kabrine gidip ona dert yandı veya bir istekte bulundu? O saygın dört halife Hz. Ebu-Bekir, Ömer, Osman ve Ali, Allah hepsinden razı olsun, Kur’an’dan  başka bir merci ve dayanakları olmuş-mudur? Neyse, uzatmaya gerek yok, hepsi bir tarafa Kur’an merkeze gelecek ve her Müslüman ona yönelecek, hayatını onunla inşa edecek, onunla çelişmeyenlere itibar edecek, diğerleriyle ilgilenmeyecek. Ne demişler; anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul-zurna az. Esenlikler dileğiyle hoşça kalınız efendim.

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.