Son Dakika

• No Posts Found

TEFEKKÜR – GELECEĞE HAZIRMISINIZ?

İnsan bu kompleks varlık, kendi sırrını çözememiş, geleceğini bilmez, ama birbirini alt etmek için yemediği halt yoktur. İşi gücü geleceğe ait planlar kurup, projeler üretip birbirine üstünlük sağlamak için durmadan hesap peşinde koşmaktır. Bundan dolayı her icatta, her buluşta ve keşifte, başkalarına karşı bir art niyet besler. Gece gündüz geleceğe ait çalışmalar içinde, amaç insanlığa hizmet mi? Yoksa, kendimden başkalarına nasıl hükmederim amacını gütmek mi? Teknolojik aletler ve silahlar, sosyolojik senaryo ve kurgular, felsefik bulgu ve olgular, sanatta yeni ve farklı çizimler ve yazımlar, hepsi malûmu ilân ve geleceği iskân değil midir? Benim hükmüm yürüsün, benim sözüm dinlensin, her zaman revaçta ben olayım. Ben, muhtaç olmayayım, herkes bana muhtaç olsun. İlim, bilim, film, teknik, meknik benim kontrolümde olsun. Kuralları ben koyayım, merkezde ben olayım, sır ve gizlilikler varsa ben bulayım. Birilerine hesap sorulacaksa ben sorayım. Bu zihniyette olan kafalar, her zaman ve her yerde gündemde ben olayım yolunda değiller mi? Neden ve niçin diye sorarsanız, ikinci sırada olmak istemediklerinden ötürüdür derler. Emir veren, akıl veren, yol gösteren ve yöneten ben olurum, diğerleri bana tabi olurlar, buda insan için en ideal noktadır. Her zaman amaca en yakın yerde olmak, herkesten önce oraya varmak avantajına sahipsin demek istiyorlar. Hani haksızda değiller, yoksa geriden gelirler, ne nimete, ne hikmete ve ne de himmete aklınca ve kalbince ulaşabilirler!.. Bazen ben, insanların geleceğe hazırmısın sualine verecekleri cevapları düşünüyorum. Hangi gelecekten bahsediyorsun diyenlerden tutunda, artık bu hayatın geleceği mi kaldı diyenlere kadar bir çok farklı düşüncelere hazır bekliyorum. Bazı o inancında problemi olan, ilerlemiş yaşının verdiği çöküntü ile tükenmişliğinin itiraflarını sıralamaya ve bütün kredilerini kullandığını anlatmaya başlar. Yok oluş hiçliğinin tesellisini her gün biraz daha ölüme yaklaşmanın tedirginliğinde, eğer müzmin bir rahatsızlığı varsa, acılarının son bulacağı ânı beklediğini söyler. Yok eğer sağlığı yerinde ise, boş ver, gelmemiş belanın sıkıntısını şimdiden düşünmeye kalkıp huzursuz olmanın bir âlemi yok der. Bana iyiliklerden, güzelliklerden, hoş ve neşeli yaşadığımız, günümüzü gün, hayatın tadını çıkarıp mutlu olduğumuz günlerden söz et derler. Şimdiye dek kimseye kalmamış şu fani dünyada son günlerimizi şen şakrak, hayattan zevk ve haz alarak, aşk ve meşk havası içinde geçirelim. Üç günlük ömrü zehretmenin kime ne faydası var. Şuh kahkahalar, iç açıcı, gönül şenlendirici tatlı ve hoş nameler, keman ve su sesinin aklın dengesizliğini giderdiği bir dünyada, ruhu karartan feryat ve figanlara ne gerek var! Ne demiş Ömer Hayyam: “İç bade güzel sev varsa aklın şuurun, dünya varmış yokmuş ne umurun!.. Gerçekten öyle mi? Bunu böyle yaşayanın canı boğazına gelende sormak lazım. Konuşamaz ama, cevabını onun hali size verecektir. Evet, dünyanın çoğu şimdi böyle bir hayatın kurgusuyla son nefese doğru gidiyor. Ama, o son nefes varya, o son nefes, aldın da veremedin, verdinde alamadın, ben o anların ilk varyantlarında patanaj yapan bir hayli insan gördüm, gözlerinin nasıl büyüdüğünü ve fıldır fıldır döndüğünü. Baygın baygın bakıp, melul melul çevresini nasıl süzdüğünü ve hafif haline davetkar tatlı bir tebessümle çevresine elveda diyenleri gördüm. Ölüm dehşeti yaşayanla, hastalığının ölüm iyiliği şifası mutluluğunu yakınlarına bahşedenleri gördüm. Dudaklarında ve simasında bir son tebessüm bırakıpta gidenleri gördüm. Bunlara geleceğe hazırmısın demeye gerek kalmaz, zaten dilin varmaz, daha açık söyleyelim aklına gelmez. Seni, ölümün güzelliğine çeken, bütün dert, üzüntü, keder, hasret ve kasvet o an çeker gider, sen artık sende değil, O’nun lâhuti havasında pervaz etmektesin. Dostun dostu arasındaki dostluğuna yakınlık peydah eden, o cezbeden elbette bir kıvılcım alır ve onu kendi dostluğu ile parlatır ve şah damarından yakın olma dosluğuna bir adım atar. Lakin, şimdi böyle dost kervanları evlerden kalkmıyor. Yalnızlık tedirginliğinde, dost arayan gözler bitkin ve yorgun, soluk bakışlarla, soğuk odalarda karar kılıyor. Birde kaza, belâ yokuşlarında derdest olup gidiyorlar. Artık, geleceğe hazırmısınız sualini soracak bir dost bulmakta zorlanıyoruz. Yine de Yüce Allah geleceğe hakkıyla hazırlananlardan eylesin diyelim ve herkese esenlikler temenni edelim efendim.

İlgili haberler

Yorum yaz

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.