Son Dakika

• No Posts Found

KUR’AN İNSANA NE ÖĞRETİR

Sevgili dostlar, her canlı yaratığın bir yaşam alanı vardır. Rahat hareket ettiği ve ihtiyaçlarını karşıladığı. Genelde yaratıkların çoğu otomatiğe bağlanmış gibi, yaratıldığından ölümüne kadar hep ayni şeyleri yaparlar. Onlardan o yaratılış özelliği dışında farklı bir şey yaptığını göremezsiniz. Birde görüş alanımızın dışında melekler ve cinler vardır, onlar akıllı ve iradeli varlıklardır, ama bu özelliklerini yine o yaşam alanları çerçevesi içinde kullanırlar. Biz insanlar ise buraya kadar ifade ettiklerimizden farklı yaratıklarız. Bu farklılıklarımızın çerçevesi içine nadiren de olsa bazen melekler ve cinlerden girenler de olmuş. Ancak, bunlar çok istisnai hallerdir. Peygamberlere Allah’tan vahiy getirmişler ve gelen vahiylerin içinde, başka görevlerde bulunanlardan da bahsedilmiş, isimleri ve sayıları da söz konusu olanlar olmuş. Bu kaynağa dayanmaktan olsa gerek, insanlık âleminin tarihi geçmişine baktığımız da melek ve cinlerle ilgili abartılı hikaye ve masallarla karşılaşıyoruz. O zaman bu konuda son ilâhi mesaj Kur’an-ı okumamız gerekmektedir. Melekler ve cinler hakkında doğru ve gerçek bilgiye ulaşmak için. Çünkü din kültürü adına orta yerde dolaşan şayialara kapılmayalım. Bu sebeple deliller ve belgeler konuşsun. Yapılan araştırılmalarda taşlara ve kayalara oyulmuş veya boyalarla resimleri yapılmış insan ve hayvan şekilleriyle karşılaşıyoruz. Bunlarda hayret edilecek bir şey yok, çünkü onlarda akıllı iradeli ve bilimsel fıtratlı insanlardı. Yaşadıkları zamanı resmetmeye çalışmışlar. Aziz dostlar, buraya kadar kısaca ifade-i meramımız insanın varoluş sürecinde diğer yaratıklarla olan ortak alan paylaşımından kesitler sunmaktı. Bunlar zamanın şartlarına göre fizik, metafizik karışımı gerçek hayatın içinde hep yer almışlardır. Bu inanışlar, anlayış ve yaşayışlar, insanlığın sınavı gereği devam etmektedir. Ama, islam dışı ve Kur’an’sız sadece pozitif takılanların, geliştirdikleri teknolojik aletler laboratuvarlarını bu çağda kendilerine mabet edinenler var. Bunu pozitif bilim adına yapıyorlar. Öyle ki, deneyden geçirip ürettiklerine bir takım isimler verip, inanç ikonları haline getirip bunların karşısında prestişkarlık yapan modern insanlar görüyoruz. O nadanlar ki bunları gerçek sanıp oyalanıyorlar, hazları ve hızları tükenme noktasına gelince de, ümitsizliğin travmasına düşüyor ve feryadı-figanı basıyorlar. Ama, hey haat! Artık Bağdat harabolmuş. O aşağılayıp kendilerinin dışındakilere ilkellik gözüyle bakıp ve bunlar çağın gerisinde kalmış deyip eğlendiklerinden bazıları, onlara şimdi Kazın ayağını gösteriyor! Sonuçta onların oluşturdukları bu sanal dünya bir dönem kendilerini mutlu eder görünse de, ölüm duygusunun estirdiği ümitsizlik paniği içinde kendilerini bulurlar. İşte bu, kendilerini akıllı, düşünür, mucit özellikleriyle şehadet âleminde emsalsiz olduklarını kabul edenler, emsalsizliklerinin nereden geldiğini veya nasıl elde ettiklerini gözle görünür bir şekilde ortaya koyamayanlar, panikleme sürecine girerler. Daha çok kendilerini tatmin etmek için sübjektif tariflerle somuta ulaşma laf cambazlığı yaparlar. Sonra da görünmezlerin görünür kıldığı somut gerçekleri kendilerine mabut ediniyorlar. Değerli dostlar, çelişkili bu yaşam sürecini göz önüne alarak diyoruz ki, kâinatta rasgele, tesadüf eseri, başıboş hiçbir varlık ve oluşum yoktur. Her şeyin bir kanunu, oluşum yasası, ölçüsü, mizamı ve bir intizamı vardır. O zaman, onlara bunları veren, bunlarla cisimleştiren ve bir yaşam süreci taktir ve tayin eden biri var. Çünkü, kanun hakimsiz, eser müessirsiz, sanat sanatkarsız, tabiat tab edensiz olmaz ve olmuyor. İşte bütün bunların yaratıcısı ve hepsine bir anlam ve amaç takdir edicisi eşsiz ve emsalsiz güç ve iktidar sahibi olan Allah’tır. Bunu da en doğru bir şekilde bize gönderdiği kelâmı İlahisi Kur’an’dan öğreniyor ve inanıyoruz. Çünkü, Kur’an bize iki gerçeğe tek inanç öğütlüyor, oda Tevhid’tir. Gayba inanacaksın, şehadeti de gaypla birlikte yaşayacaksın. Bunların ikisinin bir bütün olduğunun idrakinde olacaksın. Akleden kalbi asla terk etmeyeceksin, seni yanıltmak isteyen şeytana, senin emeğinle geçinmek isteyen tasavvuf-zade sahte müslümana yemlik olmayacaksın. Kimse kimseyi arkasına alıp toplu halde hesap mahallinden geçiremeyecektir. Çünkü, her insan tek tek Allah’a hesap verecektir. Orada o anda kimse-kimseye yardım, destek, şefaat edemeyecektir. Sebebi hikmeti ise, orada herkesin başından aşkın derdi vardır, tasası ve sıkıntısı olacaktır. O zaman, iman, amel ve ibadetlerimize şirk karıştımayalım. Yüce Allah yar ve yardımcımız olsun diyor, hoşça ve dostça kalmanızı temenni ediyorum.
LEBİD

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.