Son Dakika

• No Posts Found

HAFTANIN YORUMU- RAHMETTEN ZAHMET OLUŞUR

MUSTAFA ULUÇAY

İslam hukukunda bir tabir vardır, “Halkı şer, şer değildir, kesbi şer, şerdir.” Yani, Allah şer yaratmaz, insanlar Allah’ın yarattığı hayrı kendi elleriyle şer haline getirirler. Mesela, bir-iki aydır yöremizde bir adı da rahmet olan yağmur aralıklı olarak devam ediyor. Öyle ki, gökten gelenle yerden bitecek olan rızkımızın yaşam kaynağı yağmur, ihtiyaçlarımızın bereket unsuru olmaya devam ediyor. Ancak, yağmurun sel olması ve selinde mal ve can kaybımıza sebep olup şer’e dönüşmesi genellikle biz insanların tedbirsizliğinden kaynaklandığını da hepimiz biliyoruz. Örneğin yerleşim alanlarımızı, su baskınlarına sebep olacak yerlere kurarsak, meskenlerimizi çay ve dere içine veya kenarına yaparsak, aleyhimize şer olan su baskınlarının sorumlusu biz olmaz mıyız? Önceden, kar geliyor, şiddetli sağanak yağışlar var haberi verildiği halde, kar lastiği takmayan, yağışta tehlike arz eden yerlerde trafiğe çıkanlar yanlış yapmıyorlar mı? Yerel basınımızda durmadan yazıyoruz, bakıma muhtaç cadde ve sokaklarımız var. Yetkililer gereken tedbiri almıyorsa bunun vebali ilk sırada onların değil mi? Zaten bozuk olan bazı yollar, yağmurlar yağınca daha da fazla bozuluyor, beş santim olan çukur, on-on-beş santime çıkıyor, sorumlular neden gerekeni yapmıyor? Bu durumlarda meydana gelen kaza, kader mi oluyor? Araba tekerinin düştüğü çukurdan sıçrayan o çamurlu pis su, yaya kaldırımda gideni baştan ayağa ıslıyorsa, herhalde buradaki hâleti ruhiye insan kalbinde nasıl bir tepki meydana getirdiği sanırım düşünebiliyor dur!

SEVİNDİREN VE DÜŞÜNDÜREN GELİŞMELER

İlçemizin mahallelerinin bazılarında cami görevlileri yok, bu durum İl bazında da yaşanıyor. Özellikle şehir merkezine uzak mahalleler bu durumdan daha da sıkıntılı. Gelen imamlar durmaz şehir merkezine gidiyorlarmış.  Bozdoğan İlçesinin Tütüncüler Mahalle muhtarı bu sorunu, imamı o mahalleden evlendirmekle çözdüğünü söylemiş. İyi de, her mahalle için bu mümkün olmadığına göre genel manada bir çözüm bulmak lazım. Bu arada, Nazilli belediyesi 4 yılda 24 camiyi yenilemiş. Buda güzel bir haber, lakin biz yıllardır bir Kaygıllı camiini bitiremedik. Ayrıca üzücü bir gariplikte var, bütün camiler güzel, süslü-püslü; amma velakin cemaat çok az, Din Görevlisi köyde görev almaya var, ama durmaya geldi mi yok. Hani ya hizmet? Ve tabi irşat!.. Neyse, gelelim İl bazında gelişemeyen bir takım gelişmelere! Dağlarından yağ, ovalarından bal akan İlimiz Aydın, bu potansiyelini bir türlü namına ve şanına uygun bir şekilde harekete geçiremedi. Ben bildim bileli bu tabir ülke çapında söyleniyor, belki ülke dışında bile bu şöhreti vardır! Lakin bu şöhretini bilimsel anlamda üretime dönüştürmek, gelişen teknolojik şartlarda planlı bir yöntemle kullanmak bilincine bir türlü ulaşılamadı. Tarımda yöremizde seracılık dahil sebzecilik ve meyvecilikte dışa açılma imkanına müsait olan her şey var, toprak, su, iklim ve çalışma gücü, açısından da sıkıntı yok; ürün çeşitliliği, bakliyattan hububata kadar her şey üretilebilir. Ancak, üretileni değerlendirebilme açısından bilimsel bir çerçevede planlı olmak şart. Evet, toprak üstü gelir kaynaklarımız elbette bunlarla sınırlı değil. Göllerimiz ve nehrimiz var, çağdaş dünya kıyaslamasıyla bunlardan da gerektiği gibi en verimli bir şekilde yararlanamıyoruz.

ÜRETİM  VE  İHRACATTA  ÇAĞDAŞLAŞMAK

27 Şubat Salı günü gazeteniz Yeni Söke’de manşette iki haber vardı. Biri, üstte büyük punto harflerle, “Söke Tarım Kredi Kooperatifine Temiz Girebilene Aşk Olsun!” Neden? Kooperatifin girişinde oluşan çukurlar ve o çukurlara dolan sularla oluşan gölcükler. Bu duruma seyirci olan yetkililer ve etkililer. Tarım kenti olan Söke’den bir manzara! Evet, ikinci haber yine gazetenin birinci sayfasında, ama altta ve daha küçük punto harflerle, “ Ekonomi Bakanlığı ihracatı arttırmak için sahaya indi.” İç sayfada alt başlıkta “Ekonomi Bakanlığı Egeli ihracatçılar ile buluştu.” Neler konuşuldu, ne kararlar alındı, ürün ekim-dikimi, çeşitliliği, nerede ve ne kadar, ilçemiz Söke ovası ve dağı bu kararlarda, plan-proje uygulamalarında ne kadar yer aldı ve bunların takibi ve denetimleri nasıl olacak? Bu arada, İlçemizde kurumlarda seçimler yapıldı ve yapılıyor. Tabi, vaatlerde yapılıyor. Ticaret odası yenilikçi grubu Söke’nin gelişmesi ve büyümesi için çalışacaklarını söylüyorlar. Ak-Parti Aydın Milletvekili Sayın Mehmet Erdem, Söke de “Münavebeli ekim sorununu ikinci ürün ile çözeceğiz” demiş. Ayrıca, Söke Ovası’nın toprak özelliğinden bahsetmiş ve Söke’deki üreticilerin pamuğa mahkum olduklarını söylemiş. Bazı ülkelerde elin adamı teleferiklerle dağdaki kayaların üzerine toprak çekip ürün yetiştiriyor. Biz ovadaki toprakta ürün yetiştirmekte sıkıntı yaşıyoruz. Neyse, inşallah bir gün bizde bu sorunları aşacağız. Allah o günleri yakın etsin diyor  ve herkese esenlikler diliyoruz.

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.