Son Dakika

• No Posts Found

NÜKTEDAN; ÜZÜNTÜLÜ GERÇEKLERDEN

Sevgili dostlar, devletler tarihlerinde varlık ve karalılık  mücadelesini verirlerken, hayatta kalma güçlerini de elde etmeye çalışırlar. Bunu da tarihe mal olmayı gerçekleştirecek her medeniyet sahibi devletin yapısında üç önemli güç olarak görürsünüz. Bunlar da, ilim, ekonomi ve otoritedir. Çünkü bunlar her medeniyetin geçilmezleridir.

Örneğin bilimsel olarak zamanın ihtiyaç ve şartlarına göre icat ve keşiflerin olması lazım. Keza ekonomik açıdan da güçlü bir maliye olması gerekir. Bunları otoritesiyle yönetecek muktedir bir devlet Başkanı da bu sistemin tamamlayıcısıdır. Tarihte medeniyetler kurmuş böyle devletler çok değildir. Ben bu konuda çok derinlere inmeyeceğim. Türk milleti olarak bu alanda bizim zengin bir tarihi birikimimiz var. Meraklıları Türk ve dünya tarihini okuyup bilinçlenebilirler. Ben konuyu uzatmamak için Selçuklu İmparatorluğundan başlamak istiyorum. Bunu da esas anlatmak istediğim konunun alt yapısına dikkat çekmek ve bir zemin oluşturmak amacıyla seçtim.

Çünkü, konuya attığımız başlık bunu gerektiriyor. Rahatsızlığımızın kaynağı dinde yozlaşma ve temel kitabımız olan Kur’an’dan uzaklaşmadır.  Gerçi, özlemi çekilen salt arı-duru tarihte bir dini yaşam gerçekleşmemiş. Ama, sanırım bu da imtihan sırrının bir gereğidir. Bakıyoruz, bir tarafta Kur’an bütün safiyeti ve asliyetiyle dururken, bir çok katkılarla Kur’an-a paralel bir Kültür İslamı oluşmuş. Bu da zamanla İslam âleminde önemli bir konuma gelip hükümralığı da ele geçirmiştir.

Aziz dostlar, işte yukarıda dikkat çektiğimiz o önemli medeniyetlerden biri de Selçuklu İmparatorluğu’dur. Gerçi, altyapısına Abbasi Devleti’nin önemli katkısı olmuştur. En parlak dönemini Harun-Erreşit’le yaşayan bu devlet Nizamül-Mülk gibi bir Alim Vezir yetiştirmiştir. Bu Vezir, Selçuklu devletinin desteğiyle Bağdat da Nizamiye Medresesini kurmuş ve burada birçok ilim adamı yetiştirmiştir.

Doç. Dr. Emre Dorman Hoca “İslam ne değildir” eserinin son bölümünde, ortalama Miladi 8.  Asırdan, 13. Asra kadar dünya çapında 19 ilim adamının yetişmesinden bahsetmektedir. Bu dönemde ilk Felsefi  akım olarak başlayan “Dâr’ul hikme” ekolü dünyaca meşhur Nizamiye Medresesi olmuştur. Bu dönemde yetişmiş çeşitli alanlardaki ilim adamları, sahalarında o zamanki uzmanlıklarıyla ilimlerinin bilimsel altyapılarını oluşturmuşlar Ne yazık ki, o gelişmişlik süreci ayni kararlılıkla devam etmemiş.

Nizamiye Medresesi’nin ne aynisi veya nede bir adım ilerisi başka İslam Ülkelerinde kurulamamıştır. Bazı münferit kişisel hareketler olsa da, uzun bir süre hazırdan yenmiştir! Bu duraklama devrinden sonra, bilimsel çalışmalar yer değiştirmiş ve İslam âlemi farklı bir konuma girmiş, ekonomik gücüyle biraz daha ayakta kalan Selçuklu imparatorluğu da çökmüştür. Değerli dostlar, gelelim acı gerçeğe; Selçuklu dönemi gelişmişliğini Osmanlı İmparatorluğu’nda göremiyoruz. Yani, Nizamiye Medresesi’nin devamı niteliğinde  bilimsel bir inkişaf yok.

Bazı kişisel başarılara imza atanlar olmuş, Fatih Sultan Mehmet ve Mimar Sinan gibi. Savaş meydanlarında başarılı olmuşuz, çok ciddi kahramanlarımız var ve çok önemli fetihler yapmışız, devletin sınırlarını genişletmiş, mali ve otoriter devlet adamlarımızla dünyaya ün salmışız. Lakin, bilimde gelişim, değişim ve dönüşümü gerçekleştirecek bilim adamları ve bu meyanda kurumlar oluşturamamışız.

Tam aksi yönde bir eyyamcı takımları türemiş. Mesela, göklere çıkardığımız Şeyhul İslam İbnu Suut Medreselerde Felsefeyi yasaklamış, Astronomi zamanla müneccimliğe! Dönüşmüş. Tarikatçılık ve tasavvuf medreselere hakim olmuş, devlet adamlarını kontrollerine almışlar. Kerametler, kalplerin keşfi ve geleceğin kehanetleri, bilimsel gelişmelerin önü tıkanmış. Edebiyatta koca-koca şiir kitapları divanlar yazılmış, Şıhlar, Şeyhler ve Mürşitler, Boğazdan karşıya havadan uçarak ve su üstünden yürüyerek gidip-gelmişler!

Ama, buharlı gemileri gayri müslimler yapmışlar. Bilimsel alanda hiçbir buluş ve icadın projeleri ve ilmi keşifler yapamamışlar. Her ilde ve kazada Müftünün yanında bir tarikat şeyhi “Post Nişin” bulunmuş, ama ilim adamı yok.  Tekke, zaviye, dergah ve hankahtan geçilmez olmuş. Fizik, kimya, biyoloji, felsefe, matematik, astronomi ve fenle uğraşan bir Medrese yok. Sonuç, malûm!….  LEBİD

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.