Son Dakika

• No Posts Found

– GÜNDEM SÖKE- ÇİFTÇİYİ DUYAN YOK!

Pamuk fiyatları artacak mı, primler ne zaman ödenecek? diye kara kara düşünen çiftçi, bol yağışlı geçen kışın ardından, güneşin yüzünü göstermesiyle birlikte tarlasına girdi.
Tarlasını hazırlayan pamuğunu ekti.
Ancak yağışlı hava ve beraberinde getirdiği serinlik çiftçiyi zora soktu.
Ekili arazilerde çimlenme ve erime sorunu başladı.
Binlerce dekar arazinin bozularak yeniden ekilmesi gündemde.
Söke Ziraat Odası Meclis Başkanı Hüseyin Akkoyun, önümüzdeki günlerde bu riskin artmasından endişe ettiklerini belirtiyor.
Akkoyun, çiftçinin özellikle son yıllarda ekim döneminde yaşadığı bu sıkıntının, hava şartlarından ziyade kalitesiz sertifikalı tohum üretiminden kaynaklandığı görüşünde.
Sadece Akkoyun değil, pamuk üretimi yapan çiftçilerin geneli aynı görüşte.
Ziraat Odası yönetimi ve çiftçilerin iddiasına göre, destek şartına bağlanan sertifikalı tohumlar hem çok pahalı, hem de kalitesiz.
Devlet desteklerinden mahrum kalmak istemeyen çiftçi, kalitesiz olduğunu bilmesine karşın bu tohumları kullanmak zorunda bırakılıyor.
Çiftçi, çimlenme yüzdesinin düşük olduğunu, her yıl daha fazla kullanacağını bilmesine karşın ekmeye devam ediyor.
Her geçen yıl artan tohum maliyetlerinin altında eziliyor.

ÇİFTÇİNİN TOHUM PROBLEMİ
2006 YILINDA BAŞLADI

2006 yılında yerel tohum satışını yasaklayan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2018 yılından itibaren de sertifikasız tohumları destek dışı bıraktı.
Binlerce yıldır kuşaktan kuşağa tohum devri yapan Türk çiftçisi, pamuktan buğdaya, nohuttan kuru fasulyeye bir çok üründe küresel tohum tekellerine ve onların yerli temsilcilerine bağımlı hale getirildi.
Yerel tohumculuğa büyük darbe vuran bu uygulamanın ardından, bir çok yerde ”tohum takas şenlikleri” yapılır hale geldi.
Köylüler ve kırsalda yaşayan üreticiler takas yoluyla atalarından kalan tohumları yaşatma mücadelesi vermeye başladı.
Bu yolla, domatesten patlıcana, kavundan buğdaya, kabaktan fasulyeye bir çok tarım ürününün yok olmasının önüne geçmeye çalıştılar.
YEREL TOHUMA YASAK YOK
AÇIKLAMASI
2018 yılında yürürlüğe giren ve çiftçiyi büyük sıkıntıya sokan “Sertifikalı tohum kullanmayana destek yok” uygulamasının ardından tepkiler de yükselmeye başladı.
Kamuoyunda oluşan tepkileri önlemek isteyen bakanlık bir açıklama daha yaptı.
Bakanlık, “5553 sayılı Tohumculuk Kanunu çiftçilerin kendi ihtiyaçları için ticarete konu olmamak kaydı ile yapacakları tohum üretimini kanun hükümlerinden müstesna tutmaktadır. Bu nedenle çiftçilerin kendi tohumlarını üreterek kullanmasında herhangi bir hukuki engel bulunmamaktadır. Ayrıca, 5042 sayılı Yeni Bitki Çeşitlerine ait Islahçı Haklarının Korunmasına İlişkin Kanun; koruma altına alınan yeni çeşitleri kullanan küçük çiftçilerin elde ettikleri ürünleri tohum olarak kullanmasına izin vermektedir.” diyerek çiftçilerin kendi tohumlarını üretmelerinin yasak olmadığını açıklamak zorunda kaldı.

ÇİFTÇİNİN MAĞDURİYETİ
HER GEÇEN YIL DAHA DA ARTTI
Çiftçinin mağduriyetini gidermek amacıyla yerel çeşitlerin üretimine yasaklama getiren bakanlık, aslında onu küresel tohum tekellerinin önünde savunmasız bıraktı.
Hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı olduğu öne sürülen sertifikalı tohum kullanmasına karşın ilaç ve gübre masrafı daha da arttı.
Nüveci, Ziraat Bankası’ndan kullandığı sıfır faizli krediyle kazancına kazanç katarken, üretici her geçen yıl kazancının önemli bir bölümünü zirai ilaç satıcıları ile paylaşmaya başladı.
Sonuç olarak; Türkiye’yi patates, soğan ithal eden bir ülke konumuna getiren bu uygulamadan biran önce vazgeçilerek, Nazilli Pamuk Araştırma Enstitüsü gibi kurumların çoğaltılması ve küçük üreticinin yerel tohum üretiminin teşvik edilmesi gerekiyor.

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.