Son Dakika

• No Posts Found

NÜKTEDAN – MÜSLÜMANLARA İNANDIRILAN 5 ŞART

Sevgili dostlar, biliyorsunuz ki müslümanın dîni İslâm ve bu dînin kitabı da Kur’an. Dînin ve kitabın sahibi Allahü Azimüşşan, Bize bunları bildiren ve uygulayıp örnek olan da Hz. Muhammed Aleyhisselâmdır. Yüce Allah Kur’an da Rasulü Hz. Muhammede indirdiği sure ve ayetlerde kendisine imanın, itaatin ve ibadetin nasıl olacağını da bildirmiş ve Rasulü-zişan efendimizde bu bildirilenler çerçevesinde görevini ve kulluğunu yerine getirmiştir. Şimdi kısaca bu tanımlamadan sonra makalemizin başlığına gelelim. Müslümanlara inandırılan beş şart nedir? Bunlara girmeden önce Kur’an da geçen imanın şartlarını özetliyelim. İmanın şartlarını topluca ifade eden Bakara suresi 177. Ayet meali şöyle: “Yüzlerinizi doğudan yana ve batıdan yana çevirmeniz iyi olmak demek değildir: Lâkin iyi olan, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitab’a, peygamberlere inanan, O’nun sevgisiyle, yakınlarına, yetimlere, düşkünlere, yolculara, yoksullara ve köleler uğrunda mal veren, namaz kılan, zekat veren ve ahitleştiklerinde ahitlerine vefa gösterenler, zorda, darda ve savaş alanında sabredenlerdir. İşte onlar doğru olanlardır ve sakınanlar ancak onlardır. Birde Nisa suresinde 136. Ayet vardır yine iman esasları ile ilgili, meali şöyledir: “Ey inananlar! Allah’a, peygamberine, peygamberine  indirdiği Kitab’a ve daha önce indirdiği Kitab’a inanmakta sebat gösterin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, şüphesiz derin bir sapıklığa sapmıştır.” Bu ifade ettiğim ayetlerde bildirilenlere her müslümanın inanması farzdır. Bu açıklamadan sonra kaldığımız yerden devam ediyoruz. Müslümanlara inandırılan 5 şeyin neler olduğuna bakıyoruz.

Aziz dostlar, bu 5 şeyi önce kısaca bir özetleyelim. 1- Kader, hayır ve şerrin Allah’ın takdiri ve yaratmasıyla olduğuna inanmak. 2- İtikatta ve amelde bir mezhebe inanıp, ona uymak ve uygulamak. 3- Bir tarikate girip bir mürşide bağlanmak ve gassalın elindeki meyyit gibi ona teslim olmak. 4- Kabir azabına inanmak. 5- Kıyamet âlâmetlerine inanmak. Yukarıda iki ayette gördük ki, imanın şartları beş.  1- Allah’a 2- Meleklere 3- Kitaplara 4- Peygamberlere 5- Ahiret gününe.  Şimdi o, Kur’an da olmayan 5 inandırılan şartlara bakalım ve onları biraz açalım. 1- Kader, insanın dünyaya gelmesiyle ölesiye kadar yaşayacak olduğu her olay, iş, davranış, amel ve eylemlerin önceden Allah tarafından taktir edilmesi ve vakti geldiğinde de yaşanması demektir. Yani, bu bir alın yazısı, ezelde yazılmış. İnsanın bunları böyle yaşayacağını Allah bildiği için böyle yazmış demektir. 2- Mezhepler, Peygamberimizin vefatından en az ikiyüz sene sonra Âlim ve Ulemaların Kur’an-dan ve Hz. Peygamberin sözerinden anlayıp ortaya koydukları görüş ve düşünceleri noktasında, İtikat/iman, amel/ibadet ve diğer sosyal ve kişisel alanlarla ilgili içtihat ve fetvalardır. 3- İslâmiyeti kabul edip müslüman olan bir kişi kendi başına dini doğru ve iyi yaşayamaz, mutlaka bir Mürşide tabi olacak, o, onun kurtuluşunu sağlayacak yönlendirmeyi yapacaktır. 4- Öldükten sonra kabre konulduğunda kabir hayatı başlıyor. Cennetlikse, kabirde sağdan bir kapı açılıyor hoş ve güzel, Cehennemlikse soldan bir kapı açılıyor ve kabir azabı başlıyor. Ta ki, Kıyamete kadar, yani yeniden dirilip ayağa kalkıp hesap ânına kadar bu azap devam ediyor. 5- Kıyanet kopmadan, yani son saat gelmeden meydana gelecek olan alâmetler. Bunlar büyükler ve küçükler olmak şartıyla iki katagoriye ayrılıyorlar. Buraya kadar ifade ettiklerime her müslümanın inanması gerekir. Yoksa, küfre düşer!

Değerli dostlar, bunlarla ilgili yanlışları kısa ve özlü eleştiri ve tenkitlerimizlerle ifade edelim. Daha mufassal açıklamalı iki kitabımız yayınlandı onlardan da istifade edebilirsiniz. Evet, 1. madde, yaşamımızla ilgili Kader, alın yazısı veya takdiri ilâhi, böyle bir şey yoktur. İmtihan vardır, bunun ilk tanığı Hz. Âdem ve eşidir. Cennet bahçesindeki olayı hatırlayın! Allah ezelde rolleri belirtmiş ve açıklamış, ama mecbur etmemiştir. Bu nedenle insanın kaderi iradesidir. 2- Mezhep İmamları kendi çaplarında Kur’an-dan ve Hz. Peygamberden anlayıp idrak ettiklerini ifade etmişler. Bunları müslümanlar kabul edip bizi taklit edin yoksa kurtulamasınız dememişlerdir. O zamanın şartlarında onlar kendilerine ve çevrelerindeki müslümanlara göre haklı olabilirler. Ama bu ilânihaye geçerli olamaz. 3- Mürşit hikayesi ve ona cenaze gibi bir teslimiyet gösterilmesi, şirktir. Müslüman Allah’a itaat eder ve ibadetini aracısız ve ihlâsla yapar. Çünkü, Allah insana şah damarından daha yakındır ve Fatiha suresinde “Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz” diyoruz. Araya bir aracı ve yardımcı koymak şirktir. 4- Öldükten sonra kabir hayatı ve kabir azabı diye birşey yoktur. Sorgu-sual, azap ve ödül Mahşer’de hesap gününde, azap veya ödülde  ondan sonradır. Kabirde ise ceset vardır, ruh yoktur, ruhlar göğe yükselir. 5- Kıyamet âlâmetleri diye bir şey yoktur. O bir son saattir, âniden gelecektir, olacaktır. Aniden olacak şeyin alameti yoktur ve olmaz. Ne zaman olacağı ise onu ancak Allah bilir. Aslında bu sözde bile bir yanlış anlam sapması vardır. Çümkü, “Kıyam-et” demek, ayağa kalk, dikil demektir, bu kelimenin birlikte söylenmesi “kıyamet”ise galattır, anlamsızdır. Hoşça ve dostça kalmanız dileğiyle, şimdilik bu kadar.

LEBİD

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.