Son Dakika

• No Posts Found

NÜKTEDAN; AKILSIZ DİNDARLIK NASIL OLUR?

Sevgili  dostlar, biliyorsunuz dinimiz akıl ve mantık dinidir. Yüce Allah Kur’an da birçok yerde olayların anlaşılması, dersler çıkarılması ve üzerlerinde düşünülmesi için akla atıfta bulunur. Öyle ki, bu konuda aklını çalıştırmayanların üzerine pisliği boca edeceğini Yunus Suresi 100. Ayeti kerimede bildiriyor. Bizi beşerden insana dönüştürmesinin, Ruh, akıl, irade, vicdan ve bilinç vermesinin en önemli hikmeti ilâhisi, dini bir sistemle sorumlu tutması ve sınava çekmesidir. Aklı olmayanın dini yoktur denirken kast edilen nedir? Kur’an’da çok yerde sorumluluğu akılla eşitlerken, aklın dindarlığa önemli bir ölçü olacağını ifade etmiş olmuyor mu? Hz. Peygamber, akılda öncümüz, feraset, görüş ve isabet ölçümüz olması açıdan bizim rol modelimiz değil mi? Aklı, devreden çıkardıktan sonra insanın elinde ne kalır? Ölçme, tartma değerlendirme ve bir mihenk taşımız olan aklı, kenara koyduk, işlerimizi, taat ve ibadetlerimizi neye göre bir nizama ve intizama oturtacağız?

Akıl yoksa, metre, kg. tabak, kaşık, hesap-kitap v.s. var mı? İnsan olmamızın özelliği ve güzelliği başta aklımız ve sonra diğer hasletlerimizle değil midir? Diğer yaratıklardan biz bu özelliklerimizle ayrılmıyor ve bir farkındalık ortaya koymuyor muyuz? Allah’a olan itatımızı ve ibadetlerimizi, aklımızla ölçüp-biçip yapmıyor muyuz? O zaman, aklımıza mukayyet olacağız, kimseye kiraya vermeyeceğiz, atıl bir şekilde kenara atmayacağız, en güzel ve en isabetli bir şekilde kullanacağız. Çünkü, akılsız dindarlık olmaz, olsa da insani bir değer özelliği taşımaz. İşte bu sebeplerden dolayı, akılsız dindarlık nasıl olur mu diye makalemize başlık attık?  Aziz dostlar, Hz. Peygamberin vefatından ve dört Halife’nin döneminden sonra başlayan Kur’an-a farklı yorumlar yapmak, başka dinlerden katkı ve ilaveler eklemek, İslâmın asliyetini, Hz. Peygamberin samimiyetini, ciddiyetini ve displinini ekseninden kaydırmıştır.

Hint’ten, Mısır’dan, acem ve İsrailiyattan Mistik düşünceler İslâma sokulmuş, Tasavvuf ve Tarikatler altında, İslâmın Kur’an hareketliliği ve Hz. Peygamberin rol model olma cevvaliyeti gölgelenmiştir. Peygamberimiz adına yazılan birbuçuk milyon Hadis ve bunlardan kendilerine gerekçe bulan içtihat ve fetva eminleri Kur’an-i gerçekleri kaydırmışlar, bilimsel düşünce, fen, felsefe, tabiat ve olayları, ilmi çalışmaları dinin dışına atmışlardır. Yerine, tarikat ve tasavvufi  mistik düşünceler oturtulmuştur. Bunlara da ibadet yaftası yapıştırılıp, sevap-günah anlayışıyla İslâmiyet bir ibadet dini haline getirilmiştir. İlim ikiye ayrılmış, dini ilimler-dünyevi ilimler, dini ilimler baştacı edilip en üste konup kutsanırken, dünyevi ilimler sıradışı edilip değersiz addedilmiştir. Mesela, namaz, oruç ve hac gibi ibadet ilimlerini öğrenmek ve öğretmek övülürken, fen, felsefe, matematik, fizik, kimya ve astronomi gibi dünyevi ilimler itibarsızlaştırılıyor, öğrenmeye ciddi teşvik edilmiyor.

Bazıları yasaklanıyor, günah ve zararlı kabul ediliyordu, felsefe ve astronomi gibi. Değerli dostlar, o mistik düşünceli tasavvuf ve tarikat önderleri ilim elde etmeyi ikiye ayırırlar, bir kesbi ilim, okuyarak, araştırarak, deneyler ve tecrübelerle elde edilir. İkincisi, vehbi ilim, kişinin kalbine Allah tarafından akıtılıyor. Bu, Peygamberlerde vahiy, diğer insanlarda ilham gelme anlamındadır. Vehbi ilim, kesbi ilimden üstündür, inanç böyle; bu kişiler bu özellikleriyle keşif sahibi, üstün görüş sahibi ve keramet ehlidirler. Bunlar Mürşit’tir, kişinin kalbinden geçenleri bilir ve onu irşat eder. İlim-irfan sahibi Arifi billahtır, kalp gözü açıktır, insanların çoğunun göremediğini görür, bilemediğini bilir! Su üstünde yürür, bir anda birçok yerde görünür, evliya ve ermiş kişidir. Mana âleminden haberdardır, gönüller sultanı, ruhların keşfi mihmandarı ve insanların ahlaklı yetiştiricisi sevgili ve saygılı ve yeri geldiğinde de bir halk kahramanıdır. Evet, bütün bunların reddi doğru değil, elbette içinde yararlı ve faydalı oldukları yerler ve yönler vardır. Lakin, bu ifade etmeye çalıştığım tasavvuf ve tarikat önderleri, bu yolda ilerlemek için aklı reddederler. Bu yolda akılla gidilmez, aklı terk edeceksin, kalbi duygularla Mürşidine bağlanacaksın, o seni yönetecek ve kurtuluşa götürecek diyorlar. Kur’an, aklını çalıştırmayanın üzerine pisliğin boca edileceğini söylüyor. O zaman, Allah’ın dediğini yapalım aklımızı çalıştıralım, araştıralım ve gerçeklere vakıf olmaya çalışalım. Hoşça ve dostça kalmanız dileğiyle.     LEBİD

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.