Son Dakika

• No Posts Found

CUMA SOHBETİ: KENDİNİ YENİLEYEMEYEN YENİLİR

                      Aziz sohbetdaşlarım, bu Cuma arkadaşlarla Bağarası Mahallesine gitmiye karar verdik. Ramazan Hocanın kaptan Şoförlüğü yönetiminde M. Oğuz, H. Hüseyin, Rasim Hoca ve ben 5 kişi yola çıktık. Hava sıcak, Bağarası istkametine çevre yoldan ayrıldığımızda çevremizdeki pamuk tarlalarının yeşilliği arasında B. Menderes Nehrini geçtik. Bu arada pamukların bazılarının erken ekimi dolayısıyla fidelerin tarağa geçtiğini ve su sezonunun da başladığını gördük. Çok geçmez yakında çiçekte başlar, imşallah hayırlısıyla pamuk toplama sezonu da bu yıl erken olur. Çünkü, halkın deyiğimiyle Ası pamuk çoğunlukta. Gerçi, birkaç sefer bozup ekenlerde oldu, ama maşallah onlarda ası pamuğa yetişme yarışındalar. Allah’tan bereketli bir yıl olmasını diliyoruz. B. Menderes Köprüsünü geçmede az önce Arıtmanın doğusunda bir alanda sanırım beş-on dönümlük bir sera alanı var. Kime ait olduğunu bilmiyorum, ama hoşuma gitti. Evet, buda örnek ve farklı bir üretim teşebbüsü, coğrafi ve iklim açısından müsait, zamanla bir cazibe merkezi neden olmasın? Yolumuza devam ederken çevreye dikkatle bakıyorum. Burunköy ve Yeniköy Mahallelerinden geçerken yol kenarında bazı sebze ekim alanları gördüm, biber, patlıcan, domates ve sırık fasulye gibi. Tabi, bunların yanında mısır, karpuz, kavun ekenlerde var. Yani bu topraklar hemen hemen her türlü ürünün yetişmesine elverişlidir.Yeter ki, bilinçli bir şekilde üretimin yapılması gerçekleştirilsin.                                                    Yolculuğumuzu bu manzara ve düşünce seyri sülukuyla yapıp Bağarası’na geldik. Kaptan şoförümüz Ramazan bey bizi Bağarası Merkez Camiinin yanında kapalı pazar yerinde indirip arabasını pazar yerinin gölgesine çekti. Caminin yanında bir kahveye oturduk, camiden vaaz sesi geliyordu, birer çay içtikten sonra ben yer bulma telaşında camiye erken girdim. En arkada biz yaşlı ve özürlüler için ayrılan alanda kendime bir yer bulup oturdum. Bu arada vaazı da dinliyorum, anladığıma göre konu aile hayatı ve çocuk yetiştirme üzerinde seyrediyor. Ancak, her zaman söylediğim gibi konuşmalar klasik ve amatörce, bu dönem insanının kültür, bilim ve tefekkür ufkuna hitabetten uzak. Dolayısıyla bu eksikliği hatırlatmaya devam edeceğiz ve bu alanda Profesyonel, ehliyetli ve hitabette dirayetli konuşmalara ihtiyaç var. Çünkü, komuşmalar dikkat uyandırmıyor, cemaat camiye genellikle ezan okunurken geliyor. Ayet ve hadislerin mealleri verilirken bile önemli yanlışlar yapılıyor. Mesela, iki tanesine işaret edeyim, Âdem Aleyhisselamla eşi Havva anamızın anasız-babasız dünyaya geldiği söylendi. Oysa, insan suresinin 2. Ayetinde şöyle buyruluyor: Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an Mealinin türkçesi ile veriyorum. “Biz insanı katışık bir nutfeden yaratmışızdır; onu deneriz; bu yüzden onun işitmesini ve görmesini sağlamışızdır.” Tabi, 1. ayetide okuyup düşünmek kaydı ile! Gelelim ikinci hataya, “Çocuklarınız ve mallarınız sizin için fitnedir” ayeti kerimesindeki fitne kelimesinin imtihan anlamına geldiğinin bilinmemesi. Dolayısıyla bu hata daha bariz hatalar doğuruyor, bunun hesabını yapmamakta cehalettir.         Evet, İmam Hatip’de Hutbesinde ayni İslam’da aile konusu üzerinde durdu. Aile çok önemli bir müessese, milletin, devletin sosyal yapısının temeli, evde anne-baba ve çocuklardan oluşur. Bu yapının bir düzeni ve yaşam kuralları vardır, bunlar bir disiplin çerçevesi içinde sevgi, saygı ve ehankle uygulanır. Ailede kıymet hükümleri olan ahlâki yasalardan ödün verilmez, yani, ahlâksızlığın özgürlüğü olmaz. Evde aile bunları bir sistem içinde ve her kişi sorumlulukları çerçevesinde uygular ve yaşar. Bunlar, dinle, imanla olmaz diyenler, bir sefer İslâm dinini bilmiyorlar. İslâm, insanın onuruna, şerefine, haysiyetine, doğallığına karşı değildir. Çünkü, insanı yaratanın koyduğu kurallar söz konusu. Bir icadın mucidi, icadı hakkında söz sahibidir. Onu en iyi ve en doğru olarak o bilir. Akılda ona itaat edip onun dediklerini yapması gerekir, öyle değil mi? O zaman, aile kurumana saldırıyı, en isabetli ve en etkili bertaraf edecek olanda yine aile olacağını unutmayalım. Ancak bu konuda Yaratıcının yasalarını,  Kur’an-ı zamanın ihtiyaçları çerçevesinde en iyi ve en doğru anlayıp ikna edici yorumlar yapabilecek ehil anlatmalıdır. Evet, camilerde çok kalabalık topluluklara hitap ediliyor, ehil olmayan ve liyakatsiz kişilerle bu olmaz. Sonra bu iş nasihatle değil, bilgilendirilmelerle akıl ve mantığa hitap etmekle olacaktır. Konuşmacı insanı, insani değerlerine çağırmalı, ama insani özellikleriyle. Aziz sohbetdaşlarım, bu haftanın intibaları bunlardan ibaret değil ama, şimdilik bunlarla yetinelim. Konu çok önemli inşallah ilerde yine değineceğiz. En iyi dileklerimle hoşça kalınız efendim.

İlgili haberler

Yorum yaz

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.