Son Dakika

• No Posts Found

TEFEKKÜR; AKLETMEK=FİKRETMEK ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Ülkemiz düşünürlerinin fikri derinliklerini ve ufki yüceliklerini hiç düşündünüz mü? Tarihi süreçteki beslendiği kaynakları, ilham aldıkları odakları, yetiştikleri konakları, bilimsellik adına arşınladıkları sokakları ve sonuçta toplayıp ortaya attıkları bilgi, görgü, sanat, felsefi kanaat, keşif, icat ve ıslahatları! Gerçekten ciddi bir saplantınız yoksa, hakkı-hakikati arayan, soruşturan bir araştırmacı iseniz, mutlaka gerçekleri görmüşsünüzdür. Osmanlı’nın son dönemine doğru, bazı devletler bir takım konularda gelişme kaydederken, Osmanlı kendini kendi içinde yenileyememiş, bunun ezikliği ve güçsüzlüğü ile taklide ve hazırcılığa yönelmiştir.

Kur’an-dan, akıldan ve bunların oluşturduğu bilimsel düşünce ve arayıştan kopmanın faturasını çok ağır ödemiş ve ödemektedir. Tanzimat ve Islahat fermanlarıyla kurtuluş aramıştır. Bu noktada toplumda üç eğilim baş göstermiş. 1- Gelişmiş ülkeleri taklit etmek. 2- Devam etmekte olan Kur’an-dan kopuk Rivayet kültürünü sürdürmek. 3- Kur’an-a dönmek, aklı esas almak ve bilime kapıları açmak. Birincinin arkasında yabancı güçler var destek veriyor. İkincinin arkasında Kur’an’dan kopuk tasavvuf ve tarikat felsefesini oluşturan Keşf, İlham ve Rüya var. Bunlarla  beyni yıkanmış ve şartlandırılmış koca bir toplum var.

Üçüncünün arkasında ise, kimse yok ve sadece bir avuç insan. Toplum bir ve ikinci grubun arkasında, gerçi bu insanlık tarihinde hep böyle olmuş, yeniliği taklitçilik sananlarla, dindarlığı da rivayet nakilcili kabul edenler çatışmışlar. Kur’an-a ve akla önem verenlerin sesi kısılmış ve önleri kesilmiştir. Osmanlının son döneminde iktidarda olanlar, devletin kontrolünü sağlamakta muktedir olamamış, yönetimde birlik  disiplin altına alınamamış, taklitçiler ve ittihatçılar jön Türklük adıyla Batı Kültürünü ülkeye taşımışlar. İslam tasavvufu felsefecileri de, tarikat liderlerinin rüya, ilham ve keşif üçgeninin altında uyumaya devam etmişler.

Kur’an-ı merkeze alan ve aklı öne çıkaranlara da her iki taraf yaşam hakkı tanımamıştır. Örneğin, Nuri Paşa silah fabrikası içinde kendisiyle beraber havaya uçurulmuş, Nuri Demirağ’ın uçak fabrikasının üretimi durdurulup kapatılmış, Prof. Dr. Fuat Sezgin dindarlığından dolayı Üniversiteden atılmış. Lakin, Arşı titreten dua kitabı, Cehennem ateşinde yanmayan kefen satanlar alış-verişine devam etmişler.

Ama, bunlara dur diyecek ve ipliğini pazara çıkaracak! İnsanları Kur’an-a, akla ve bilimsel düşünmeye çağıracak olanların önünün açılmasına imkan verilmemiş. Toplum bunları hakkıyla tanımıyor. Bundan sonra artık bu gidişata son verilir mi? Bir takım gelişmelerden dolayı ben ümit varım. İnşallah ümit ışıkları ve akıl parlamaları, teknoloji ve sanat akımlarıyla mukallitlik ve taassupluk tarihe gömülür. Akleden kalpler, bilim, fen, felsefe üreten akıllar, sanatta çığır açan atılımlar bu yeni sistemle başlar.

Tefekkür ufuklarında  fikirler harmanlaşır, çalışma ve üretimlerde bu millet yine eskisi gibi dünya ile yarışır. Çünkü, onda bu potansiyel ve dinamizim var. İmkanlar tanınır, gereken destekler yapılırsa, ilkel ve modern yobazlığın bunlara mani olması önlenirse, Üniversitelerimiz bütün mesailerini bilime, fenne ve sanata verirse çok müthiş gelişim, değişim ve dönüşümler olacağına ben bütün kalbimle inanıyorum. Belki o müstağripler ve asalaklar toptan bitmezler, ama müspet yönde gelişmelerin önünü de kesemezler.

Bu yeni sistem ve bu yeni dönemde Allah’ın izniyle bu adımlar atılacaktır. Ben buna inanıyor, devlet adamlarımıza çalışmalarında başarılar diliyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun, esenlikler dileğiyle, hoşça kalınız efendim.

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.