Son Dakika

• No Posts Found

NÜKTEDAN – GÜNEŞ SİSTEMİ İNSAN VE DİN

Sevgili dostlar, biliyorsunuz mekandan, zamandan, münezzeh, eşi, benzeri, rakibi ve yardıncısı olmayan, evvel, ahir, zahir ve batın olan Yüce Allah, maddi ve manevi varlıklardan müteşekkil uçsuz bucaksız kainatı yaratmıştır. Bu kainatın içinde biz insanoğlunun da yaşadığı bir sistem vardır, adına Güneş Sistemi diyoruz. Bu sistemin içinde bir küreyi, gezegeni, adı Arz olan ve bizce dünya dediğimiz yeri yaşamımıza tahsis etmiş. Burada yaşayan sayısız yaratıklar gibi bizi de bu yerden, yani bu topraktan yaratmıştır. Çünkü burada yer, içer, nefes alır ve hiçbir şeye yabancılık çekmiyoruz. Eğer başka bir yerden gelmiş olsaydık buranın yaşam şartlarına intibak edemezdik. Herhangi bir sıkıntı olmadığına göre, demek ki burası bizim asli vatanımız. Bizi bu güneş sisteminin içinde bu kürede bu topraktan yaratıp, bu toprakta iskan eden, başka sistemler yaratıp, kurup yönetmektedir. Bunu düşünüp, tefekkür ediyoruz, bizim gibi veya daha farklı yaratıkların oralarda da olabileceğini hayal edip tahminler yürütüyoruz.

Ama, önce kendimizi düşünmemiz gerekmiyor mu? Buraya kadar ifade etmeye çalıştığımız muhtevanın içinde ve diğer yaratıklar karşısında kendimizi karşımıza alıp özelliğimizi sorgulamamız icap etmez mi? Maddi vücut yapımız ve manevi hasetlerimiz nasıl oluştu? Bütün bu oluşumlarda bizim bir katkımız, dahlimiz, fikir ve eylem olarak bir tasarımımız var mı? Elbetteki yok, o zaman hepsi bir ölçü, nizam-intizam ve bir hesap çerçevesinde bu bedenimizi kim dizayn etti? Aslında çevremize, gözümüzün görebildiği bilgi ve hayalimizin uzanabildiği yere kadar bu nizam ve intizamı, kanun ve kuralları kim koydu, kim yönetiyor? Çünkü, buralarda bir kaos, bir anarşi ve bir isyan eylemi ve aralarında muhalefet göremiyoruz. Demek ki, bir elden yönetiliyor, bir kudretin hükmü altında ve bir iradenin hakimiyeti tahtında tıkır-tıkır idare ediliyor. Aziz dostlar, işte bu irade, bu güç ve bu kudreti Kadiri Mutlak olan Allahü Azimüşşandır. Bize bu dünyada, bu özel farkındalığı veren ve bizi bu kıvamda yaratan. Buraya kadar ifade etmeye çalıştıklarımızla bizi ilişkilendiren, araştırıp, sorgulamamızı lütfedeni tanımak, sahip olduğumuz özellikler açısından bu bir insanlık borcu değil midir? Bu borç yaşam sistemimiz olan İslam dinidir. Bunu tatbik etmemiz noktasında bir yaşam kılavuzu olarak, hayat kitabımız olan Kur’an gönderilmiştir. Bu kitapta yukarıda zikrettiğim herşeye uzanan bir ip ucu, bir işaret, bir remiz ve dikkat çeken Ayetler vardır. Bütün bunlar dinimiz İslamın muhtevası içinde, ilgi ve alakamız çerçevesindedir. O, bana dinden bahsetme, her işin içine dini sokma diyenlerin kulakları çınlasın. Bunlarla iç-içe yaşayan insanın bunlardan kopması münkün değildir. Çünkü, din bunlardan ibarettir.  Kur’an okuyan görüyor, orada gökyüzünden, yeryüzünden, güneşten aydan, gece ile gündüzden ve bunlarda yaradılışın nasıl başladığını, insanoğlunun görmesi, araştırması ve buralardaki işleyen Allah’ın kanunlarını öğrenmesinden bahsediliyor. Bu durum karşısında şimdi çıkıpta  bana dinden bahsetme diyen, acaba neden bahsedilmesini istiyor? Lütfen buna ve bunun gibi kişilere sormak lazım, senin sıkıntın ne? Sen ne demek istiyorsun, önce bunu kendi kafanda akıl gücünde çöz ve rahatsızlığının kaynağını iyi ve doğru öğren, sonra karşıma gel desek yanlış mı olur? Değerli dostlar, İslam dini insanı içinde yaşadığı sistem bütünlüğü ile beraber değerlendirir. Bu değerlendirmeyi yaparken de yine kendisi de dahil olarak bütün yaratıkların bir anlamı ve birde amacı olduğundan bahseder. Kur’an bunlarla ilgili açıklayıcı, yol gösterici, düşündürcü, uyarıcı ve araştırıcı bir strateji belirlememizi ve bu anlamlılık çerçevesi içerisinde amacımıza yönelmemizi istemektedir. Bu istemin ilk etabına uymamak mümkün değil, örneğin nefes alıp-vermekten, yime-içme ve diğer hayati ihtiyaçlarımıza kadar ve buna beş duyumuzu da katarak yaşamımızı devam ettirmek dahildir. Bunları veren ve bunlardan yararlanma imkanını bahşeden de Allah’tır, hepsi dini çerçevenin içine dahildir. Bunlara itiraz edenleri hiç görmüyoruz, ben bu ellerimi beğenmiyorum, şu kulaklarımın şekli hiç hoşuma gitmiyor v.s. bunların yerine başka türlü organlar istiyorum diyenleri hiç duymuyoruz. Onları yaratıp öyle yapanda Allah, onlara neden itiraz etmiyorsunuz? Ama, bütün bunlarla ve yine Allah’ın verdiği akıl ve iradeyle, Allah’ın dinine itiraz ediyorsunuz! İtiraz ettikleriniz nedir ve bu itirazınızı nelerle yapıyorsunuz? Bu itirazı yapanlar bir sefer olsun Kur’an-ı anlayarak okuyup düşündüler mi? Din adına bahsedenleri bir kenara koyup, dini kaynağından Kur’an-dan öğrenmek en doğrusu değil mi? Evet, bu öneri ve düşüncelerle herkesin hoşça ve dostça kalmalarını Yüce Allah’tan diliyorum.

LEBİD

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.