Son Dakika

• No Posts Found

‘DİL BAYRAMI NE YAZIK Kİ BURUKTUR’

Ruchan DURGUT

Türkçe Sözlük müellifi, yazar, araştırmacı, emekli Türk Dili ve Edebiyatı ve Türkçe öğretmeni Gazeteniz Yeni Söke yazarı Yaşar Çağbayır, 26 Eylül 1932’de ilk Türk Dili Kurultayı’nın açılış günü nedeniyle kutlanan ‘Dil Bayramı’ hakkında konuşarak Türk dilinin tarihi ve günümüze kadar yaşadığı değişimlere dair önemli bilgiler verdi. Türk dilinin yabancı kelimelerin etkisinden kurtulması için herkesin bilinçli olmaya özen göstermesi gerektiğini belirten Çağbayır, en azından yeni yabancı kelimelerin dilimize girmesinin engellenmesi gerektiğini de dile getirdi.

26 Eylül’ün Türk Dil Bayramı olarak 1960 yıllarından bu yana kutlandığını dile getiren Türkçe Sözlük müellifi, yazar, araştırmacı, emekli Türk Dili ve Edebiyatı ve Türkçe öğretmeni Yaşar Çağbayır, “Bu bayramın bir geçmişi var. Türk Dil Kurumu (TDK) Atatürk tarafından 12 Temmuz 1932 yılında Türk Dili Tetkik Cemiyeti adı altında kurulmuştur. Yine aynı yıl 26 Eylül – 5 Ekim tarihleri arasında Atatürk tarafından İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda Türk Dil Kurultay’ı toplanmıştır. Bu kurultayda Türk dilinin esaslarının belirlenmesinde  dilcilik üzerinde özellikle durulmuştur. Hatta toplantıya bizzat halkın da katılmasını istemiştir ve takip edenler de olmuştur. Türk dili ile ilgili olarak tarih içinde Türkçenin geçirdiği evrelerden çektiği sıkıntılara kadar bir takım konulardan da söz etmek gerekiyor. Bizim Türkçe ile ilgili ilk yazılı kaynağımız, Göktürk Yazıtları’dır. Göktürk Yazıtları’nda hem Bilge Kağan’ın hem de Kül Tigin Kağan’ın ortak olarak her iki taşa yazılmış ifadeleri vardır. İfadelerde atalarının geçmişte iyi bir Türk devleti kurduğunu, fakat daha sonra başa geçen yöneticilerin, atalarının koyduğu kural ve törelere uymadıkları için düzenin bozulduğunu, bununla ilgili olarak pek çok sebepler sayarken bir tanesinin de dil ile ilgili olduğunu belirtirler. Bu ifadelerden birisi şöyledir; ‘’Beyler Türk dilini bıraktılar. Çince isimler ve ünvanlar aldılar. Böylece dildeki bozulma, diğer bozulmalarla beraber yürüdü ve Türk milleti köle oldu. Çinlilere esir oldu. Onların tüm dediklerini yapmaya başladılar.’’ şeklinde bir ifade geçer. Bu ifadeler hem Kül Tigin Yazıtı’nda hem de Bilge Kağan Yazıtı’nda ortak ifadelerdir. Daha sonra Türkler İslamiyet’e geçtikten sonra bilindiği gibi batıya doğru akmaya başlarlar. Anadolu’ya yerleşiyorlar. Anadolu’da o gün için var olan yerli halkla kaynaşıyorlar. Ama geçip geldikleri yerlerde İran gibi bir kültürle karşılaşıyorlar. İran devletçilik açısından geçmişi oldukça sağlam bir temele oturmuştur. Tıpkı Çinlilerde olduğu gibi devlet geleneği vardır. Ama bunların hepsi yerleşik hayata ait olduğu için, dil bozulmaları ve kültürel çok zor uygarlıklardır. Türkler göçebe yaşadıkları, sık sık yer değiştirdikleri için devlet teşkilatlanmaları Çin ve İran gibi yazılı değildir. En eski yazılı belgeler Bilge Kağan, Bilge Tonyukuk ve Kül Tigin yazıtları ve diğer yazıtlardır.’’ dedi.

Türk Dil Bayramları:

Türk Dil Bayramı Türkiye’de iki kez kutlandığını belirten yazar Çağbayır, “Dil bayramlarından diğeri 13 Mayıs’tadır. 13 Mayıs 1277 yılında Karamanoğlu Mehmet Bey bir ferman yayınlamıştır. Bu fermanda ‘Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır’ anlamına gelen ifadeler vardır. O da Selçuklular ve beylikler döneminde Türkler İran üzerinden geldikleri için, İran kültüründen izler taşıyor ve o dili benimsiyorlar. Medreselerde Arapça ve Farsça ağırlıklı eğitim görülmeye başlamış. Kültür merkezlerinden birisi de Konya’dır. Niğde, Kayseri, Sivas ve Ahlat gibi kültür merkezleri olmasına rağmen Selçuklular’ın merkezi yönetimi Konya’da olduğu için o bölgede yaygınlık göstermiştir. Toroslar Yörüklerle doludur. Yörükler elbette ki ürettikleri ürünleri getirip pazarlarda satacaklardır. Bu pazarlardan birisi de Konya Pazarı’dır. Konya Pazarı’nda genellikle mollalar ve medrese öğrencileri  alışveriş yaparlar. Ancak bunlar köylülerle anlaşamazlar. Medresedekiler Arapça ve Farsça söylerler. İşte Karamanoğlu Mehmet Bey’i rahatsız eden de bu olur. Konya sultanının sefere çıktığı bir sırada uydurma birini Selçuklu sultanı ilan eden Karamanoğlu Mehmet Bey kendisi de vezirliğe geçer. İlk beyanı ‘Bugünden sonra dergahda, bargâhta, çarşıda, dükkanda her yerde Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır’ der. Bu da Türkçenin, Türk dili ile bayramlarından birisi olur. Her yıl Karaman’da 13 Mayıs’ı içine alan haftada Türk Dil Bayramı coşku ile kutlanır.” şeklinde konuştu.

‘Şu anda Türk Dil Kurumu’nun çalışmaları verimlidir’

Atatürk’ün 12 Temmuz 1932’de Türk Dili Tetkik Cemiyeti’ni kurduktan sonraki çalışmalarını da anlatan Çağbayır, “ Atatürk Türkçenin eski ağdalı Osmanlıca denilen dilden kurtularak sadeleşmesini hatta Türk dilinin kendi kökenine kadar gitmesi hakkında bir takım çalışmaların yapılmasını ister. İşte bu sebeple Türk Dili Tetkik Cemiyeti’ni kurar. Birinci Türk Dil Kurultayı’nı 26 Eylül ve 5 Ekim arasında toplar. Atatürk’ün ölümünden sonra bir öztürkçecilik akımı başlar. Bu akım Türkçe için eski Osmanlıcacılık kadar geriletici olmuştur. Çünkü anlaşılabilen halkın anladığı kelimeler dahi öztürkçeleştirilmek adı altında, bir elit tabaka, aydınlar tabakası  dili hâline getirilmiştir. Bu da halk ile aydınların arasını  koparmıştır. Böylece Türk dilinin gelişmesi ve sadeleşmesi güçleşmiş ve engellenmiştir. Hatta 1950’li yıllarda TDK’nin Atatürk’ün vasiyetinde bulunan TDK’ye ait olan ödenek bile Meclisçe bütçe görüşmeleri sırasında kaldırılmıştır.  1980 anayasasında ise TDK, Atatürk Kültür Dil Tarih Yüksük Kurumu’na bağlanmış ve o günden beri çalışmalarını sürdürmektedir. Şu anda Türk Dil Kurumu’nun çalışmaları verimlidir. Güzel çalışmalar içinde yer almakta ve tüm eski kaynaklara kadar gidilerek her türlü yazılar, kitaplar, belgeler  derlenip yayınlanmaktadır. Bunun üzerinde Türkçe ile ilgili gelişimi ele alan çalışmalar yapılmaktadır. Son zamanlarda Türkçe kelimelerin kökenine dair çalışmalara da başlandı. Böylece Türk dilinin zenginliği meydana çıkartılmaya çalışılıyor. Şu anda Güncel Türkçe Sözlük adıyla sanal ortamda yayınlanan sözlükte bazıları tekrar olmasına rağmen 600 bin civarlarında kelime mevcuttur. Örneğin aynı kelime hem ağaç işleri, hem madencilik, hem tarım, hem çiftçilik terimlerinde de kullanıldığı için bu sayıya varmaktadır. Tabi ki ayrı terimler olduğu için farklı sayılabilir. Böylece TDK arşivinde yaklaşık 600 bin kelime olduğunu görüyoruz” diye konuştu.

‘‘Türk dili 18 ve 19. yüzyıllarda Arapça ve Farsçanın etkisi altında kalmışsa bugün de İngilizcenin, Fransızcanın, Almancanın etkisi altındadır’’

Dil meselesinin her şeyden önce kültür meselesi olduğu kadar bir de milliyet meselesi olduğunu dile getiren Çağbayır, “ Her milletin kendine has bir dili vardır. Bizim de dilimiz Türkçedir. Ne yazık ki dilimiz günümüzde beğenilmeyen o Osmanlı dönemindeki Arapça ve Farsça kelimelerden daha fazlası bugün, İngilizce, Fransızca kelimelerle dolmuştur. Bazen düşünüyorum, sabah kalktığımızda yaptığımız işleri saydığımızda, kullandığımız araçların çoğunun yabancı dilde olduğunu görüyorum. Karyoladan kalkıyor, gardırobu açıyoruz, vestiyere yüklüyoruz, tuvalete gidip klozeti, lavaboyu, mutfakta eviyeyi, banyoda duşu, bataryayı kullanıyoruz. Bunları günlük hayatımızın bütün safhalarına yayabiliriz. Görüldüğü gibi sayısız yabancı kelime kullanıldığını görüyoruz. Cümlelerdeki eylemler, bağlaçlardan bazıları ve ekler Türkçe. Onun ötesinde pek çok yabancı kelime var. Türk dili 18 ve 19. yüzyıllarda Arapça ve Farsçanın etkisi altında kalmışsa bugün de İngilizcenin, Fransızcanın, Almancanın etkisi altındadır. Türk Dil Bayramı yapılacaksa her şeyden önce bunların birer millî mesele hâline  getirilmesi kişilerin bilinçlenmesi gerekir. Yoksa insanlarımız dükkanına, apartmanına yabancı isimleri vermekte rahat olurlar. Dil bayramı ne yazık ki benim için buruk bir kutlamadır. Bayram yapılacak bir durumu göremiyorum. Eğitim konusunda okullara ve yöneticilere büyük iş düşüyor. Türk dilinin geleceğinin iyi olması için, mevcut yabancı kelimelere alıştık diyelim en azından yenilerini almaktan kaçınmalıyız. Türkçenin girdiği çıkmazdan kurtulması gerekiyor .” ifadelerini kullandı.

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.