Son Dakika

• No Posts Found

NÜKTEDAN -İSTİĞFAR VE TEVBE NEDİR?

Sevgili dostlar, bir çok doğru bildiğimiz yanlışlar var. Bunları ömürboyu devam edenler olduğu gibi, gerçeği öğrenince dönenler ve doğru yolu bulanlar da var. Ancak, ne yazık ki, doğruyu bulupta doğru yolda ilerleyenler azınlıktadır. İnsanların bir çoğu yanlışta ısrar edip, bu yanlışlarını doğru diye yaşıyorlar. Elbette hiç yanılmayan ve yanlış yapmayan insan yoktur. Ama, önemli olan yanlışı öğrendiği anda terk edip, doğruya yönelmek ve doğruda karar kılmaktır. Tevbe ve istiğfar dini kavramlardır. Yanlış ve hatalar, pişmanlık ve özür dilemeler insani davranışlardır. Dinle-insan, hayatla-hareket demektir. Yanlış ve pişmanlık, insanın kendisini onarma hareketidir. Bu yanlış veya hatalar insanın kendisine olur, bir başkasına olur veya yaratıcısı Yüce Allah’a olur. O zaman, önce bilinmesi gereken yanlış kime karşı yapılmıştır. Çünkü, istiğfar ve tevbeye ancak böyle ilk adım atılır. İnsan böyle bir durumda özeleştiri yapacak. Kendisini hesaba çekecek ve bir nefis muhasebesi yaparak bilincini yenileyecektir. Hata etmek ve yanlış yapmak insanın fıtratında vardır. Ama, özür dileyip affını istemekte dininde vardır. İnsan, hataya ve sevaba meyyal bir yaradılışa sahiptir. İslam dini insanın hayat dinidir. Her iş ve davranışına, hal ve hareketine kıymet verir ve onların kayıtlarının tutulduğunu insana bildirir. İnsan hayatında başıboşluğa yer olmadığı, din dışı diye bir yaşam tarzının bulunmadığı Müslümanın, hayat kitabı olan Kur’an da bildirilmektedir. Aziz dostlar, İstiğfar pişmanlık, işlenen suçtan pişman olmak, günahından nadim olmak. Ben bu kabahati neden yaptım, keşke yapmasaydım deyip üzülmektir. Tevbe de, bir daha yapmamaya azmetmek ve kendine söz vermektir. Burada iki önemli nokta daha var. Birincisi, kişinin kabahatini, suçunun türünü ve derecesini bilmesidir. İkincisi de, bu suçu veya kabahati kime karşı işlendiğini bilmesidir. Çünkü, istiğfar ve tevbeyi ona göre yapacaktır. Bu, kişideki suçun bağışlanmasına ve bir daha işenmemesine gerekçe olması ve karar verilmesi için şarttır. Yoksa, yapılan muğlak ve düz istiğfar ve tevbeler, çok ciddi bir mana arz etmez. Mesela, bir takım yerlerde bir kişinin önderliğinde, bilinen birtakım basma-kalıp sözleri tekrar etmek, gerçek manada bir tevbe-istiğfar olmaz. Belki, kişinin o andaki kendisi ile Allah arasında işlediği suçlar açısından, bilinçli bir özeleştiri olursa yararlı olabilir. Ama, hakkını gasp ettiği, hukukunu çiğnediği, hakaret ettiği, gıybetini yaptığı ve iftiraya uğrattığı kişiler adına yapılan tevbe ve istiğfarların, gerçekçi ve kabule mazhar olması için, bu insanlarla karşılıklı görüşmeyi ve samimiyetle helalleşip anlaşmayı gerektirmektedir. Yoksa, o tevbe-istiğfar gerçek manada bir tevbe-istiğfar olmayıp, lâf-ı güzaf olmaktan öteye de gitmez.  Değerli dostlar, şöyle bir düşünelim: alış-veriş ettiğimiz insanların haklarından gasp etmişiz, eksik ölçüp, eksik tartmışız, üzerimize çeşitli haklar geçirmişiz. Bu hak sahipleriyle, görüşüp- konuşup, haklarını vermeden veya helalleşmeden, ellerimizi Yüce Allah’a açıp “Allah’ım beni affet!” dememizin akli ve mantıki bir değeri var mı? Çünkü, adamın hakkını rızasını almadan üzerine geçirmiş  veya gasp etmişsin, geri vermemiş ve helalleşmemişsin. Bu gerçekçi, ciddi ve samimi bir tevbe istiğfar olmuyor ki!  Allah’ın emrini dinlememişsin, buda bir suç, elbette Allah’ım beni affet diyeceksin. Ama, önce hak sahipleriyle helalleşecek ilahi yasayı  uygulayacaksın. Çünkü, tevbenin başka türlü makbul olması mümkün değildir. Kabul olmasını bir kenara bırakın! Evet, her hangi bir kişinin malına, canına, ırzına- namusuna, şerefine zarar vermiş, hakaret etmiş olanlar, önce o kişilerle görüşüp özür dileyecek, af edilip-bağışlanması için gereken meşru dilek ve taleplerde bulunup helalleşecekler. Çünkü, bu tür durumların tevbe ve istiğfarı budur. Bunu gerçekleştirdikten sonra da Allah’a tevbe ve istiğfarda bulunacaktır. Elbette, insanlarla ilişkilerde işlenmiş birçok suçlar ve kabahatler için pişmanlık duymak ve bir daha suç işlememeye karar vermek çok iyi ve çok güzel. Ama, işlenmiş olan suçların hak sahiplerinden helallik alınmazsa o suçlarında bağışlanmadığını bilmek lazımdır. Allah yar ve yardımcımız olması dileğiyle, hoşça ve dostça kalınız efendim. LEBİD

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.