Son Dakika

• No Posts Found

TEFEKKÜR – BİR TAKIM SESLERDEN DUYGULANMAK

Bu günlerde duygu ve düşüncelerimi hareketlendirip, akleden kalbimi titreten, ürperten ve tarifi imkânsız hayâl dünyalarıma çeken ve ruhumla bütün benliğimi saran, çok hoş, çok içli, çok lâtif bir hâldeyim ve ulviyetle kendimi bambaşka bir mana âleminde hissediyorum. Çünkü, akşam ezanıyla, yatsı ezanı arası, apartmandan az uzakta ve açık alanda, el ayak çekilip herkes evine girip istirahata daldığında çevre bir sesizliğe, sakinliğe ve sükûnete büründüğünde, sıcak kadife yumuşaklığında, yüreğime dokunan bir kuş sesi işitiyorum. Bu öyle cıvıltılı, şenlendirici, neşe ve coşturucu bir kuş ötüşü değil. Bu farklı ve bambaşka bir ses, çok derinden, yanık, duygulu, gönül ufkuna ılık bir meltem havası etkinliğinde bir titreşimle geliyor! Ruhu, hissiyatı sıcak bir alâkaya dönüştüren üç-beş saniyelik aralıklarla sanki o sessiz çevreye merhamet alârmı veriyor. Hüzzam makamı dokunuşunda bir ney üflemesi gibi, gönül tellerini titreten, mana derinliği olan, ruha imşirah veren, akla bir mazlumun mağduriyet ânını hatırlatır manada, vicdanları sarsan bir uyarı sıcaklık sunuşuyla kulağa geliyor ve ruhuma işliyor. Buna sıradan bir kuş ötüşü diyemem, diyemem de, belki sevgi, şefkatle ve müşfik bir ilgiyle, mahsun bir alnı öpüş diyebilirim. Çünkü çok etkileyici, zarif ve incecik, nazenin duygu ve düşünceleri galeyana getirici bir asudeliği var. Evet, yanık bir musikî havası olan iki dalgalı birer narin ses, biri sitemkâr incelikte, zaif, ruha dokunan, gönül çimdiği gibi, şefkat, mülâyemet ve ülfet davetkârlığı veren. İkinci dalga, Dâvûdi bir ahenkle çevreye yayılırken, ulvi bir arzu ve isteklerin huşuunda mest olmaya çağıran rahmani bir niyazın duasını andırıyor. Hülâsa, akşamın durgunluğu ve dinginliğinde o kuşu dinlemek bana o kadar iyi geliyor ki, o anda bütün acılarımı, sıkıntılarımı, üzüntülerimi ve daha doğrusu bütün detlerimi unutuyorum. Mânâ âlemim öyle bir hâle geliyor ki, benliğim o sesin ritmiyle mest oluyor, muhayyilem ruhumun mekansız ve zamansız ufkunda sonsuzluğa bayrak açıyor. Bu kuşun nereden geldiğini ve burada ne kadar kalacağını bilmiyorum. Ama itiraf edeyim, ben her akşam onunla tarifi imkansız, muhteşem ve lâhuti bir hâl yaşıyorum. Gerçi kuşun bu ötüşü, uzun bir zaman sürmüyor, ama bana yetiyor.
Günlük hayatımı etkileyen bir önemli olay daha var, oda kuş konulu, ama tek bir kuş odaklı değil. Kuşlar muhtevalı ve sayıları on-onbeş dolayında bir topluluk. Sabah güneşinin doğmasına onbeş dakika kala toplanıp geliyorlar. Apartmanın arkasında ufak bahçemize, içinde beş-on bodur ağacımız var. Onların üzerine doluşuyorlar, daha çokta benim dairenin salon balkonu tarafında ağaçlarda birikiyorlar ve cıvıltılı ötüşlerine bir koro halinde başlıyorlar. O kadar hareketli, canlı ve coşkulu ötüyorlar ki, zaman zaman cıvıltıları yoğunlaşıyor ve sertleşiyor sanki dövüşüyorlarmış gibi seslerini yükseltiyorlar. Onların sabahın bu erken saatinde mesaiye çıkmalarının elbette bir hikmeti var! Bundan dolayı düşünüyorum da, biz, akıl, idrak ve bilinç sahibi insanlara mesaj verdiklerine inanıyorum. Bu vakitte halâ uyuyanlar varsa uyansın, uyananlar da akıllarını başlarına toplasınlar, çünkü artık hareket zamanıdır. Diyorlar ki biz uyandık, Âdemoğlu sende uyan, Rabbine kulluk şuuruyla toparlan. Ayağa kalk! Bu saatte artık durmak olmaz, kalk, bak, gecenin karanlık örtüsü kalktı, sabah aydınlığı başladı. Şimdi uyumak ve durmak zamanı değil, kalkıp harekete geçmek ve çalışmaya başlama zamanıdır. Bak, biz fıtratımız gereği erken kalkıp sizleri uyarmaya çalışıyoruz, sizinde fıtratınız gereği kalkıp bir işe koyulmanız gerekir. Duyuyor ve görüyorsunuz sizi nasıl tatlı cıvıltılarımızla bir seremoni havasında uyarıyoruz. Çünkü, Allah, sizi sevgiyle yarattı, özenle, özel olarak donattı, kendine muhatap yaptı, bizleri ve sayısız nimetleri istifadenize sundu ve hizmetinize verdi. Bu sebeple olsun siz bu saatte uyuyamazsınız, önce size bunları verene bir şükran borcunuz var, onu unutmayın, ondan sonra da salih amel için harekete geçin ve çalışın diyorlar. İşte bu vaktin kuşları da bana bu sorumluluk ve yükümlülükleri hatırlatıyor. Şimdi, gelin bu iki olayı birleştirip hayata toplu bir bakış, düşünüş, imanlı ve amelli bir değerlendiriş yapalım ve baştan başlayalım. Bizi dünyaya Halife yapan yaratıcı, bizi bilinçle kendimize getirdi, meleklere tazim, İblis’e isyan ettirdi. Ruh, akıl, irade, vicdan ve beyan verdi, dünyanın en güzel bahçesine yerleştirdi. Burada yiyin, için yaşayın, nefsinize ve İblise uymayın, Bana isyan etmeyin şu ağaca yaklaşıpta onun meyvesinden yemeye kalkmayın dedi. Ama insan, yaratıcısı Mevlânın sözünü dinlemedi, İblis’i dinledi, nefsine uydu, yasak ağacın meyvesine sarıldı ve o güzelim cennet bahçesinden ayrıldı. Ayıldı, uyandı, pişman oldu ve feryadı figana başladı, ayni akşam ezanı ile yatsı ezanı arasında bir mahrumiyetin canhıraş yakarışı andıran, kuşun misali! Duyanlar onun vicdanının enîni pişmanlığını, yüreğinden kopan içli, yanık ve bitkin hissiyatını işittiğinde, onun deruni duasının en etkin yalvarışını yaptığının eriyişi içinde olduğunu anladı. Çünkü, çevresine öyle etkin ve bitkin bir merhanet dileyişi vardı ki, duyanları kendine getiriyor ve ilerleyen saatlerde, nefsiyle baş-başa muhasebeye çağırıyor. İşte gecenin o zindan karanlığında riyasız ve şirksiz bir ubudiyet bilinci benliğimi sarıyor. Ve kuş sesiyle başlayan bu duyguların sarmalında daldığım uykudan seherde uyanıyorum. Önce müthiş bir sessizlik, hareketsizlik ve ıssızlık içinde Rabbime yöneliyorum. İlerleyen dakikalarda o, sabah olduğunun en coşkulu habercileri tatlı cıvıltılarıyla başlıyorlar doğal musiki dualarına, bende yeni bir güne, yeni bir ümit ve güzel niyetlerle girmenin hamdini yaparak merhaba diyorum siz aziz okurlarıma. Gününüz hayırlı, sağlıklı ve bereketli olsun.

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.