Son Dakika

• No Posts Found

NÜKTEDAN; İNSANLAR HEP SAYGINDIR, KUTSAL İNSAN YOKTUR

Sevgili dostlar, Yüce Allah yarattığı her şeye bir anlam ve bir amaç vermiştir. Dolayısıyla insanda böyledir, bir yaratılış anlamı ve birde amacı vardır. Hiçbir insan kutsal değildir, zaten kâinatta bir tek kutsal vardır oda Allah’tır. Onun için, hiçbir yaratığa kutsiyet vermemek lazım. Verilemez, çünkü, Allah hiçbir şeye böyle bir imtiyaz hakkı tanımamıştır. Ancak, saygınlık denilen bir kavram vardır, insanlar kendi aralarında bu kavramı uygularlar. Bu konuda, en büyük saygı Peygamberlere aittir. Çünkü, Allah onları seçip Elçilik görevi vermiştir. İnsanlara, ilâhi mesajını onlarla iletmiştir. Bu, Elçilik görevi çok önemli bir görevdir. Bu görevi yapan her Elçi saygındır, saygınlıkta diğer insanlardan bir adım ilerdedir. Çünkü, İlâhi mesajlar olan Allahın buyruklarını aldığı gibi aynen insanlara ulaştırmış ve bu görevi yaparken birçok sıkıntıya, hakarete ve saldırıya uğramış, hatta bazıları katledilmişlerdir. Ama, davalarından dönmemiş ve görevlerini hakkıyla, eksiksiz yapmışlardır. Ancak, hiçbir elçi yani Peygamber kutsal değildir. Saygındır, mükerremdir ve Allah dostudur. Allah’ın yardımcısı, eşi, ortağı değildir ve kutsallıkta verilmemiştir. Her peygamber bizim gibi bir insandır, kendilerine bazı olağanüstü özellikler =Mucizeler= verilmiştir. Onlar için o özellikler onları kutsamıyor. Sadece, peygamberliğinin gerçek olduğuna bir işaret ve bir destekleyici delildir. Her müslüman bunu böyle bilmelidir. Bunun dışında Peygamberi uçurtmamalıdır!.. Aziz dostlar, bu gerçekleri bize kitabımız Kur’an-ı Kerim ve bu kitabı Vahiy suretiyle Allah’tan alıp bize bildiren Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed, Allah’ın selamı ve sonsuz saygımız onun üzerine olsun, o tebliğ edip bildirmiştir. Tabi oda bizim gibi bir insandır. Bunu zaman-zaman haddi aşanlara hatırlatırız. Birde bu konuda meşhur bir sözü vardır onuda önemine binaen zikrediyorum. Peygamberimiz “Bende, sizin gibi etleri güneşte kurutan bir kadının çocuğuyum” demiştir.

Aslında, İslâmın şartı diye saydığımız beş şarttan birincisi ve her müslümanın bildiği Kelime-i şahadet bunun ıspatıdır. Ne diyoruz orada, “Eşhedü enla ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü verasulühü” Ben şahitlik ederim Allah’tan başka ilâh (tanrı) yoktur. Yine şahitlik ederim Muhammed kuldur ve Elçidir. Buna, Muhammed Allah’ın kulu ve elçisidir de diyebiliriz. Burada önemli olan peygamberimizin öncelikle Allah’ın kulu ve sonra Elçisi olmasıdır. Bu iki özellik dikkat nazarlarından kaçırılmamalıdır. Dolayısıyla Elçimiz Hz. Muhammed Aleyhisselama aşırı özellikler yüklenmemelidir. Öncelikle ve özellikle o bir kuldur, her kul gibi görevleri vardır, biz onun ümmetiyiz onun kulluğunu örnek alıyoruz. İnsan olarak o bizim rol modelimizdir. Peygamberlik, Allah’ın ona verdiği bir rütbedir, ona saygı gösterir ve bütün kalbimizle inanıp onaylıyoruz. Bu bizim ümmetliğimizin icabıdır. Her mü’min bunu böyle bilir ve böyle inanır. Değerli dostlar, şimdi bu noktada Hz. Muhammed Aleyhisselâmı, “Nuru Muhammedi” herşey onun  nurundan yaratılmıştır felsefi inanışını, bazı uyduruk Hadislerle “Sen olmasaydın-sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım” ifadesi ve Miraç ta Peygamberin Allah’la yüz-yüze görüştüğü hikayesine inanmıyoruz. Çünkü, bazı kişiler kendilerini bu saçmalıklara dayayarak kutsamaktadırlar. Kendilerine nerden, nasıl buldukları Mürşitlik, Şeyhlik, Şıhlık, Kutupluk ve Gavslık gibi  Kur’an dışı makamlar edinmişlerdir. Öyle ki, kişinin mürşidi yoksa Cennete giremezmiş. Bu Şeyhler, Kutuplar ve Gavslara gökten ilim ve ilham geliyor ve atıftan sesler duyuyorlarmış! Hz. Peygamberle görüşüp istişare ediyorlarmış. Hatta bu kişiler öldükten sonra müritleriyle de görüşüyor ve onlara dersler veriyorlarmış. Eğer bu kişilerin bu özelliklerine inanmıyorsanız yeriniz Cennem imiş! Çünkü, bu mübarekler eleştirilemez büyük evliyalarmış! Bunlar kalpten geçenleri bilir ehli keşif sahibi, keramet ehli Allah’ın seçilmiş kulları imiş! Kim bunları eleştirir, tenkit ederse büyük günaha girer ve imansız ölmelerine sebep olurmuş! Bitmedi dahası var, bu Kur’an dışı saçmalıklara inanmayanları da kâfirlikle suçluyorlar. İnananlar, İmamı Şarani’nin Tabakatıl Kübrası’na, Sultan Veled’in Menakibül Arifin’ine baksın.  Ama önce Kur’an da imanın beş şartına baksın. Çünkü, Bakara suresi 177.  Nisa suresi 136. Ayetlerde neye ve kimlere iman edip inanacağımız bildirilmektedir. O sebeple, Kur’an-ı okuyup öğrenelim işin doğrusu orada. Herkese saygılar ve selamlarla, hoşça ve dostça kalmanız dileğiyle.  ————LEBİD

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.