Son Dakika

• No Posts Found

NÜKTEDAN – PEYGAMBERİ VE DİNİ KUR’AN’DAN TANIYALIM

Sevgili dostlar, bir şeyi doğru ve iyi bilmek için kaynağına baş vurmak en doğru harekettir. Bu nedenle bu yola tevessül etmek gerekir. Hata etmemek ve yanlış yapmamak için bu şarttır. Özellikle bilinmesi gereken çok ciddi bir konu ise, ulu-orta konuşanlara ve kulaktan dolma malûmatlara itibar etmemek gerekir. Mesela, dini alanda muhakkak Kur’an-a baş vurmak, öğrenmek istediğimizi onu okuyarak öğrenmek lazım. Zamanımızda din adına konuşan, yazan o kadar çok insan var ki, konuştukları ve yazdıklarına bakıyorsun Kur’an’dan kopuk, bunlara nasıl inanacaksınız? Ancak, bunu anlamak için de mutlaka Kur’an-ı anlayarak ve düşünerek tekrar-tekrar okumak zorundasınız. Yoksa ayni karambola sizde girer çıkamaz veya çok zor çıkarsınız. Örneğin, Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselam hakkında Kur’an ın peygamber tarifine uymayan o kadar çok yakıştırmalar var ki, tasnifi ve tarifi adına koca koca kitaplar yazılmış ve Peygamberin gerçek kişiliği onların içinde boğulmuş. İşin garibi o yazılanlar müslümanların aklında ve kalbinde yer etmiş savunuluyor. En revaçta olanları da Peygamberimize övgü ve saygı anlamında dini merasimlerde okunan Mevlit gibi, bazı ilâhi ve kasideler. Dini açıdan ne manaya geliyor, hiç araştırılmadan, düşünülmeden, sadece ses güzelliğine, kapılıp musiki havasında bazı makamlara uyulması esas alınmakta ve zevkle dinlenmektedir. Şirke giriliyormuş hiç kimsenin umurunda değil, gariptir adam da şirk kokan ifadeleri okurken kendinden geçiyor, anlamı ne ifade ediyor düşünen yok. Birde üstüne üslük bunlardan sevap kazanıyorum anlayışı var! Aziz dostlar, olmaz öyle şey mi diyorsunuz? O zaman soruyorum; medet ya rasulallah demenin manası nedir? Peygamberden yardım istemek değil mi? Oysa, Fatiha suresinde ne diyoruz; “İyyake nağbüdü ve iyyake nesteîn” manası nedir? Allah’ım ‘yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz’ Peygamberden bu dilekte bulunmak şirk değil mi? Peygamber Allah’ın elçisi değil mi? Görevi, Allah’tan aldığı vahyi Kur’an sure ve ayetlerini insanlara tebliğ etmek bildirmek değil midir? Elbette Peygamberin görevi buydu, bu görevi yerine getirmekte birinci sorumlu da o idi. Çünkü, öncelikle bir sefer oda Allah’ın bir kuluydu ve fatiha da “Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz” ayetini aynen oda okuyor ve ona inanıyordu. O zaman, medet ey Allah’ın elçisi demek” yani bana yardım et, ben dinim adına senden yardım dilerim demek şirk deği mi? Bu ifadeyle Allah’ın elçisini, yardımcısı yerine koymak olmuyor mu? Şimdi bu çizgiden hareketle Peygamberimizi öne koyup, Allah’ın herhangi bir sıfatı ile ondan yardım dilemek, adamı müşrik yapmaz da ya ne yapar? Düşünün: Adam, Yarabbi beni Peygamberimizin yüzü, suyu hürmetine affet demekle, Fatiha’daki ayete ters düşmüyor mu? Bu yanlışı yapanlar herhangi bir türbeye gidip orada medfun bulunan kişiden de ayni şekilde yardım istiyor. Bunu zaman zaman televizyon ekranlarında bile görüp, duyuyoruz. Bunlar, Yüce Allah’ın Kur’an-ına ters düşen avranışlardır. Çünkü, Rabbimiz iradesine vekil ve yardımcı olarak kimseyi atamamış ve görevlendirmemiştir. İşte bundan dolayı bunu yapanlar Allah’a şirk koşmaktadırlar inancındayım. Değerli dostlar, peygamberlerini ilahlaştıranları biliyoruz, bunların içinden çıkan bazıları bizleri de ayni çizgiye çekmek istemişlerdir. Bunlar, bunun altyapısını kurmuşlar ve üzerine arkadan gelenler de binasını oturtmuşlardır. Dikkat ederseniz bunu yaparkende bizden görünmüşlerdir. İşte ilk örnekleri, Peygamberimizin son günlerine doğru, Yahudi hahamlığından vaz geçip müslüman olduğunu söyleyen Kâbul Ahbar ve Hıristiyanlıktan vaz geçip müslüman olduğunu söyleyen Vehebbin Münebbih adında kişiler bu çalışmaları başlatmışlar, arkalarından gelenler de ek ve ilavelerle bu çalışmayı sürdürmüşler. Ancak, bunu bilerek yapanlar olduğu gibi, bilmeden yapanlarda vardır, bunları da hesaba katmak lazım. Bu işin ilk mimarları, Peygamberimizi insan peygamber olmaktan çıkarıp uluhiyet verme basamaklarını kurmuşlar. Bunlar Peygamberimizin doğumunda önce kurguladıkları ilk senaryoda Pegamber sevgisiyle yola çıkmışlar uydurdukları”Ey habibim sen olmasaydın! Sen olmasaydın ben bu âlemi yaratmazdım!” hadisi ile işe başlamışlar. Ardından bu hadisi besleyici, Peygamberimizin doğduğu gece dünyada olağanüstü hadiseler meydana geldiği rivayetini uydurmuşlar. Kâinatın peygamberimizin yüzü suyu hürmetine yaratılması, güya peygamberimiz Hz. Âdem su ile toprak arasında iken ben Nebiy’dim demiş miş. Hz. Âdem girdiği cennetin kapısında Peygamberimizin adının yazılı olduğunu görmüş müş. Evet, bu efsanevi hikayeler devam ediyor. İnşallah haftaya devam etmek ümidiyle, şimdilik hoşça ve dostça kalınız. LEBİD

İlgili haberler

Yorum yaz

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.