Ramazan Sayfası – 13

MUSTAFA ULUÇAY

KUR’AN-DA  EĞİTİM-ÖĞRETİM MESELESİ

Hayat kitabımız Kur’an-ın 23 yıllık inzal süreci bir  insan ömrünün  rüştüne erme noktasını belirleme açısından çok önemli bir zaman kaydıdır. İnsan da bu durum, ana rahmine düştüğü andan itibaren başlar, bu Yüce Allah’ın insan için Ol emrinin verilmesidir. Bu emirle insan orada oluşuma geçiyor. Buradaki oluşumun merhaleleri Kur’an-ın Hac ve Mü’minun  surelerinin ilk sayfalarında detaylarıyla anlatılıyor. Oluşum tamamlanıp süreç dolunca insan dünyaya adımını atıyor. Bundan sonra, insanın eğitimi başlıyor, özellikle  birinci derecede sorumluluk annenin üzerindedir. Beslenmesi, temizliği, korunması, şefkat, ilgi, ihtimam ve sevgiyle bir disiplin ve bir program çerçevesinde maddi ve manevi gelişimine hizmet edilmesi anne için çok ciddi ve önemli bir görevdir. Annenin bu görevleri çocuk gelişme kaydettikçe farklılaşacaktır. Ama, anne bu  görevlerinde hassasiyetini, ciddiyetini, disiplin ve programını asla bırakmayacak ve çocuğun kaydettiği gelişmeye göre bu görevlerini ifa edecektir. Bu nedenle annenin mutlaka bilgili ve kültürlü olması gerekmektedir. Kur’an bu konuda örnek ailelerden bahseder. Onun için İslam toplumunda ailenin önemi büyüktür ve tartışma götürmez bir kurum olarak korunmaktadır. Çocuğun ilk eğitim ve öğretimi ailede başlıyor. Çocukla en çok beraber olan, ilgilenen ve onun birçok ihtiyaç ve hizmetlerini anne yaptığı için, eğitiminde ve öğretiminde de anne birinci rolü üslenmiş oluyor. Bu nedenle anne mutlaka okumalı ve tahsil yapmalıdır. İnsanı yaratan ve ona bir fıtrat belirleyen-yani bir format biçen, dolayısıyla, insanı o fıtrat çerçevesinde en doğru, en iyi ve en güzel bir şekilde terbiye ve ahlak üzere yetişmesinin kurallarını koyan da Yüce yaratıcı Allahü azimüşşandır. Bu terbiye ve ahlak sistemi Kur’an da belirtilmektedir.   İslam dışı düşüncelerin geliştirdikleri modern, çağdaş ve bilimsel ad altında ne isimlerle-isimlendirilirse –isimlendirilsin insanın Kur’an’da belirlenen ilahi fıtratına ters düştüğünde bir değer ifade etmez. Çünkü, bunlar nefis iştahlı, şeytanın antrenörlüğünde hazırlanmış  heva ve heves tandanslı sistem ve düşüncelerdir. Kur’an Müslüman’ın kabulüne mazhar olmaz. Evet, Kur’an ahlâkı, Kur’âni sistemle oluşur, Müslüman’a da o yakışır. İşte bu doğrultuda Müslüman’lar  olarak çocuklarımızı  Kur’an-a göre yetiştireceğiz. Anne-baba çocuklarını hayata böyle hazırlayacak,  topluma hayırlı ve yararlı bir birey olarak böyle kazandıracaktır. Bunu annenin liderliğinde yapacaktır. Bunu, bu yolun yolcuları olan atalarımız“ Beşiği sallayan el, devleti idare eden eldir” demek suretiyle vurgulamışlardır. Bu konuda Kur’an-da Peygamber kıssaları vardır, dikkatle incelenip dersler çıkarmak için. Müslüman kardeşlerime bunları okumalarını ve bunlardan dersler almalarını tavsiye ediyorum. Onun içinde her eve bir Kur’an meali şarttır.

KURíAN DA  ÖRNEK  AİLELER

İslam da aile çok önemli bir kurumdur. Kur’an da ailenin Hz. Âdem’le başladığını bilmeyenimiz yoktur. Sonra birçok Peygamberden aile ile ilgili örnekler görüyoruz. O örneklerde insan hayatının çeşitli yönlerine ışık tutan, yol gösteren, çareler üreten, sorunlarını çözen ve sıkıntılarını gideren bilgiler verilmektedir. Mesela, Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail arasında sadakat örneği, Hz. Musa ile annesi, kız kardeşi ve Firavun’la ilgili olaylar, Hz. Şuayıp, kızları ve Hz. Musa’yla aralarındaki olaylar ve dialoglar, Hz. Yakup, oğlu Hz. Yusuf’un başından geçenler, Hz. Nuh ve oğluyla ilgili olay, Hz. Zekeriya, Hz. Meryem ve Hz. İsa’nın çocukluğu ve Peygamberimiz  Hz. Muhammed aleyhissalatü vesselamın aile hayatı ve çocuklara karşı tutum ve davranışları hepsi bizim için ilham kaynağı, ibret ve dersler çıkaracağımız örnek ailelerdir. Kur’an’dan bunları okuyup öğrenmemiz ve gerektiği zaman, gerektiği yerde yaşamımıza uygulamamız için bize Yüce Rabbimiz bildirmiştir. Ayrıca, daha birçok yerde Kur’an da çocuk yetiştirmede riayet edeceğimiz ve dikkatle üzerinde duracağımız uyarılar, tembihler ve tavsiyeler vardır. Hatta bu konuda Kur’an da bir Lokman suresi vardır, başlı-başına bir çocuk öğretim ve eğitimi üzerinde durur. Başta, çocuğa nasıl hitap edileceğinden tutun, ömür boyu unutmayacağı temel kural ve kaideler çerçevesinde nasıl eğitileceği çok güzel bir şekilde örnekler verilerek bildirilmektedir. Kur’an da çocuk eğitimi açısından örnek sureyi her Müslüman’ın  bilmesi gerekir. Kur’an Müslüman’ı Kur’an’dan çocuğun insan ve İslam adına ebeveyn için, toplum için ve insanlık için ne anlam ifade eder ve ne amaca yönelik yetiştirilmesi gerekir bilmesi ve çocuğu ona göre yetiştirmesi icap eder. Ancak, çocuğun zamanımızda bu hususun ne kadar, ihmal edildiği veya bu çerçeveden uzak yetiştirildiği  dikkatlerden kaçmamaktadır. Öyle ki, bu durum dindar kesim diye ifade edilen ailelerde de apaçık görülmektedir. Buda insanı üzmekte ve istikbale tam bir güvenle bakmaktan endişe duyulmaktadır. Bu nedenle aileler çocuklarıyla ilgili ilişkilerine, tutum ve davranışlarına, takındıkları tavırlarına Kur’an’la ilişkilendirerek bir bakmalılar.

ÇOCUK  TERBİYESİNİN

İNCELİKLERİ

Zamanımızda çocuk sahibi ebeveynlerin bir çoğu çocuklarını terbiye ederken bence iki yanlış yapıyorlar. Bir, disiplinsizlik, iki kuralsızlık. Çocukların güzel ahlaklı-terbiyeli yetişmelerinde en etkin rol alan annelerdir. Genelde çocuğu ile en çok beraber olan onlardır, bu nedenle çocuk hareket halinde olan annesini takip eder. Haliyle önce annesini tanımış  hep onunla olmuş ve doğal olarak annesinin her hareketini gözetleyecek, bakışını, konuşmasını, el-kol ve diğer hareketlerini takip edip kendine göre de değerlendirecektir. Dolayısıyla o hareketler onu en çok etkileyecek ve onların sürekliliği, uygulanış şekli, haliyle çocuğun üzerinde zamanla benimsenen kalıcı bir tavır ve davranış oluşturacaktır. Önemli olan bu tavır ve davranışların olumlu, yararlı, güzel ve iyi olmalarıdır. Çocuk maddi ve manevi gelişme kaydettikçe, yani fiziki ve psikolojik yönde farklılaştıkça, başta annesini ve çevresinde olanları, baba, kardeş, dede, nine kimler varsa onları taklit etmeye başlayacaktır. Bu noktada ve aşamalarda çocuğa doğru, güzel ve yararlı olmak için dikkatli olmak gerekmektedir. Çünkü, bunlar çocuğun kişiliğini oluşturmakta etken olacaklardır. Aile içinden meydana gelecek her hal-hareket, söz, iş, neşe, öfke, gülmek, ağlamak, sevinmek ve üzülmek, mümkün olduğu kadar ölçülü, seviyeli, dürüst ve hakka-hakkaniyete uygun olmalıdır. Bunlar belirli bir disiplin içinde kuralları uygulanarak ailede bir ahenk, huzur ve güven tesis etmelidir. Çocuklar konuşmaya, ufak-tefek bazı işler yapmaya yeltendiklerinde onlara engel olmayıp yardım edilmelidir. Sorular sormaya başladıklarında, sorularına cevap verilmeli aile içinde onlara da bir sorumluluk bilinci aşılanmalıdır. Kız-erkek, ayırt etmeden durumlarına göre görevler vermeli ve takip de etmeli, görevler yerine getirildiğinde taktir edilmeli, kendilerine güven bilinci oluşmasını sağlamalı. Bazı meseleleri çocuklara danışmalı, fikirlerini almalı, kabiliyet  ve yaşlarına göre meseleler ciddi bir şekilde müzakere edilmeli, başka çocuklarla mukayeseye kalkmamalı, başarı, cesaret ve kararlılık  yönünde çocuğun kendisi olma ve kimliğini böyle oluşturması için çaba sarf edilmelidir. Taklitçilikten uzak, aklını çalıştırmak ve bilimsel düşünüp araştırmak ve bilgisini geliştirip, keşif ve icada yöneltilmelidir. Bunu, çocuğun ufak yaştan itibaren nelere meylettiğinin ip uçlarını yakalayarak yapmak en idealidir.

ÇOCUĞA  VERİLECEK

TEMEL  BİLGİLER

Çocuk, bir takım şeyleri ayırt etmeye başladığında, yaşının, anlayışının ve kabiliyetinin durumuna göre şahsiyetini oluştururken yaşamının temelini vazgeçilmez öz değerleri üzerine kurmak lazım. Bunlardan birincisi kendisinin başıboş olmadığı bilmesi, kâinatın yaratıcısı, sahibi ve hakimi olan Allah bilincinin verilmesi. O’na karşı sorumluluk duygusu, sevgi-saygı, minnet ve sığınma gerekliliği içinde olmak gibi. İkincisi, ayni odak noktasından kâinatı görmek, düşünmek ve insan olmanın farkını anlayıp, yaratılış anlamına ve amacına yönelik yaşam sürmek. Bu noktalarda ilerleyip güzeli-çirkinden, iyiyi-kötüden, faydalıyı-zararlıdan, doğruyu-yanlıştan ve Hakk’ı-batıldan seçme durumuna gelirken bu aşamalarda Lokman suresinde Lokman aleyhisselamın oğluna yaptığı nasihatleri yerine ve zamanına göre yapmak, ebeveynin çocuğun yetişmesinde en önemli görevleridir. Tabi, Kur’an da başka surelerde de dikkat çekici ve benimsenip yaşama geçirilecek ayetler vardır. Ki, zamanla bunların tümü  için Kur’an-ın bütününe muhatap olacak ve artık kendi yolunu kendi seçecek, okumayı, öğrenmeyi, düşünmeyi ve yaşamı içinde onlarla olmayı planlayacaktır. Bu nokta artık çocuğun, çocukluk çağının geçtiği, ergenlikten rüştüne erme noktasına doğru gittiği dönemdir. Aklın, mantığın işletildiği, özgür iradenin tam kapasite ile devreye girdiği, ilim ve bilimin araştırma ve eleştirme çağına girildiği bu alanda kişi şahsiyet sahibi oluyor demektir. Evet, Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Mübinin  Lokman suresinde Hz. Lokman’ın çocuğuna yaptığı nasihati örnek almamız için bize bildiriyor. Surede konuyla ilgili bölüm şöyle Başlıyor: Ayet 12’de Yüce Allah şöyle buyuruyor: Mealen “ Andolsun biz, Lokman’a (Allah’a şükret) diye hikmet verdik. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir; her türlü övgüye layıktır.” Lokman aleyhisselama verilen hikmetin ne olduğunu kesin bilmiyoruz. Önceden gelen haberlerde şimdiki tabirle ünlü bir tıp uzmanı olduğu anlaşılıyor. Ama, bizim konumuz bu değil, onu geçiyoruz. Bu ayetten sonra gelen 13. Ayette çocuğuna yaptığı nasihatleri dile getirmeye çalışacağız.

HZ. LOKMANíIN

ÇOCUĞUNA  NASİHATİ

Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselama hitaben ve biz mü’minlere de umumen bildirilen Lokman suresindeki Lokman aleyhisselamın çocuğuna nasihati şöyle başlıyor: 13. Ayette mealen “ Lokman oğluna öğüt vererek: (Ey yavrucuğum! Allah’a eş koşma, doğrusu eş koşmak büyük zulümdür.) demişti. Burada, insan için en büyük günahın Allah’a eş koşmak, yani şirktir. Hz. Lokman, öncelikle ve özellikle çocuğuna bunu bildiriyor ve büyük bir zulüm olduğunu hiç unutmaması gerektiğinin altını çiziyor. 14. Ayette Rabbimiz çocuğa ailevi sorumluluğunu bildiriyor. Şöyle buyuruyor: Mealen “ Biz insana, ana ve babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Annesi onu, güçsüzlükten-güçsüzlüğe uğrayarak karnında taşımıştı. Çocuğun sütten kesilmesi iki yıl içinde olur. Bana ve ana-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş Banadır.” Bu ayette çocuğa ana-babasına iyi davranması tavsiye ediliyor. Anana-babana itaat et denmiyor, burada çok önemli nüans farkı var. Çünkü, itaat kavramı kullanılmıyor. Ve ayetin devamında Yüce Allah Bana ve ana babana şükret tavsiyesinde bulunduktan sonra dönüş Bana’dır hatırlatma vurgusunu yapıyor. Ayrıca, annesine karşı saygı ve minnette duyarlı olmasına da dikkat çekiyor. 15. Ayette de, adeta itaatin önemine ve özelliğine vurgu yaparcasına, ana-baba ile olan ilişkilerin devamında, dikkati bir nokta üzerinde sabitliyor. Oda şöyle; Yüce Allah buyuruyor: Mealen “ Eğer, Ana-baba, seni, körü-körüne bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme; dünya işlerinde onlarla güzel geçin; Bana yönelen kimsenin yoluna uy; sonunda dönüşünüz Bana’dır. O zaman, yaptıklarınızı size bildiririm.” Demek ki, itaat kavramının önemi ve özelliği farklı. Onun için, Nisa suresi 59. Ayette itaat üç nokta üzerinde odaklanıyor. “ Allah’a, Peygambere ve sizden olan buyruk sahiplerine itaat edin…” Evet, Hz. Lokman’ın oğluna nasihatleri devam ediyor. 16. Ayet, mealen “ Ey yavrucuğum! İşlediğin şey, bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, Allah onu getirip meydana kor. Doğrusu Allah lâtiftir, haberdardır.” Burada insanın ameline-eylemine dikkat çekilmektedir. Yani, yaptığın hiçbir şeyi önemsiz ve gereksiz görme. Yarın ahrette karşına çıkarılacak ve gözünün önüne koyulacaktır. Nitekim, Zilzal suresi son 7 ve 8. Ayetler de buna dikkat çekiliyor. Allah’ın indinde hiçbir şey gizli kalamaz.

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.