Son Dakika

• No Posts Found

CUMA SOHBETİ; YENİLENMENİN YOLUNDA OLMAK

Aziz sohbetdaşlarım, her yönüyle yenilenmenin çabasını veren insanların ilerlemesi, olağan bir gelişmenin beklenen sonuçlara ulaşması mümkündür. Böyle bir düşüncesi, plan ve projesi olmayanların da yerinde sayması doğaldır. İnsan, dünyanın halifesi olduğundan bu güne, insanlığının özelliğini kullanıp, geliştirerek adım-adım ilerlemiştir. Bu ilerlemenin öncüleri de peygamberler olmuştur.  Bunlar, kendisine inanmışlara rehber ve önderlik yaparak görevlerini yerine getirmişler. Bu süreç gelişerek devam etmiş, zamanla bilim, fen, felsefe, sanat ve sosyalleşme önemli ölçüde gelişme kaydetmiş. dolayısıyla insan dünyanın halifesi olma özelliğini, dünyanın sahibi olma anlayışına dönüştürmüş. Nefsinin galebesiyle bana ait olan, benim gücüm ve imkanımla elde ettiklerim ve bunlarla kendime bir egemenlik kurduğum şu dünyada bende varım demiş ve enaniyetiyle hükümdarlığını ilan etmiş. Bu anlayış ve inanışla insanlar aralarında güç ve iktidar kavgaları başlatmışlar. Bu kavgalarda dini de kullanmışlar. Öyle ki, yaptıkları savaşlarda birbirlerini kafirlikle suçlamışlar, ama dindarlarla dinsizler arası bir savaş 1917’ye kadar hiç olmamıştır. Tarihte, devletini dine dayandıranlar dini kullanmışlar, böyle yapmakla dine ve insanlara zarar vermişler, dini özünden uzaklaştırmışlar. Tarihte böyle yapanların bir takım yanlışlarıyla dinde bid’atlar ve hurafeler yer alıp yerleşmiş ve zamanımıza kadar gelmiştir. İslam âlemi şimdi bunun sıkıntısını çekmektedir. İşte şimdi dağınıklığın ve tutarsızlığın sebebi bunlardır.

Her şey kendi içinde yenilenirken, şimdiki tabirle ifade edelim güncellenirken, her çağa cevap verecek özelliğe sahip olan dinimizi özüne sadık kalarak güncellememiz gerekir. O zaman, asırlar öncesinin içtihat, fetva ve görüşleriyle şimdi içinde bulunduğumuz sorunları çözeriz. Yoksa, yerimizde saymağa devam ederiz. Bu nedenle yapılan vaazlar verilen hutbeler eskilerin tekrarı ve bir türlü vaz geçilmeyen klasik ifadelerin ayni çerçeve içinde değişmeyen üslûplarla anlatımının sürdürülmesini terk etmeliyiz. Çünkü böyle yapmakla müslüman kardeşlerimizi bigilendirmek ve istikbale hazırlamak olmuyor. Yani, önce bu konuda kendimizi yenilememiz lazım. Sebebi ise içinde yaşadığımız devrin kendine özel bir takım sıkıntıları var giderilmesi ve problemleri çözümlenmesi gerekir, bunları halletmek lazım. Mesela onlardan bazıları, İmanın 6. şartı olan Kader, hayır ve şerrin Allah’ın taktiri ve yaratmasıyla olduğuna inanmak. Bu ibarede Kur’an-la çelişen ifadeler var. Bunu düzenleyen o eski âlimler ne dedilerse doğrudur anlayışını sürdürmek, dine Kur’an-a olan bağlılık mıdır, yoksa o âlimlere olan bağlılık mıdır? Bunların hangisi doğrudur? Kur’an adına bunları sorgulamamız gerekir. Bunlara toz kondurmayanlar, böyle bir inanç ve iddiayı neye dayanarak savunuyorlar, araştırmak ve bu konuya açıklık getirmek zorundayız. Evet, çağımızda eskiden gelen bir takım ezberlerin bozulduğunu görüyoruz. Bunlar, din âlimleri tarafından dinin bir takım kural ve kaideleri  yorumlanarak yapılmıştır. Bunların bazıları Kur’an-dan ayetler, bazıları da Hz. Peygambere atfedilen Hadisler üzerinden yorumlardır ve içtihat adıyla din adına serdedilen görüş ve fetvalardır. Bunların zamanımızda bir takım teknolojik, ekonomik ve sosyolojik gelişmelerle çeliştiğini görüyoruz. Bunları dinin kaynağı Kur’an-a gidip güncellemek gerekirken, üzerlerinde ısrarla durup sürdürmeyi daha ne zamana kadar yapacağız? Mesela, zekatla ilgili 600 gr. gümüşün zekâtını verecekmiyiz? Seferilikle ilgili hükümler, oruca başlama vakti ola sahur öyle mi devam edecek? İmanın 6. şartında olan Kader-alınyazısı ve Allah’ı şer yaratma inancı, Hz. Âdem’in çocuklarının çaprazlama evliliği, Hz. İsa’nın gökten ineceği ve Mehdi’nin geleceği böyle savunulup gidecek mi? Öbür dünya tarifinde de, kıyamette herşey yok olup yeniden yaratılacağı, cehennemin üstüne sırat köprüsünün kurulacağı, Allah’ın cehenneme attığını birileri gelip şefaatle cehennemden çıkaracağı inancı ve buraya kadar bazısını ifade etmeye çalıştığım bütün bu yanlış anlayış ve inançları doğrularıyla tashih etmeye ne zaman başlayacağız? Yani bu konuda bir güncelleme yapılmalıdır diyor, aziz sohbetdaşlarıma ve bütün inananlara esenlikler diliyorum.

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.