Son Dakika

• No Posts Found

TEFEKKÜR: MARKALAŞMAK-PATENT

Her şeyin ilerlediği, geliştiği, aşama kaydettiği bir ortamda var olabilmek ve varlığını kanıtlayabimek çok önemli bir mesele. Bu nedenle ayni paralelde yürümek, ürettiklerinle rekabetleşebilmek ve saygın bir noktaya gelmek zamanımızda artık bir mecburiyettir. Dünya pazarlarında yer bulmak, yerini korumak ve ileriye emin adımlarla yürümek bir noktada güçlülüğünde göstergesidir. Dünya devleti olmak, artık öyle eskisi gibi nüfus kalabalıklığıyla olmuyor. Bilimsel manada yetişmiş insan gücü, fikir, proje ve dünya şartlarına göre ihtiyaca yönelik üretim yapmak, ürettiğini dünyaya pazarlayacak şekilde tescillemek gerekmektedir. Bunun için markalaşmak, geliştirdiğin ve oluşturduğun ürünlere patent almak zorundasın. Bu alanda zenginliğin kadar güçlüsün, ürünlerin pazar bulur, müşteri bulur, milli hasılana da önemli ölçüde katkı olur. Sıradan bir vatandaş olarak bunlara benim aklım eriyorda, bu işin uzmanları elbette konunun bütün detaylarına hakimdir. O zaman, bu konuda neden biz olmamız gereken noktada değiliz? Birçok alanda zengin bir potansiyele sahibiz, lakin ürünlerimizi dünya çapında ilgi ve talep uyandıracak şekilde neden tanıtamıyor, pazarlayamıyor ve satamıyoruz. Nelerimiz eksik, nerelerde yanlış yapıyoruz, bunları bilmek, ikmal etmek ve yanlışlarımızı ortadan kaldırmak zorundayız. Bu konuda örnek alacağımız ülkeler var elbette, onlardan gereken bilgilenmeleri yapıp, ülke içinde ve dışında planlar hazırlayıp organizeleşmek mümkün. Mesela, zirai ürünler açısından birçok çeşidimizle dünyaya açılabiliriz.

Öyle ki, kalite yönüyle, lezzeti, besleyici özelliği ve zenginliği rekabete açık, üstünde bir nitelik ortaya koymak kolay değil. Ama, işin garibi bu noktada bu ürünlerin hasreti çekilen kendimiz gibi islam ülkelerine bile gerektiği kadar pazarlayamıyoruz. Ülkemizde de plansız ve programsız üretmemizden bu ürünlerimizin bir çoğu heder oluyor. Bırakın imalatının ve ürettiklerimizin karşılığını alalım, çoğu zaman tam aksine zarar ediyoruz. Bütün bu olumsuzluklardan bir an önce kurtulmalıyız. Planlama, organizasyon yukarıdan-aşağıya veya aşağıdan yukarıya doğru mu olur, bu işi bilenler bunu yapmalılar. İsrafı önlemek, istikrarı sağlamak, üretilenin değerini almak, yurt içinde ve yurt dışında pazarlarda gerektiği kadar ürün bulundurmak, arz ve talep dengesini korumak şartıyla bunları yapmak lazım. Bunları da bu işlerin başına geçenler yapacak. Ziraat Odaları Başkan ve yetkilileri bu konunun altyapı sorumluları olarak plan ve projeleriyle yukarısını zorlamalılar. Ama, önce kendileri organize olup yöresi ve çevresi ile ilgili ihtiyaçları tespit edip planlamaları lazım. Örneğin, bu yıl soğan, sarımsak ve patates beş lira-on lira, gelecek yıl bir lira elli kuruş olmamalı. Keza diğer ürünleri de bunlara kıyaslayabilirsiniz. Yani uzun lafın kısası, zamanımızda dünya devletleri nerde, ne yapıyor, nasıl yapıyor bilmek, ve çağdaşlık açısından onlardan geri kalmamak, varlığını korumak ve yukarılara çıkmak zorundayız. Bu bilinç ve şevkle çalışmak, üretmek ve yücelmek azmi ve gayretiyle esen kalınız efendim.

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.