Son Dakika

• No Posts Found

RAMAZAN SAYFASI- 8-

MUSTAFA ULUÇAY

RAMAZAN’IN  8.  GÜNÜ  

İBADET  VE  SALİH  AMELLER

Kur’anda insanın  eylemlerinden iki türüne dikkat çekiliyor. Kendisi için yararlı ve istifadesine yönelik olanlar. Hem dünyası ve hemde ahireti için faydası olacak. Biri ibadetler namaz, oruç, hac, zekat, kurban, infak ve sadakalar. İki, salih ameller, türünde ve sayısında bir miktar ve sınırlama yok. Nelerden ve ne kadar yaparsan yap. Yani, Salih amel işleyebildiğin kadar işle yararlanabilirsin. Kur’an “İllellezine âmenu ve amilussalihati” diyor. İman edip salih amel işleyenler. Mutlaka karşılığı bir ecri var, bir mislinden yediyüz misline ve hatta daha fazlasına kadar. Mü’minler bu eyleme Kur’an-ın birçok yerinde teşvik ediliyor. Öyle ki, imanla işlenen bu Salih ameller Cennete girmeğe bile vesile oluyorlar. Hz. Peygamber mü’minlerin en hayırlısı insanlara faydası olanlardır diyor. Buna da bir sınırlama getirmiyor ve konudaki ayetleri bu ifadesiyle desteklemiş oluyor. Yüce Allah Kur’an da kurtuluşumuzu sevdiklerimizden infak etmeye-vermeye bağlamıştır. Bu, zamanın şartlarında ve gerektiği ortamında meşru nesneler türünden ne olursa-olsun, hele birde o anda zaruri ihtiyaç türünden olursa ecrinin derecesine payan yoktur. Bunu şahsa vermekten herhangi bir kurum ve kuruluşa vermek duruma göre önemli  derecede yararı olur. Bilimsel araştırma yapan bir kuruma olabilir, bir icat ve keşif üzerinde çalışan bir kişi veya bir labaratuvar olabilir. Çünkü, infak ve hayır hasenatları sadece cami-mescid, Kur’an Kursu, dini dernek ve vakıf gibi yerleri önde tutmak doğru değildir. Yukarı da ifade ettiğim gibi bir fizik ve genetik ilmi kurumuna da yardım yapılır. Eğer, ciddi manada bir ihtiyaç varsa öncelik onun hakkıdır. Yani, Salih amel yapma belirli bir nesne ve kurumla kayıtlı değildir. Sağlığı tehlikede bir insan kim olursa-olsun, örneğin aç, çıplak ve susuz bir gayri müslim olabilir. Ayrıca, can taşıyan zorda kalmış bir hayvan olduğu gibi, doğal bir alana faydalı olma için yapılan çalışmalar da Salih amelden sayılırlar. Allah hepsi için ecirler tayin ve taktir etmiştir.

İBADETLER  FARKLI 

 KATAGORİLERDEDİR Yüce Allah Tur suresi 56. ayatte “Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım” diyor. Yani, insanların yaratılış gayesi Allah’a ibadet etmektir. Onun için insan her an bu ubudiyet şuuru içinde olması gerekmektedir. Ama önce serbes iradesiyle Allah’a kul olmayı kabul edecek, müslüman olacak. Onun-bunun zorlamasıyla, hatırı ve gönlü olması için yapılan ibadetler makbul değil. Allah’a itaat kaydı ile ve rızasını kazanmak için olacaktır. İbadetlerin en önde geleni namaz, günde beş vakit çerçevelenmiş zamanının içinde eda edilecek. Kazası yoktur, çünkü her namaz belirli bir vakitte eda edilir. O vakit geçti mi geri gelmez, namaz da o vaktin ibadeti olduğu için kazası olmaz. Eğer olsa idi, Kur’an da geçer ve kılamadığınız namazları sonra kaza edin denirdi. Ama böyle bir kayıt yok. Namaz dahil bütün ibadetler sadece ve sadece Allah’a yapılır. Oruç yılda bir ay Ramazan ayında tutulur, herhangi bir nedenle tutamayanlar Ramazan ayından sonra herhangi bir ayda kazaen tutulur. Tutmaya gücü yetmeyen müzmin hasta ve çok yaşlı olanlarda hergün için bir fidye verirler. Zekat, her yıl malının ihtiyaç fazlasından Kur’an da belirtilen kişilere verilir. Bunun miktarı ve ölçüsü Kur’an da belirtilmemiş, şimdi şayi olan ölçüler asırlar öncesinin ölçüleri ve miktarlarıdır. Zamanımız da onların bir kıymeti harbiyesi kalmamıştır, yenilenmesi gerekmektedir. Hac, gücü yeten müslümana ömründe bir sefer yapmak farzdır. Mekke’de Kâbeyi tavafla başlayan şartlarını yerine getirerek bu ibadetin yapılmasıdır. Kurban, Kurban Bayramında kesilen ve ayrıca adak ve nezir olarakta kesilen eti yenen hayvanlara denir.  Evet, özet olarak ibadetler ana hatları ve ilkeleriyle bunlardır. Detaylara girmedim, çünkü medyada enine-boyuna anlatılıyor.

ALLAH’A  İTAAT  VE  ARACISIZ  İBADET

Hayat kitabımız Kur’an-ı Kerim’de her şey var, yeter ki mü’min ona uysun ve uygulasın. Allah’a itaatinde, ibadetinde ve Salih ameller işlemek istediğinde ciddiyeti ve samimiyeti terk etmesin. Takvaya ve ihlâsa riayet etsin, hiçbir şeyinde Allah’a eş koşmasın, şirke ve küfre girmesin. Allah’a itaatinde araya hiç kimseyi sokmasın, ibadetini direk Allah’a yapsın. Çünkü, Allah öyle istiyor, Fatiha suresinde bunu çok açık ve net olarak bildiriyor. “İyyake na’büdü ve iyyake nestain” ayeti kerimesinde (Yalnız Sana ibadet eder ve yalnız Senden yardım dilerim) diyoruz. İyilikleri sonsuz ve ikramları bol olan Allah’ın adıyla başladığımız ibadetimize, âlemlerin Rabbi olduğu içinde O’na hamd ediyoruz. Bu eşsiz özelliklerin emsalsiz sahibi olduğundan ibadete layık sadece O’dur ve yardımı da O’ndan diliyorum diyoruz. Bu ifade bir sefer aracıyı reddeder. Şıhın, şeyhin ve mürşidin şefaatine yol vermez. Gerçek böyle olduğu halde araya, ermiş, evliya koyup, onun hürmetine, şunun şefaatine, bunun aşkına demek, daha önce verdiği söze sadakat göstermemektir. Mesela, sünnet namazı kılanlardan duyuyoruz, Peygamberimizin şefaatini istemeye hakkımız olsun diyorlar. Peygamberimizin şu namazları kılın ahirette sizin Cennete girmeniz için Allah’a şefaatçi olayım kaydı var mı? Eğer var diyorlarsa, Kur’an-dan bunun dayanağını göstermeleri gerekir. Yüce Allah Kur’an-ın neresinde, ey rasulüm sana şefaat etme hakkı veriyorum, ümmetinden istediğini Cennete sokabilirsin! Yardım konusu da böyle, zorda ve darda kalan herhangi bir kişi Allah’tan başkasından ermiş, evliya, alim-ulema ve peygamber dahi olsa yardım isteyemez. Eğer isterse bu şirk olur, Allah’ın yanına bir tanrı ilave etmiş olur. Allah o kişiyi affetmez, tevbe istiğfar etmezse. Yani, tevbesiz ölürse yerinin Cehennem olduğunu Kur’an-ı Kerimin de bildirmektedir. Bu nedenle mü’min sık-sık tevbe-istiğfar etmelidir, şirkten ve küfürden Allah’a sığınmalıdır.

KUR’AN-A  VE  KİTAPLARA  İMAN 

Yüce Allah yarattığı her şeyi bir sisteme bağlamış, ona yasaları çerçevesinde bir anlam vermiş ve bir amaca yöneltmiştir. Bu nedenle her şeyin bir var oluş yasası vardır ve bu yasalar çerçevesinde bir şeye Ol dedi mi, o şey hemen oluşuma geçer, anlamına ve amacına yönelik tezahür eder. O nedenle Allah yasasız hiçbir şey yapmaz ve abes bir şeyde yaratmaz. İşte, insanı da anlamlı ve bir amaca yönelik yaratmıştır. İlahi mesajı Kur’an-ı Kerimde bunları açık-açık ifade etmiştir. Yarattıkları içinde insana farklı bir özellik vermiş, bu farklılığını insana vahyettiği ilahi mesajlarıyla bildirmiştir. İlk insanlık Âdem nesli ile başlamış ve halen devam etmektedir. Âdem neslinden bu güne, Yüce Allah insanların içinden seçtiği kişilere Peygamberlik vermiş ve onlara vahyedip yaşam kılavuzları göndermiştir. O ilahi kılavuzlara göre insanları yönetmelerini emretmiştir. Dolayısıyla bütün peygamberlerin görevi budur. Her peygamber kendisinden öncekinin takipçisi ve onun kardeş olduğunu söylemiştir. Hiç biri diğerini yalanlamamış, öğmüş ve ayni yolun yolcusu olduğunu söylemiştir. Bunu hayat kitabımız, Yüce Allah’ın son vahyi ilahisi olan Kur’an’dan öğreniyoruz. Kur’an o peygamberlerin bazılarının yaşamlarından kıssalar bize sunmakta, ibretler alıp dersler çıkarmamız için. Ayrıca, Kur’an bize o peygamberlere gönderilen Suhuf ve Kitaplardan bahseder, biz onların asıllarına inanırız. Bu peygamberler zinciri ve onlara vahyedilen Suhuf ve Kitaplar, insanların daha önceki peygamberin ve ilahi mesajlarını gösterdiği yoldan sapmaları neticesinde gönderilmiştir. Ancak, Kur’an bunların sonuncusudur, çünkü Kur’an ilk haliyle ortadadır, değişmemiş ve tahrifata da uğramamıştır, Allahü azimüşşanın koruması altındadır. Her yerde vardır, Kur’an-ın Mushaf haliyle dünyada sayısını Allahtan başka kimse bilmiyor ve o mushaflarında hepsi aynidir. Artık, değişmesi, tahrifi ve yok edilmesi mümkün değildir. Allah yolundan ayırmasın.

İLİM-İMAN-İTAAT-İBADET VE TESLİMİYET

Yüce Allah beşerden tekamül ettirdiği insana Oku diyor. Demek ki, insan için ilk önemli şey bilgidir, ilimdir ve onun içinde okuması gerekir. İşte bu nedenle bilinçi bir iman geçerlidir. Hatta bu Oku emrinin içinde, inkar edene de bir hisse var, Bana inkarının gerekçesini getir! Evet, bilinçsiz iman dayanaksız ve güvensiz bir inanmadır. Her an nefsin, şeytanın ve şeytan tinetli insanların hedefindedir. Zorlamaya, özendirmeye ve tahrike dayanamaz. Dini görevlerini yapmakta gevşek olur ve gafillik gösterir. Yoksa, inanan-iman eden hiç itaatsiz olur mu? İnandığı iman ettiği herhangi bir şeyde lâkayt davranır mı? İtaatten sapıp yanlış yapar durur mu? Allah’ın emir ve yasaklarına itaatsizlik eder mi? İbadetlerini yapmaz terk eder mi? Özellikle eda etmediği ibadetlerinden dolayı bir rahatsızlık ve huzursuzluk duymaz olur mu. Bu halini ve tavrını hiç uzun bir süre sürdürür mü? Sonra, birde Allah’ın yasak ettiklerini devamlı işler mi? Yalan söyler, sahtekarlık yapar, insanların hakkını yer ve zulüm eder mi? Veya bunların birini olsun işleyip sürdürür gider mi? Birde, ben müslümanım diyor, oysa müslüman demek islama teslim olmuş demektir. Müslüman hiç hulusi kalple, gönül rahatlığı ve serbes iradesi ile teslim olduğu islamiyete, isyan eder mi? Demek ki, iman bilincinde arıza var, bir sakatlık ve eksiklik var. En azından okumuyor, araştırmıyor ve bilimsel sohbetlere katılmıyor. Yoksa bir mü’min bu yanlışları yapamaz ve bu tehlikeli, mayınlı arazilerde dolaşamaz. Mutlaka kendisini arada bir denetime tutar ve yaşadığı hayatın muhasebesini yapar. Zamanın şartlarına göre bilgisini ve imanını tazeler-yeniler, Allah’a itaat yolunda aldığı mesfeyi gözden geçirir.

Yaşar ÇAĞBAYIR

Ramazanlık Şiirler

İlim ilim bilmektir,

İlim kendin bilmektir;

Sen kendini bilmezsen,

Bu nice yelmektir.

Okumaktan murat ne?

Kişi, Hak’kı bilmektir;

Çün okudun bilmezsin:

Ha bir kuru emektir.

Dört kitabın manisi

Bellidir bir elifte,

Sen elifi bilmezsin,

Bu nice okumaktır?

Yiğirmi dokuz hece,

Okursun uçtan uca,

Sen elif dersin hoca;

Manası ne demektir?

Yûnus Emre der, hoca!

Gerekse bin var hacca:

Hepisinden iyice,

Bir gönüle girmektir.

Yûnus Emre (1240-1320)

(yelmek: koşmak. mani: Anlam.) 

Söke Manileri

Haydi gidek mantara

Kız saçını yan tara

Şimdi zayıflamışsın

Sonra vurak kantara

Sarı kavun dilimi

Yere serdim kilimi

Vallah, billah olacam

Sarıkemer gelini

Üzümün asmasıyım

Nazilli basmasıyım

Bana hasta diyorlar

Ben sevda hastasıyım

           Oyhan Hasan Bıldırki

            – DİL ÇEREZLERİ

 

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.