Son Dakika

• No Posts Found

CUMA SOHBETİ: FİTNE VE NEFİS KONUSU

Aziz sohbetdaşlarım, bu Cuma da intibalarımız İlçemiz Söke’nin Yuvaca Mahallesinden olacaktır. Bir arkadaşla Söke’den çıktık nereye gidecek olduğumuzun  kararı yolda verdik. Direksiyonu yuvaca istikametine kırdık, bir haftadır bereketli yağmurların çevremizi nasıl bitkisel harekete geçirdiğini, üç-beş gün içinde nasıl çimlenip üç-beş santim büyüdüklerini seyrederek Yuvaca Mahallesi’ne geldik. Namaza yarım saat var, imam konuşuyor, çevrede kimse yok, kahveye uğradık, içerde sekiz-on kişi var. İki masada kağıt oynanıyor, benim yaşta olduğunu tahmin ettiğim bir kişinin yanına selam verip oturdum hoş-beşten sonra arkadaş da geldi, kahveci yoktu biz kalktık giderken geldi. Çayları namazdan sonra içeriz deyip camiye yöneldik, yolda bir kişi dikiliyordu eski tanıdıklardan ve o mahallenin sevilen-sayılan ve bizim de sevip saydığımız muhterem bir zat. Orada bir-iki kişi da gelip cami avlusuna girdiler. Mahallede ciddi manada bir tenhalık var. Çevrede gözümüze ilişen herhangi bir kişi göremedik. Arkadaş sordu, eski tabirle yahu köyde kimse kalmış gibi bir hal var, kaç hanesiniz dedi. O muhterem zat, üçte bir kaldık dedi, ben oturduğumuz kahveden başka kahve var mı diye sordum, yok dedi ve o kahvede gördüğünüzden başka toplanma yeri yok deyip camiyi gösterdi. Ben onları orada sohbet ede bırakıp cami avlusuna girdim, bir kişi şadırvanın yanında abdest almış oturuyordu, çevrede başka kimse yok.

Camiye girdim, imam rahleye hafif yaslanmış samimi bir sohbet havasında konuşuyor. İçerde beş kişi vardı sohbetinin konusu da fitne olacak ki, onunla ilgili konuşuyordu. Doğu aksanını andırır bir üslûpla yumuşak, hafif ve nahif bir ifade kullanarak, gerçekten sanki çevresini sarmış bir dinleyiciler ortasındaymış gibi içten gelen bir sıcaklıkla konuşuyor ve çok güzel örnekler veriyor, fitnenin ne denli kötü bir şey olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Arada bir önündeki kitaba bakıyor ve bazen oradan birkaç satır okuyor, ondan sonra da irticalen, kitaptan okudunu açıyor ve yorumluyordu. Verdiği örneklerle dikkatleri üzerine çekiyor ve içinde bulunduğu toplumla örneklerinin kaynaştırıyor, dinleyenlerini fitneden uzaklaştırmak için çaba sarf ediyor, tabi arada bir Ayet ve hadislerde okuyor. Ezan başlayınca konuşmayı kesti, bu arada beş-altı kişi daha geldi ve on beş kişiyle sanırım Cuma namazını kıldık. İmam, Hutbesini de ayni üslûp ve tarzda okudu. Hutbesinin konusu ise Nefis Muhasebesi idi, hutbeyi uzatmadı Nefsin kontrolünün önemli olduğunu vurgular anlamında bir hutbeydi ve iyiydi. Namazdan ben biraz önce çıkmak zorunda kaldım bir rahatsızlığımdan dolayı. Bu mahallemizin camii de ufak ve kutu gibi bir mescit niteliğinde Narenciye ağaçlarının içinde güzel, şirin, temiz ve düzenliydi. Zaten çevre ağaçlık, başta zeytin olmak kaydı ile narenciye ve daha pek çok meyve ağaçları bulunan, güzel ve verimli toprağı da olan bir yöremiz burası. Namazdan sonra kahveye gittik ve birer çay içtik, tabi o arada biraz da sohbet yaptık. Daha çok köylerde insanların çok azaldığından söz edildi, o sohbet anında aklıma geldi, köyler şehirlere göçtüler şehirli olmak ve bir takım imkanlardan yararlanmak için. Özellikle de çocuklarına daha iyi eğitim aldırabilmek düşüncesiyle. Ama, iki gariplik geldi yakamıza yapıştı, biri çocuklarımızı Üniversitelerden mezun ettik şehirde iş bulamadık, idarecilerimiz bir takım statü değişiklikleriyle köylerimizi şehirlerimizin Mahallesi yaptılar. Artık, sen köylüsün! Hitabına muhatap kalmadı. Ama bu durumun bence, ekonomimize katkısı, sosyal ve kültürel trendimizin ciddi manada yükselmesini sağlamadı. Neyse, fazla uzatmayalım konuyu ilerde yine dile getiririz. Esenlikler dileğiyle, hoşça kalınız aziz ve sevgili sohbetdaşlarım.

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.