NÜKTEDAN – SAHABELER VE HADİSLER HAKKINDA DÜŞÜNCELER

Sevgili dostlar, biliyorsunuz din insanlarla başlamıştır, insana bir yaşam tarzı olarak Yüce Allah tarafından gönderilmiştir. Dinin başlama tarihi, insanlığın başlama tarihiyle birliktedir. Onun için insanlıkla ilgili her isim, olay, insani ilişkileri oluşturan her bilgi dini bir sistem çerçevesi içinde gelmiştir. Binlerce asırdır devam eden insanlık  tarihinde din hep var olmuş, bazı sapmalar, azgınlık ve zulümler yaygınlaşıp geneli tehdit eder duruma gelince, Yüce Allah bu olumsuzlukları düzeltici ilahi mesajlarını göndermiş. Uslanmayanlara ıslah edici tabiat olaylarıyla dünyevi cezalar vermiş. İnsan nesli bu badireli süreçlerle zamanımıza kadar gelmiş ve tabi son saat tabir edilen Kıyamete kadar da devam edecektir. Çünkü, Rabbimiz kurduğu bu sistemi, geleceği Kendisinden başka kimsenin bilmediği o son saate kadar devam ettireceğini Kur’an-da bildirmektedir. Bu sürecin insanları olan bizlere ve bundan sonrasına ait insanlara da yaşam tarzını düzenleyici son ilahi mesajını ve peygamberini göndermiştir. Daha önceki peygamberlere de ilahi mesajlarını Meleklerden Cebrail aleyhisselam’la gönderen Yüce Allah, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselama da gönderdiği ilahi mesajı Kur’an- Kerim Kitabıyla bu usulü noktaladı. Bundan sonra Peygamber de gelmeyecek, kitap da gelmeyecek.  Çünkü, son ilahi vahyi olan Kur’an da böyle diyor. Bu nedenle biz Ahir-zaman insanları olarak Kur’an-a uyacak  ve ahir-zaman Peygamberinin izini takip edeceğiz. Bu yolda onun arkadaşları olan sahabelerinden de alacağımız dersler vardır. Başta Kur’an-ı Mübin en sağlam kaynak olarak onlardan bahsediyor. İsim vermiyor, yaşanan olayları dile getiriyor, bazılarından övgü ve sitayişle bahsederken, bazılarının da yaptığı hataları ve yanlışları açıklıyor. Yani, bu çerçevede Peygamber efendimize kesin inanıp itaat edenler var, bazıları da inandıklarını ve itaat ettiklerini söyledikleri halde ara-sıra yan çizen ve itaat etmeyenler de var. Özellikle bir savaşa gidileceği zaman ve giderken, gitmek istemeyen-gitmeyen ve giderken yoldan dönenler olmuştur. Bunların içinde münafıklardan başka imanı zayıf mü’minler de vardır. Bu konuyla ilgili Tövbe Suresi’nde yeteri kadar bilgi veren ayeti kerimelere bakılabilir. Aziz dostlar, biliyorsunuz Sahabe demek Hz. Peygamberin sohbetinde bulunmuş insanlar demektir. Bu insanlarla ilgili Hz. Peygambere ithaf edilen bir takım Hadisi şerifler vardır. Ben çok meşhur olanların üç tanesini zikretmek istiyorum. 1- Hz. Peygamberi iman gözüyle bir sefer görene sahabe denir. Bu sözün Kur’an-da karşılığı yok ve Sahabenin kelime anlamı Hz. Peygamberin sohbetine katılmış demektir. Ama, görmekle, katılmak ayrı-ayrı şeylerdir. 2- “Benim sahabelerim gökteki yıldızlar gibidirler, hangisine uyarsanız kurtulursunuz” demiş Hz. Peygamber!  Şimdi, yukarıdaki ifadeleri göz önüne alıp, aklımızı çalıştırıp bir daha değerlendirip düşünelim. Ve, Peygamberimizin vefatından sonra yaşanan olaylara da bakalım, Hz. Osman ve Hz. Ali dönemlerini, Yezit ve Kerbela olayını, Hz. Aişe ile Cemel vakasını ve Hz. Zübeyir’in asılması ve o dönemde yaşanan olayları bir gözden geçirelim. Bu olayları yapan ve içinde bulunan bir çok Sahabi vardır. Şimdi bunlara uymak insana nasıl bir kurtuluş sağlar ve Hz. Peygamber nasıl böyle bir tavsiyede bulunur aklıselim bir kafayla düşünmek lazım. 3- Birde, daha dünyada hayatta iken isimleriyle bildirilen cennetle müjdelenen 10 Sahabi’den bahsediliyor. Bununda Kur’an da bir delili yok, yani cennetle müjdelenen Sahabi’ler var, ama verilmiş herhangi bir isim yok. Buda Hz. Peygambere ithaf ediliyor, Peygamberimizin Kur’an-a ters düşen bir söz söylemesi veya bir değerlendirme yapması düşünülebilir mi? Mesela, ilk mü’mine şehit Hz. Sümeyye’den söz edilmiyor ve onun ismi geçmiyor. Neden? Hz. Bilal Habeşi, Hubap bin Eret, Müslüman oldukları için ne eza-cefa ve işkencelere uğradılar. Örneğin Sümeyye, ayaklarından iki ayrı ata bağlanıp ters yöne atların sürülmesiyle parçalanıp şehit edildi.  Ama o on Sahabi “Aşere-i mübeşşere” içinde yok. Neden? Çünkü bunlar köle ve biri de kadın, Arap kültüründe bunların pek değeri yok. Evet, işte en azından bu nedenlerle gelin Kur’an-ı merkeze alalım diyoruz? Çünkü, Kur’an gerçeğinde, akleden kalp inancı ve mümeyyiz aklıselim bunu gerektirir. Sanırım bu meyanda meramımızı da anlatmış bulunuyoruz. Değerli dostlar, Kur’an-ı Kerimin bazı ayetlerini mezhep, meşrep ve tasavvuf adı altında yorumlayan kişiler, Kur’an-ın batınî manası adı altında farklı mecralara girmişlerdir. Kur’an-ı Mübin’in ap-açık ifadesini, kendilerince anlaşılmaz ve içinden çıkılmaz sırlar labirentlerine sokmuşlar, bir takım felsefik ifadelerle kendince menkul kerametler ihdas ederek havalarda uçmuşlar! Sular üstünde yürümüşler ve bir anda birçok yerde görünmüşler!  Ama, Müslümanların hiçbir teknik, sanat ve bilimsel problemine çözüm üretmemişler. Lakin, yaşadıkları hayal mahsulü hayatlarını da  Kur’an-a mal etmişlerdir. Ayni kategorinin içine Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselamı da dahil etmişler, onun üstünden, O söyledi diyerek binlerce Hadis üretmişler. Dolayısıyla bir buçuk milyon Hadis-i şerifin olduğundan bahsediliyor.  Peygamber Efendimiz “Bende sizin gibi bir insanım, bir anadan-babadan dünyaya geldim, sizin gibi güneşte kurutulmuş et yiyorum” diyor, kendisi hakkında bilgi edinmek isteyenlere bu ifadelerle cevap veriyor. Ama, bu ifadelerle tatmin olmayanlar var, Yahudilikten ve Hıristiyanlıktan dönüp Müslüman olmuş ve eski kalıntılarını İslam’a taşıyanlar var, eski Arap kültüründen vazgeçemeyen Arap Aşiretleri var, İslam öncesi cehalet kültürünü bırakamamışlar. Bu, anlayış ve düşüncede olanlar, bu tarzı hayatlarına Hz. Peygamberi alet etmişler ve onun üzerinden ürettikleri Hadisi şeriflerle yaşamlarına destek oluşturmuşlardır. Onların bu anlayış ve yaşayışlarına ciddi karşı çıkanlar hep azınlıkta olmuş ve toplumun geneline seslerini duyuramamışlar. Uydurma hadisler hakkında zaman-zaman kitaplar yazılmış ama hep mevzi kalmış genele ulaşamamış. Bu güruh, insanlara okumasını ama çok okuması gerektiğini de istenilen ölçüde tavsiye ve teşvik etmemişler. Daha çok gel bizim mezhebe, meşrebe ve tarikate ve yapış bir mürşidin eteğine kurtar kendini demişlerdir. Neyse, bu hamur çok su götürür, biz bu kadarla yetinelim ve haftaya başka bir konuda buluşmak niyetiyle noktayı koyuyor ve Yüce Mevla’dan hoşça ve dostça kalmanızı diliyorum.               LEBİD

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.