Son Dakika

• No Posts Found

CUMA SOHBETİ

MUSTAFA ULUÇAY

Aziz sohbetdaşlarım, bu Cuma yine İki Mustafa Cuma namazını farklı bir yerde kılmak için yola çıktık. Bir-iki yerin mütalâsını yaptıktan sonra Yenidoğan Mahallesi’nde karar kıldık. Namaza yarım saat var iken Mahalle’ye geldik. Arkadaşım Mustafa bir tanıdığı ile karşılaştı, hoş-beşten sonra kahveye çay içmeye girdik. Kahve dolu olmasa da yine bir hayli insan vardı, üç kişi bir masanın etrafına oturduk, kahveci çaylarımızı getirdi. Çaylarımızı yudumlarken sohbeti de sürdürüyorduk, bir ara Mustafa tanıdığı öğretmen arkadaşa caminin İmam Hatibi’ni sordu, arkadaş, İmam’ın yeni geldiğini ama cemaatin pek tutmadığını söyledi. Daha yeni biraz zaman tanıyın ileri doğru durum değişebilir dedik ve imşallah temennisiyle ben kalkıp camiye gittim. Namazımı oturup taburede kıldığım için yer bulmakta çaresiz kalmayayım diye. Camiye girdim, pırıl pırıl temiz ve düzenli, duvarlar yarı beline kadar çinilerle bezenmiş, aslında böyle bu kadar çok cicili-bicili camiyi sevmiyorum. İbaddethane adına pek hoş olmuyor, sade ve tek renk olması daha rahatlatıcı oluyor. Çünkü, insanın aklını ve zihnini meşgul eden böyle şeyler olmasın ki, içerde huşu ve huduyu çağrıştıracak ve ulvi bir hava hisettirecek manevi bir atmosfer oluşsun  ve bu ortamda müslüman gönüller birbirine ısınsın. Ama artık camilerde bile o estetik ve ruhlara inşirah verecek sadeliği bulmak zor oluyor. Demek ki, teknolojinin cazibesi de artık camileri bile etkisine almış. Neyse, camiye girdiğimde vaaz devam ediyordu, içerideki cemaate baktım kahvedekinin yarısı bile yoktu. Aralıklı olarak birer-birer gelenler oluyordu ama cami dolmadı, ben kendime bir tabure bulup en arka sırada bir kenara oturdum ve vaazı dinlemeye koyuldum. Vaiz Asrısaadetten, Peygamberimizin ashabının örnek davranışlarından bahsediyordu. Onların ibadet edişleri ve ibadet anlayışlarını dile getiriyor, onlar gibi olmamız gerektiğini, onların samimiyet ve takvalarını örnek almamızı öğütlüyordu. Bir ara beşvakit namaza girdi ve Ashabın namaza olan bağlılıklarını günlük bütün yaşamlarıyla odaklayıp bize örnek olduklarını ifade ederken, beş vakit namazın haricinde de namazlar oluğunu onlara da yer ayırmamız gerektiğini anlattı. Yani, kendince cemaati Asrısaadese götürdü o dönemle şuurlanmamızı enine boyuna anlattı. Her zaman ifade etmeye çalıştığımız gibi o klasik vaaz stilini hiç bozmadan rivayetçilik usulüyle vaazını ezandan önce bitirdi. Asrısaadetteki ve sahabelerdeki örnekleri zamanımızı taşıyıp şimdi nasıl yaşarız bir ilişkilendirme yapmadı. Hz. Peygamberi zamanımıza getirip toplumumuzla buluşturup içimize katıp şöyle bir gezdirmedi. Ayni şekilde Ashabı da toplumumuza sokup aramıza alıp camiye, kahveye, sokağa ve dükkanlara girdirmedi. Tam aksine yapmaması gerekeni yaptı ve bizi oraya götürüp o zamanki hali yaşamamazı tavsiye etti. Evet, ezan okundu namaza durduk, kıldığımız nafile namazın sonunda iç ezan okundu ve İmam Hatip Minbere çıktı ve Hutbesine başladı. Arapça ezberini güzel okudu, Hadiste biraz zorlandı belli ki daha önce dersine iyi çalışmamış. Hutbenin türkçe kısmına gelince, dersine çalışmadığı daha iyi anlaşıldı. Hitabeti zayıf ifadelerde vurgu yok düz bir okumayla, başını elindeki yazılı metne hapsetti. İkinci bir husus, aynen vaazdaki gibi Hutbeyi cemaatle ilişkilendirilmedi, hatta okuduğu ayetin ve hadisin anlamlarını geçiştirip, üzerlerinde hiç durmaması enteresandı. Gerçi bu hata, hutbeyi hazırlayanın maarifeti, okuyanda ona riayet etti, kendinden yaptığı katkılar ise pek amiyane idi. Haliyle hutbede uzundu. Konuda bir insicam olmadığı gibi cemaat asrısaadete çekip götürülmek istendi. Oysa geçmişi yaşamak mümkün değil, yaşanan geçmişten dersler çıkarmak lazım. Bu konuya örnek Risale-i Nurun Müellifi Saidi Nursi’nin bir tespiti var gerçekten ibretliktir. Osmanlı’nın son döneminde birileri bir araya gelip Asrısaadeti yaşamaya karar vermişler ve Saidi Nursiyi de davet etmişler. Üstat onların davetine gitmiş ve demiş ki, “Eski hâl muhâl, ya yeni hâl veya izmihlâl” Yani, eskiyi yaşamazsınız, ya kendinize yeni bir tarz oluşturur veya yıkılır-çöker gidersiniz demiş. Evet, güncelleme diye bir şey vardır, ezberi bozacak ve kendinizi yenileyeceksiniz. Okadar: Sanırım anlatabilmişimdir, haftaya buluşmak ümidiyle saadetle ve selâmetle kalınız aziz sohbetdaşlarım.

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.