Son Dakika

• No Posts Found

NÜKTEDAN; MÜSLÜMANA İMAN VE SALİH AMEL LÂZIM

Sevgili dostlar, hepimizin ortak bir değeri var, hiç birimiz diğerimizden kendimizi aşağıda bir müslüman olarak kabul etmiyoruz. Ama, biliyoruz mu bilmem, bu iddia hiç birimize bir artı değer katmıyor. Çünkü, bize lazım olan birbirimize dindarlığımızla öğünmek değil. Dinimizi Allah’ın rızasını kazanmak için yaşamaktır. Başkalarının dindarlığını ölçme görevimiz yok, ama kendi dindarlığımızı ölçmek, gözden geçirmek görevimizdir. Bunu yapmak ve kendi-kendimizi denetlemek zorundayız. Çünkü, Yüce Allah bizi-bizden soracak, sorularda Kur’an-dan olacaktır. Bu sorgu-suali de bizzat Rabbimiz kendisi yapacaktır. Onun için, ona göre davranmamız ve hazırlanmamız gerekmektedir. Bu nedenle Hz. Peygamber “Allah sizi hesaba çekmeden önce, siz kendinizi bu dünyada hesaba çekiniz” diyor. Demek ki, bir müslümana gaflet içinde olmak, şuursuzca yaşamak ve ömrünün kıymetini bilmemek yakışmaz. Bu dünyaya insan olarak gelmenin ve birçok yaratıklar içinde ayrıcalıklı olmanın bir bedeli var. Bir müslümanın bu özelliğini anlamaması mümkün değil. O zaman, müslümanlarda bu lâkaydlik ne oluyor? Yaradılışının gereği ve amacı olan Allah’a kulluk yapmıyor? İmanından şüphesi var ve Allah’a güvencesi mi yok? Dininin kitabı Kur’an-la ilgilenmiyor ve ona zaman ayırıp içinde ne yazıyor öğrenmek istemiyor? Hayır, öyle değil, müslümanlar genelde dinini biliyorlar mı diyorsunuz? Bu konuda benim yanıldığımı mı söylüyorsunuz?

Aziz dostlarım, lütfen gelin samimi ve ciddi olalım. Kur’an-ın türkçe anlamını olsun, üzerinde düşünerek kaç sefer okuduk kendimize soralım. Orada geçen Allah’ın emirlerini yapıyor ve yasaklarından kaçınıyor muyuz? Bu hususta kimseyle tartışmayalım, kendi vicdanımıza soralım ve cevabını da iz’ânımıza danışarak verelim. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi birbirimizi suçlayarak yarışmayalım. Herkes kendini biliyor, karşıda suçlu aramaya gerek yok. Bilgiçlik taslamanın da bir âlemi yok. İnternet ortamında bir lafazanlıktır almış başını gidiyor. İnsanlar edebiyat peşinde ve gösteriş aşkında. Hak-hukuk gözetmiyor, yalan ve zanların, gözleriyle görmediği  iftira sözlerinin tekrarcısı olduk. Gıybet gerilerde kaldı, insanlar yapmadıkları işlerin kahramanları oldu. Birazda bu ortamdan kopup kendimize bakalım. Akrabalık ve komşuluk bağlarından uzaklaşıldı, örneğin adam bir köpek eniği almış balkonda bakıyor, havlamasından bütün çevre rahatsız. Ama, onun hiç umurunda bile değil. Hurda toplayanların çığırtkanlığı ve televizyonlarını sonuna kadar açıp müzik zevkinden dörtköşe olanlar. Şehirde mi oturuyoruz, köyde mi veya dağ başındamıyız? Bütün gün elbette sabahtan akşama kadar böyle değil. Ama, hergün bu tür rahatsızlıklar oluyor. Şikayet et mi diyorsunuz? İyide caydırıcı bir ceza olmadığından, yapılan tembihin arkasından ayni hava devam ediyor.

Değerli dostlar, biliyorsunuz müslümanlar için medenilik diye bir kavram vardır, ahlâkıliğin götergesi olarak halk içinde tezahür eder. Yüce Allah bunu “İman  edip salih amel işleyenler” olarak tarif eder. Hz. Peygamber de buna paralel “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olanlardır” der. Bu değerlendirmeye girmek her müslümanın görevi değil mi? Ama bu sadece laf etmekle olmaz, iş, davranış, amel-eylemle olur. Ne demiş ecdad? “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” Öyle değil mi? Laf edene ve hep konuşana ne denir? Lafazan, palavracı! Çünkü, iman meselesi de öyle, bende inandım, imanın şartlarını bende biliyorum demek yetmez ve gerçek imanın anlamını karşılamaz. Kur’an-ı Kerimde Yüce Allah ne diyor? İman eden salih amel işler. Yani, imanlı kişiler güzel ve yararlı işler yaparlar. Bunu pekiştiren Hz. Peygamber de hayırlı insanı, insanlara faydalı olanlar olarak tanımlıyor. Dikkat edilirse ve biraz olsun düşünülürse görülecektir, çok namaz kılan, tesbih çeken ve oruç tutanlar kişisel ibadet edenler övülmüyor. İnsanlar arasında böyle yapmakla çevreye görüntü verenler, boşuna uğraşmasınlar, onlara bir pay yok. Demek ki, güzel işler yapacaksın bu işleri çok yapacaksın, bu işlerde de şunu unutmayacaksın insanların çok ihtiyaç duydukları işler olacak, öyle bu işleri cami, Kur’an Kursu ve bunların müştemilatıyla sınırlamayacaksın. Evet, bu hafta da bu kadar, hoşça ve dostça kalmanız dileğiyle.   LEBİD

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.