Son Dakika

• No Posts Found

NÜKTEDAN – ÇELİŞKİLİ BİR YAŞAM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Sevgili dostlar, insan hayatında huzuru, güveni ve istikrarı sağlayan önemli ve ciddi kavram ve kurallar vardır. Bu kavram ve kurallara gerektiği gibi uyulması lazım ki, istikrarlı ve dengeli hayat hasıl olsun ve devam etsin. Bu gerçekleri bilmek ve sadece söylemekle olmaz, tatbik edilecek ve yaşanacaktır. Ne demişler ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz veya esprili bir ifadeyle lafla peynir gemisi yürümez. Mutlaka yaşamak ve bu yaşama süreklilik kazandırmak lazım. Mesela, ben kurallı yaşamayı seviyorum diyen bir kişi, eğer kişisel ve sosyal yaşamında uyulması gereken kurallara uymuyorsa, yalan söylüyor demektir. Toplumumuzun bu durumda sıkıntıları var, bunu keşfetmek için uzman olmaya gerek yok. Çünkü, bu konuda en belirgin özelliğimiz dinimizle olan çelişkili bir yaşam sürmemizdir. En başta bu konuda bir ikilemimiz var. Yaşamımızı ikiye bölüyoruz, dini hayatımız, dünyevi hayatımız. Yani, din adına, din için yaşadıklarımız, dünya adına, dünya için yaşadıklarımız. Bu durum karşısından ibadet olarak yaptıklarımız dini hayatımız oluyor. İbadetlerin dışındaki işlerimiz, davranışlarımız, hal ve hareketlerimiz dünyevi hayatımız oluyor. İbadetlerimizle ilgili olanlarda sevap, günah, cennet ve  cehennem söz konusu, diğerleri için ise bir anlamsızlık ve amaçsızlık söz konusu. Neden? Yalan dünya bu, gelip-geçici, kimseye kalmıyor, herkes bırakıp yok olup gidiyor. Elinde ne ibadet etti ve hayır hasenat yaptıysan o, gerisi boş! Birde, Allah yaptığın her şeyin hesabını soracak  diyenler var. Lakin bunu diyenlerde yaptıkları işleri bu bilinçle yapmıyorlar. Bunu iş tutan elleriyle, söz veren dilleriyle, inanç ve güven besleyen gönülleri ve hedef belirleyen akıllarıyla ortaya koymuyorlar.  Dinin yeri başka, dünyanın yeri başka diyorlar. Her şeyi içine dini sokmayın, din bir vicdan işidir, kutsaldır, her yerde ortaya koymak dinin kutsiyetine zarar verir diyorlar.  Dini olur-olmaz her şeye alet etmenin doğru olmadığını söylüyorlar.  Şimdi, bütün bunlara İslam dini açısından cevap vermeye çalışacağız. Daha detaylı açıklamalarını da, zamanımızın ehliyetli Akademisyen ilim adamlarımızın eserlerinden öğrenebilirler.

Aziz dostlar, öncelikle bir sefer şunu çok iyi bilmek zorundayız, İslam Dini gerçek vahye dayanan tek İlâhi bir dindir.  İnsanın yaratılış fıtratıyla buluşup-bağdaşan Kur’an dini İslam, insanın hayatının tümünü kuşatmaktadır. Bu nedenle, İslam da din adamı sınıfı yok, herkese şamil dinin adamı sıfatı var. Bundan dolayı, hiçbir Müslüman diğer bir Müslüman’dan imtiyazlı değildir. Bütün Müslümanlar bir tarağın dişleri gibidirler. Birde, kimse zorla Müslüman olmaz ve zorla Müslüman edilemez.  Bu bir irade, ihtiyar ve serbest bir seçim işidir, Kur’an da Bakara suresi 256. Ayette açıkça belirtilmektedir. Ama, hem ben müslümanım diyeceksin, hem de İslama karşı söz ve davranış sergileyeceksin, bu İslam adına kabul edilir bir davranış değildir. Bunlar Kur’an-ın bir çok yerinde şirk, küfür ve münafıklık alâmeti olduğu bildirilmektedir. Evet, müslümanın iki türlü hayatı olmaz. İslam dini bir bütündür hayatın tümünü kuşatır, hiçbir açık-gedik ve başıboşluk yoktur. Bu aslında bütün insanlık için böyledir, her insanın hayatı dinidir, dini hayatıdır. Çünkü, her insanın fıtratı buna göre yaratılmıştır. Kotlama böyle, yazılım bu şekildedir. Kişi bunu kabul etmeyip reddetmekle bu fıtrattan çıkamaz, sadece inkar etmiş olur, o kadar. Yaratılışını değiştirmek kimsenin elinde değildir. Ama, fıtratına ters düşen bir hayat yaşayabilir bu onun tercihidir. İnsana, ben gavur olmak istiyorum, Müslüman olmak istemiyorum seçimi verilmiştir. Bu yolu seçer, ancak, insana bu serbestliği veren Allah, bu yolun Cehenneme çıktığını da söylüyor. Nasıl ki, fıtratın gereği İslamı seçenlere o yolun Cennete gittiğini söylüyorsa. Yani, ortada bir muğlaklık yok, isteyen Cennete giden yolu seçer, istemeyen de Cehenneme giden yolu seçer, bu serbesttir ve bu bir imtihandır.  Yüce Allah kimseyi zorlamıyor, serbest iradesi ile herkesi hayatıyla baş-başa bırakıyor.

Değerli dostlar, birde şu yalan dünya ifadesi var ki, çok yanlıştır. Çünkü, bu dünya yalan değil, tam aksine büsbütün gerçek bir dünyadır. Sebebine gelince bu dünya hayatımız bize cenneti kazandıracak veya cehenneme yuvarlanmamıza sebep olacaktır. Bizim bu dünyada yapıp-ettiklerimiz ebedi akıbetimizi belirleyecektir.  Bu dünyada yaptıklarımızdan hesaba çekileceğiz. Yaratıcımız Yüce Allah bu dünyaya ait gerçekleri şahit tutarak bizi yargılayacak ve ahrete ait sınavı kazanmamız bu dünyada olacaktır. Rabbimiz bu dünyaya ait geceye, gündüze, yeryüzüne ve gökyüzüne ve bize verdiği sayısız nimetlere yemin ediyor ve yarın öbür dünyada onları lehimize veya aleyhimize şahit gösterecektir. Öyle ki, ister zerre miktar bir hayır, isterse zerre miktar bir şer olsun yarın onları bizim önümüze koyacaktır. Onun için bu dünya yalan değil, tam aksine dört-dörtlük bir gerçektir. Öyle şeytani fiskoslara aldanmayalım. Şu içinde yaşadığımız gerçek dünyada, gerçek ebedi hayatımızı cennetle tescillemeye bakalım. Burada ne kadar iyi-güzel, faydalı ve yararlı işler işlersek, insanlık ve canlı varlıklar adına, öbür dünyamızı o kadar mamur ve müreffeh ederiz. Bunlara dikkat anlamında olsa gerek Yüce Allah Kur’an-ın da “İllellezine âmenu ve amilussalihati” diyor. Yani, İman bilinciyle, Salih ameller işlemeye biz Müslümanları teşvik ediyor. Kur’an da bir başka yerde de hayırda yarışmamızı istiyor. Sakın bu hayırda yarışmayı sadece üç-beş kuruş ona-buna sadaka vermek olarak anlamayalım. Sosyal ilişkilerden, teknolojik gelişmelere, sanat ve bilimsel her türlü ilerlemelere kadar olan bir Salih ameller muhtevası olarak anlayalım ve iman bilincimizi de böyle programlayalım. Evet, yaşamımız içinde dinimize özel bir yer ayırma yanlışını terk edelim. Bunlar dini, bunlar dünyevi işler, felekten bir gün çalma saçmalığı, dindarlığa daha erken anlayışına dinimiz İslam da yer yoktur. Böyle yapanlar aldanmaktadırlar. Çünkü, hayat kitabımız Kur’an da her işimizi, halimizi, tavrımızı ve hareketimizi kaydeden Allah’ın katipleri var. Yani, yaşamımızı yarın karşımıza koyacak Allah’ın kameramanları var her ânımızı şakır-şukur çekip ölümsüzleştiriyorlar. Akıbetimizin hayırlı olması dileğiyle, hoşça ve dostça kalınız aziz dostlarım.

LEBİD

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.