Son Dakika

• No Posts Found

“DÜNYADA HERKES EKONOMİK SİLAHLARINI ÇEKMİŞ DURUMDA”

İsmail Eravcı –( ÖZEL )

Söke Genç İşadamları Derneği Başkanı Bilal Ülker Gazeteniz Yeni Söke’ye özel açıklamalarda bulunurken, dünyada silahla savaş döneminin sona erdiğini, artık devletlerin ekonomik silahlarını devreye soktuklarını söyledi. Dolardaki her 10 kuruşluk artışın Türk ekonomisine 60 milyar TL’lik ek yük getirdiğini söyledi. Türkiye’nin özel 31 Aralık 2018 tarihine kadar ödemesi gereken borç toplamının 250 milyar TL olduğunu dikkat çeken Bilal Ülker, bunun yüzde 70’inin özel sektörün yüzde 30’ununda kamu sektörünün borcu olduğunu söyledi.

SONBAHAR’DA SÖKE’DEN GÜZEL HABERLER ALACAĞIMIZI DÜŞÜNÜYORUM

Söke ekonomisindeki durgunluğa dikkat çeken Bilal Ülker “Yaz mevsimi Söke’de çok durgun geçiyor. Söke insanımızın çoğu Kuşadası, Didim ve çevre yazlık beldelerinde tatilde. Söke’de bir durgunluk var. Kurban Bayramını müteakip önümüzdeki ay okulların açılmasıyla özellikle eylül ayının ilk haftası ciddi bir hareketlenme olacağını düşünüyorum. Bununla beraber Eylül ayında pamuk hasadımızda başlayacak. Eylül ayı itibariyle Söke ekonomisinde yüksek bir ivme kazanacağımızı düşünüyorum. Bu arada OSB yatırımları devam ediyor ve personel alımlarının devam ettiğini biliyoruz. Sonbahar ile birlikte Söke’den güzel haberler alacağımızı düşünüyorum” dedi.

DOLARDAKİ ARTIŞ BORÇ YÜKÜNE İLAVE ARTIŞ GETİRİYOR

Dolardaki artışı Türk ekonomisine ilave borç yükü getirdiğini söyleyen SÖGİAD Başkanı Ülker “Türkiye genelindeki ekonomik durum kötü konuşmak istemiyorum ama facianın eşiğindeyiz gibi bir görüntü veriyor. Maalesef dolar 6 Ağustos itibariyle tarihi zirvesi olan 5,42’den  döndü. Dolar yüksek seyrini sürdürüyor. EURO’da 6,25’i buldu. Bu şu anlama geliyor. 600 milyar doların üzerinde borcu olan ülkemiz için dövizdeki her 10 kuruşluk artış Türk ekonomisine yaklaşık 60 milyar TL. ilave yük anlamına geliyor. Mayısın ortasında doların 4,40’lar seviyesinde olduğunu düşünürsek 90 gün sonra geldiğimiz  noktada doların 1 TL gibi arttığını görüyoruz. Bu da tahminen Türkiye ekonomisine 600 milyar gibi aleve bir yük getirmiş demek. İnsan dolar Euro yükselsin ne olur diyebilir ama bu Türkiye’de dışa bağımlı, nakit akışını dışardan sağlayan bir ekonomi için çok önemli. Çünkü girdilerimizin yüzde 90’ı dolar ve Euro ile. Sanayi üretimimizin yüzde 72’si dışardan aldığımız ürünü ihracata çeviriyoruz” şeklinde konuştu.

EKONOMİK YAPTIRIMLAR EN ACIMISIZCA UYGULANIYOR

Farklı bir dönemden geçtiklerini söyleyen Ülker “Ekonomik gelişmenin sebebi sadece Türkiye ekonomisi iç dengelerle ya da siyasi gelişmelerle alakalı değil. Şu an tüm dünyada ciddi anlamda ekonomik savaşlar hakim. Artık Amerika kıtasındaki, Avrupa kıtasındaki ve uzak doğudaki ülkeler silahla savaşarak bir yere gelinmediğini çok iyi anlamış vaziyette ve herkes şu an ekonomik silahlarını çekmiş, buna göre kararlar almakta ve bunun başını da Amerika çekiyor. Önce ben sonra dünya mantığı ile bir çok ülkeye ekonomik yaptırım uygulamakta. Kotaları yükseltmekte. Bunun akabinde Türkiye başta olmak üzere tüm dünyada kurlarda ciddi dalgalanma olmaktadır. Türkiye’nin şanssızlığı ise Türkiye dünyada Venezüella’dan sonra para birimini en yüksek değer olarak kaybeden bir ülke. Ülkemizin şanssızlığı hiçbir zaman giremediği bu ilk üçte her zaman kötü haberlerle anılmasıdır. Maalesef bu türlü gelişmeler ülkemizin kendi durumunu da içine kattığında olumsuz havayı yükseltiyor ve çok ciddi sıkıntılar oluyor” şeklinde konuştu.

EKONOMİDE GÜVENİ TESİS ETMEK DURUMUNDAYIZ

Ekonominin iki ana unsur üzerinde durduğunu söyleyen Bilal Ülker “Ekonomiyi düzeltmek için en başta ekonomiden sorumlu bakanlarımız, siyasilerimiz ve biz Türk halkı olarak şunu bilmeliyiz. Ekonomi iki ana unsur üzerinde ayakta durur. Bunun birincisi güvendir ve bu yaklaşık yüzde 50’ye tekabül eder. Diğer yüzde 50’si de rakamlardır. Rakamları dünyada hiçbir zaman değiştiremezsiniz. Ama güven konusunu tam tesis edebilirsek diğer konuda dünyadaki tüm gelişmeleri zaten biliyoruz. Tüm dünyada Dolar, Euro ve faizler yükseliyor. Ülkemizin burada yapabileceği pek bir şey yok. Ama bizim ülkemizdeki güven eksikliğinin getirdiği ciddi bir sorun var. Bu da bizi dünyanın en çok değer kaybeden para birimi sıralamasında Venezuella’dan sonra ikinci sıraya getiriyor ve son bir yılda para birimimizin yaklaşık yüzde 40’ın üzerinde bir değer kaybı var” diye konuştu.

HUKUK VE DEMOKRASİ GÜVEN İÇİN ÖNEMLİ

Bilal Ülker açıklamasının son bölümünde şunları söyledi “SÖGİAD başkanlığına geldiğim tarihten beri ısrarla söylüyorum. Güveni tesis etmenin 4 ana unsurundan ikisi hukuk ve demokrasidir. Hukuk ve demokrasiyi en iyi şekilde tesis etmeli ve bunu işlevsel hale getirmeliyiz. Bunun yaratacağı güven ortamı bizim için dünyada bir çok kapıyı açacaktır. O yüzden ülkemizdeki güven ortamı bir an önce tesis edilmelidir. Bugün dolarda gördüğümüz 5,40 seviyeleri, Euro da gördüğümüz 6,30 seviyeleri bunlar iyi günler diyebilirim.

Yıl sonuna kadar ülkemizin ödemesi gereken 250 milyar doların üzerinde bir dış borç var. Bunun yüzde 70’i özel sektörün yüzde 30’u kamu borcu Bizim bu parayı ödeyebilmemiz için dışardan mutlak şekilde kaynak yaratmamız gerekiyor. Bizim 250 milyar doları 31 Aralık’a kadar bulmamız gerekiyor. Bunun için önce güveni tesis edeceğiz. İki ciddi ekonomik önlemler alacağız, sözde değil özde icraatlar yapacağız ve mutlaka dünya ile sulh olmak zorundayız. Geliştireceğimiz akıllı politikalarla bu süreyi çok iyi anlatmamız lazım.

Yine söylüyorum bunlar Türk ekonomisinin iyi günleri. Henüz seçim öncesi akaryakıt zamlarının  ÖTV’den mahsup edilmesi uygulaması kalkmadı. Avrupa’da benzinin ortalaması 1,20- 1,30 euro. Bu da yaklaşık 8 TL’ye denk geliyor. Mazot 1,60 eurolarda ve 9,5 TL’ye denk geliyor. Yani bu ülkede yıl sonuna kadar 10 TL’ye mazot alıp, 9 liraya benzin alırsak hiç şaşırmayalım. Onun için önlemimizi almamız lazım.

KISA SÜRELİ DEĞİŞKEN FAİZLİ KREDİLERDEN UZAK DURUN

Biz yatırımcılardan kurulu bir derneğiz. Yatırımı bırakmayacağız. Ama borç öz sermaye ile yapılmıyorsa çok ciddi tedbirler alınmalı ve muhakkak rotatiften yani bizim kısa süreli kredilendirme dediğimiz faizlerin kısa süreli değişken olduğu kredilerden uzak durulmalı, eşit taksitli ticari kredilerle yatırım kredileri ile teşvik kredileri ile desteklenmeli. Sermayesi olanın hiçbir sıkıntısı yok. Ama sermayesinin yüzde 30’undan fazla kredi kullanıyorsa bir yatırımcı burada çok ciddi sorunlar var demektir. Çok ciddi önlemler alınması lazım. Ayaklarımız yere basmalı ve kral çıplak demelidir. İnsanlarımız gereksiz lüks harcamalardan kaçınmalı, borçla gezmeyi, tozmayı, yemeyi içmeyi bırakmalıyız. Sermayesi borçla dönen esnaf arkadaşımız varsa alacakla borç ödenmeyecek bir döneme giriyoruz. Alacakların tahsil edilmesi bundan sonra zorlaşabilir. Borçlarını mümkün mertebe banka üzerinden değil, bire bir esnaf üzerinden götürmeye çalışsınlar. Bunun için de stok maliyetlerini mutlak şekilde minimuma düşürsünler” dedi.

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.