Son Dakika

• No Posts Found

AYDIN ZİRAAT ODASI BAŞKANLARINDAN HÜKÜMETE UYARI

İsmail Eravcı
Pamuk fiyatlarının geçtiğimiz 2018 yılı Ağustos ayı fiyatlarının yüzde 15 altına düşmesi pamuk üreticisinde büyük bir tedirginlik yaratırken dün Aydın’daki Ziraat Odaları Başkanları Söke’de toplanarak hükümetten taleplerini dile getirdiler. Tarımsal desteklemelerin günün koşullarına uygun hale getirilmesini isteyen oda başkanları hükümete uyarılarda bulundular.
Efeler Ziraat Odası Başkanı ve aynı zamanda Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Mehmet Kendirlioğlu, Söke Ziraat Odası Meclis Başkanı Hüseyin Akkoyun, Söke Ziraat Odası Başkanı Mustafa Tanyeri, Nazilli Ziraat Odası Başkanı Necdet İzgü, Yenipazar Ziraat Odası Başkanı İsmet Aksoy, Çine Ziraat Odası Başkanı Osman Işık, İncirliova Ziraat Odası Başkanı Ali Kaykı, Germencik Ziraat Odası Başkanı Şahabettin Çapakçıoğlu, Buharken Ziraat Odası Başkanı Naim Özdamar, Koçarlı Ziraat Odası Meclis Başkanı Turgut Çıbık ve Tariş 131 Nolu Pamuk ve Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifi Başkanı İsmail Özer katıldı.
Söke’nin ev sahipliği yaptığı basın toplantısında ortak bir basın açıklaması yapıldı. Bu arada oda başkanları görüşlerini açıklarken fiyatların bu şekilde devam etmesi durumunda pamuk üretiminin önümüzdeki yıl yüzde 70 oranında azalacağı belirtildi. Toplantıdan sonra hazırlanan basın metninde pamuğun stratejik bir öneme sahip olan endüstriyel bir ürün olduğu belirtilerek “Dünyada pamuk üretiminin %85’inin yapıldığı 9 ülkenin içinde, %3’lük payla Türkiye’de yer almaktadır. %25 Çin, %22 Hindistan, %15 ABD, %7 Pakistan, %5 Brezilya, %5 Özbekistan,%3 Avusturalya’da üretilmektedir.
Türkiye de pamuk üretim alanları; %58 Güney Doğu Anadolu, %23 Ege bölgesi, %18 Çukurova, %1 Antalya çevresinde bulunmaktadır. Ülkemizde 70 bin civarında pamuk üreticisi bulunmaktadır. Pamuk üreticilerinin en büyük sorunu, diğer tarımsal faaliyetlerde olduğu gibi yüksek maliyetlerdir. Pamuk üretiminin sürdürülebilir olması için üreticilere dünya koşullarında girdi temini sağlanması gerekmektedir” denildi.
MALİYETLER YÜZDE 50 ARTTI
Maliyetler üzerinde de durulan ortak açıklamada “ Bu yıl Girdi maliyetlerinde ki artış, mazot %50, gübre %50, kimyasal ilaç %70, tohum %50, Sulama suyu %20 oranlarına kadar yükselmiş bulunmakta. Bu artışlar karşısında üreticinin pamuk üretimini yaptığı şu günlerde, rekabet gücünü olumsuz yönde etkilemektedir. Bu durumda pamuk üretimi sürdürülebilir değildir. Bu olumsuzluğu azaltmak için birçok ülkede olduğu gibi üreticilere çeşitli şekillerde destekleme yapılmaktadır. Yapılan desteklemeler, tüm diğer tarımsal desteklemelerde olduğu gibi üreticinin artan maliyetlerini karşılayabilecek ve üretimini sürdürmeye teşvik edecek seviyede olmalıdır. 2019 yılının pamuk üretim sezonunun neredeyse hasat dönemine gelindiği şu günlerde Desteklemelerin açıklanmamış olması üreticilerimizi tedirgin ve endişeli bir hal almasına sebep olmaktadır. Bu yılki girdi artışlarındaki aşırı yükseliş göz önüne alınarak pamuk primlerinin kg’da en az 1.25 liradan olmasını beklemekteyiz.
PRİM HEMEN AÇIKLANMALI
Pamuk üretimi için verilen destekler, şuan ki maliyetler karşısında yeterli değildir. Bu nedenle Ege ve Çukurova bölgeleri pamuk üretimi için son derece uygun olmasına rağmen, Hasat zamanı yaklaşırken bu günlerde, pamuk fiyatlarının düşüşü, pamuk prim hak ediş endişesi, prim miktarlarının henüz açıklanmaması gibi sorunlar üreticileri olumsuz yönde etkilemektedir. Üreticilerİ başka ürünler üretmeye yöneltecek veya üretim yapmaktan hızla uzaklaştırmaktadır.
MALİYET GİRDİLERİNDEN ÖTV KALDIRILMALI
Ülkemizde pamuk üreticilerine verilen doğrudan desteklerin üretim üzerinde etkili hale getirilmesi gerekmekte, bu durum sadece prim artışlarıyla sağlanamamaktadır. Bu nedenle verilen desteklerin üretim maliyetini düşürücü tedbirlerle desteklenmesi gerekmektedir. Gübre, mazot, tarımsal sulamada kullanılan elektrik gibi tarımsal girdi fiyatlarının düşürülmesi, girdiler üzerindeki ÖTV gibi vergilerin makul bir seviyeye çekilmesi gibi tedbirler Türk pamuğunun dünya koşullarında rekabetçi bir yapıya kavuşmasını sağlayabilecektir. Ve ayrıca biz üretim yaptığımızdan dolayı girdilerin içindeki Özel Tüketim Vergilerinin kaldırılması maliyetlerimizin düşürülmesinde büyük rol oynayacaktır. Üretim yapıldığı için ÖTV’yi haketmediğimize inanıyoruz. Ve kaldırılmasını istiyoruz.
Pamuk destekleme primleri rakip ülke koşulları ve dünya fiyatları göz önüne alınarak düzenlenmelidir. Girdi fiyatlarının yüksekliği nedeniyle birçok pamuk üretici ülkeye, oranla yüksek olması, pamuk üretim alanlarımızda azalmalara yol açacak sebepler içinde bulunmaktadır.
Pamuğun genel durumunun, tekstil sektörü (iplikçi, dokumacı, konfeksiyoncu, modacı) üretici, tüccar, çırçırcı, pamuk yağı üreticisi, ihracatçı, ithalatçı, tüketici gibi geniş bir kesimi ilgilendirmesi sebebiyle, pamuk sektörüyle ilgili politikaların oluşturulması ve sorunların çözümü konusuna bütünsel yaklaşımlarda bulunma kapasitesi geliştirilmelidir.
HAVZA BAZLI DESTEKLEME
ETKİN HALE GETİRİLMELİ
Havza Bazlı destekleme modelinin etkin bir şekilde takibi ve uygulanması sağlanmalıdır. Pamuk üretiminde daha çok verim ve kaliteye sahip olan alanlarda ekim desteklenmelidir. Ekim alanları Türkiye’de 2002 yılından 2017 yılına kadar %30 oranında azalmıştır. İthalat 2003- 2017 yıllarında %56,25 oranında artmıştır. Ülkemizde pamuk üretim ve tüketiminin ekonomideki önemi dikkate alınarak, pamuk üretimi tüketimi karşılayacak bir seviyeye getirecek politikalar oluşturulmalıdır. Özellikle yüksek verim ve kalitede üretim yapılabilen bölgelerde ekim alanlarının artırılması sağlanmalıdır.
Pamuk tarımı yoğun girdi (mazot, gübre, ilaç, sermaye, işçilik, teknoloji vd.) kullanılan bir üretim dalı olup kar marjı, girdi fiyatlarına göre diğer ürünlerden çok daha fazla oranda bağlıdır. Bu nedenle, özellikle mazot başta olmak üzere, girdi fiyatlarındaki artışlar pamuk üretim maliyetlerine çok daha büyük oranlarda yansımaktadır. Örnekse, 2017 sezonu itibariyle 1.094 TL/dekar olan ülke ortalaması pamuk üretim maliyetlerinin 2018 sezonunda %54 artışla 1.620 TL/dekara yükselmiş olmasıdır. Bu nedenledir ki, mevcut üretim destekleri kapsamındaki “Mazot desteği” pamuk üretiminde maliyet iyileştirmesi anlamında etkili bir araçtır. Mazot desteğinin pamuk üretme kararına olumlu etkisini korumak üzere, “Mazot desteği” güncel akaryakıt fiyatları dikkate alınarak en az %50 oranında artırılmalıdır. Yoğun girdi kullanımı ve kar marjı girdi fiyatlarına diğerlerinden çok bağlı olma özelliği pamuğu vazgeçilmesi kolay, geri dönülmesi zor bir ürün yapmaktadır. Çiftçilerimizin pamuktan vazgeçmelerini engellemek, ayrıca tüccar ve sanayicilerimize uzun vadeli yatırım kararları almalarını teşvik etmek ve böylece pamuk üretiminde istikrarlı bir gelişme ortamı oluşturmak için, Pamuk desteklerinin önceden duyurularak en az üç, tercihan beşer yıllık dönemler halinde sürdürülmesi uygun olacaktır.
MÜNAVEBE
Söke İlçesi tarım arazilerinde her yıl ortalama 360.000 dekar sulanabilir tarım arazisi bulunmaktadır. Bunun 323 bin dekarı pamuk ekimi yapılmış bulunmaktadır. Münavebe toprak hastalıklarının önüne geçilmesi için önemli bir uygulamadır. Ancak Söke İlçemiz mahalle arazileri, toprak, topoğrafik yapı ve sulanabilirlik durumu bakımından farklılıklar göstermektedir. Örneğin, Bağarası, Pamukçular, Akçakaya ve Karacahayıt mahalleleri her yıl taşkınlardan dolayı neredeyse yılın yarısı sular altında kalmaktadır. Atburgazı, Tuzburgazı, Yuvaca ve Doğanbey mahallelerinde ise denize yakınlığı ve taban suyunun yüksekliğinden dolayı tuzlulaşma diğer bölgelerdeki tarım arazilerine göre daha fazla olduğu için kış dönemi arazilere yıkama yapılmaz ise o bölgede üretim yapmak mümkün olmamaktadır. Söke İlçemizin Menderes havzasındaki tarım arazilerinin %60 ‘ı beton kanallarla, diğer kalan %40’ı ise drenaj kanalları ile sulanmaktadır. Çünkü menderes nehrinin denize döküldüğü son uç noktadır. Münavebeyi doğru ve üreticilerimizi mağdur etmeyecek şekilde yapabilmemiz için toprak, sulama ve drenaj kanallarının özelliklerine göre planlanması gerekmektedir. İlçemizde münavebeyi tamamlayan yaklaşık 100.000 dekarlık bir bölüm bulunmaktadır. Bu da tüm arazilerin yaklaşık 3’te 1 ‘ine tekabül etmektedir. 2020 yılı üretim sezonunda geriye kalan yaklaşık 250.000 dekar arazinin münavebe yapma zorunluluğu bulunmaktadır. Ancak yukarıda belirtmiş olduğumuz faktörler dikkate alınmaz ise, önümüzdeki yıl çok sayıda üretici mağduriyet yaşayacaktır. Münavebe de ovamız da bu bahsettiğimiz nedenler göz önünde bulundurularak bazı kısımlarda muaf olması ve münavebe yapılacak kısımda ise süre olarak 3 yıl değil 5 yıl olarak planlanmasını istemekteyiz.
DÜNYA PİYASALARI, KOOPERATİFLERİN DESTEKLENMESİ
Pamuk piyasası, dünyada çok fazla değişiklik ve müdahaleye mazur kalmaktadır. Dünya pamuk üretiminde önemli bir yere sahip olan ABD ve Çin’in stratejik davranışları, hem pamuk arzını hem de pamuk talebini etkilemektedir. Bunların sonucunda pamukta dış ticaret ve kur politikaları kaynaklı sorunlar Türkiye’yi olumsuz yönde etkilemektedir. Türkiye’de pamuğun herhangi bir dış ticaret aracı ile korunmaması yerli üretimi tehdit etmektedir. Pamukta uzmanlaşmış kooperatif birlikleri olan ve Tariş Pamuk Birliği, Çukobirlik ve Antbirlik’in etkinliği artırılmalıdır. Birliklerin sektördeki rolü arttırıldığı takdirde pamuk piyasalarında istikrar sağlanabilir.
BORSA, ÇIRÇIR FABRİKALARI
VE ÇİFTÇİNİN DENETLENMESİ
Borsalar satışlar gerçek rakamları yansıtmamaktadır. Devlet denetimi borsada mutlaka olmalıdır. Günün belli saatlerini kapsayan alım satımların borsa oluşturması etik değildir. Mesai başlama saati ve bitiş saati içindeki tüm satışların günlük fiyatlar olarak, borsa sayfasında görülebilir olması gerekir. İplikçiye yurt dışındaki üretilen pamuğun öncelikli olarak alınması konusunda yaptırımlar getirilmelidir. Ülkemiz pamuğunun değerlendirilmesi için bu konu çok önemlidir. Alımda öncelik mutlaka yurt içi kendi pamuğumuz olmalıdır. Özellikle hasat döneminde gerekirse ithal pamuğa fon uygularak gerekli tedbirlerin alınmasını talep ediyoruz. Pamuğun temiz hasat edilmesi ve nemli toplanmaması kalite için çok önemlidir. Rutubetli pamuğu toplamak kaliteyi düşürür ve fiyatlarımızın düşmesine sebep olur.
TOHUM
Pamuk tohumu üretiminin 2003 yılına kadar tamamına yakın kısmı kamu tarafından üretilirken, 2003 yılından bugüne tam tersi bir durumla özel sektör tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu durum tohum fiyatlarında aşırı yükselmelere sebebiyet vermektedir. Tekrar Kendi tohumlarımızı üretip, gen havuzumuzu kurup, kendi çeşitlerimizin üretime dahil edilmesinin desteklenmesini sağlamalıyız” denildi.

İlgili haberler

Yorum yaz

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.