Son Dakika

• No Posts Found

TEFEKKÜR; KURTULUŞU NEREDE ARAMAK LAZIM

12 Eylül Darbesi’nden önce gençlik iyi okuyordu. Hem sağda ve hem de solda durum böyle idi. Azda olsa karşılıklı fikri tartışmalar olur, gerçi bu tartışmalar daha çok ideolojik düşünceyle yapılırdı. Ama, bilimsel alanlardan örnekler verilirdi. Tabi, herkes kendi ideolojisini kayırıcı ve üstün tutucu bir ifade kullanırdı. Esas o tartışmaları ve istişareleri yapması gerekenler ilim adamları olması lazımdı. Ama, tam tersi onların öğrencileri yapıyordu. Konunun bilimsel muhtevesına sahip olmayan, sadece o konuda bir takım kitaplar okuyan gençler, ideolojileri için okuyup öğrendiklerini savunurlardı.

Birinde hiç unutmam  solcu bir arkadaşla Evrim teorisini tartışıyoruz. Konu hakkında ben gerektiği kadar bilgi sahibi olmadığım gibi, arkadaşımda o konuda donanımlı değildi. Ben, insanların ilk atasının Âdem olduğunu ve insanların ondan ürediğini söylüyor ve Enses’i savunuyordum, arkadaşımda ilk atamızın maymun olduğunu ve ondan evrimleşerek bu duruma geldiğimizi söylüyordu. Aslında ikimizinde ortaya attığı somut bir delili ve ıspatı yoktu, sadece birbirimizi sapıklık ve cehaletle suçluyorduk. Yani, ikimizde yanlış yapıyorduk, bu nedenle doğru bir noktada buluşmamız da mümkün olmuyordu. Sadece birbirimizi kırıyor, üzüyor ve selamı kesiyor konuşmuyorduk.

Görünüşte ben dini savunuyor, lakin Kur’an’dan bir delil getiremiyor, Kur’an dışı okuduğum kitaplardan örnekler vermeye çalışıyor, ama ikna edici ve inandırıcı olamıyordum. Arkadaşımda dini reddediyor ve insanları sömürme aracı olarak bir takım mütegallibenin uydurduğunu söylüyordu. Bu tartışmalar çok oluyor, bazen kavga ve dövüşlerde çıkıyordu. Daha ileri gidip cinayet işleyenler ve zaman-zaman ortalıkta terör estirenler, kitleler halinde kargaşalık çıkarıp, gençliğinin baharında insanlar birbirini kırdırtıyorlardı. Bu dönemle ilgili çok şeyler söylendi ve yazıldı, darbeyi yapanların bir kısmı yargılandı, bu konu üzerinde daha fazla durmak istemiyorum. Esas amacım kurtuluşu nerede aramamız gerektiği üzerinde durmak istiyorum. Çünkü, temelde sıkıntımız bu, dünyada ve ahirette mutlu olmak, o zaman bu mutluluğun kaynağı nedir ve nerededir?

Kur’an bunu bilimsel olmakta, planlı çalışmakta ve üretmekte, üretmeyi tabiat yasalarıyla geliştirerek, kalitesini yükseltmekte olduğunu söylüyor. Ama, bunu anlamakta biz çok geri kaldık. Çünkü, Kur’an’dan koptuk ve uzaklaştık. Kur’an-ı Kerimin İsra suresinin birinci ayeti çok çarpıcı bir ifadeyle buna işaret ediyor. Ayetin Türçe anlamı şöyle: “ Bir gece, kendisine ayetlerimizden / kâinatın işleyiş kanunlarından bir kısmını gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya yürüten Allah, noksan sıfatlardan uzaktır. O, işitendir; görendir.” Evet, bu ayetten anlaşılması gerekeni idrak etme yerine, olaya bir kutsallık verilmiş.

Yüce Allah yürüttüm diyor, biz Cennetten bir Burak getirip üzerine bindirip uçurtuyoruz. Bu yolculukta Kâinatın işleyiş kanunlarını es geçip, Hz. Peygamberi göğe çıkarıyoruz. Bunun içinde birçok hikayeler uyduruyoruz. Bu sadece bir örnektir, Kur’an’la yukarda ifade edilen böyle çarpıklıklar daha pek çok yerde var. O zaman, neden ayetler esas maksadından saptırılıyor, olay doğal ve somut gerçeklerden uzaklaştırılıyor ve mucizevi bir havaya sokuluyor? Bunu halâ idrak edemeyenler  var.

Bakınız, havada uçma, denizde yüzme ve karada müthiş bir hız yapma teknolojik olayların zamanımızdaki gelişmişliğine! Bunların, kâinatın işleyiş kanunlarının, aletler ve vasıtalarla gerçekleştiğini bilmeyenler var mı? İşte, kurtuluşu arayacağımız yer, halifesi olduğumuz mekan burası. Rabbimiz Kur’an da bunu bize bildiriyor. Kur’an da Sivrisinek örneği var, ama ne demişler; anlayana Sivisinek saz, anlamayana davul, zurna az! Esenlikler dileğiyle hoşça kalınız efendim.

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.