Son Dakika

• No Posts Found

EĞİTİM DAVAMIZ!

Atatürk’e savaştan ve Cumhuriyet kurulduktan sonra sormuşlar:

  • Kurtuluş Savaş’ını kazandınız, Cumhuriyeti kurdunuz, şimdi ne yapmak istersiniz?
    Atatürk hiç düşünmeden cevap vermiş:
  • “Milli Eğitim Bakanı olup, eğitimi yükseltmek isterim” der.
    Çünkü O biliyordu ki bir toplumu insan olma, millet olma yolunda yükseltecek olan ilk eğitim davasıdır. Bu dava için şu veciz cümleyi kullanmıştır:
  • İlköğretim davası, insan olma, millet olma davasıdır. (Atatürk) Hepimiz bu davanını kazanılması için çalışmak zorundayız! Bu dava ağır ağır ve çok zor kazanılacak bir davadır. Savunması hafif değil ağırdır. Toplumu cehaletten kurtaracak olan en önemli dava budur. Savunmasında laftan ziyade emek ve özveri vardır. Bu davaya inanmış ülkücü öğretmenlere ihtiyaç vardır. İşte bu dava için Atatürk şu vecizeyi söylüyor:
  • Toplumun düşmanı cehalet, cehaletin düşmanı ise öğretmendir. Bu vatanı ve milleti, cehaletten kurtaracak olanlar ise onun deyimi ile verirsek, muallimlerdir.
  • Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Milli Eğitim politikasının temel ilkesi ulaşmak istediği amaç ve hedefi ise bilgisizliğin yok edilmesidir.1923 yılından bugüne dek uzanan koca bir asır içinde bunu başaramadıksa, ne yazık ki biz yerinde duran bir şey gibi geri gidiyoruz demektir. Yani şimdiye kadar hiç mi ilerleme olmadı. Okullar yapıldı, üniversiteler kuruldu ama cehalet belasından hala kurtulamadık. Eğer biz gerçek bir eğitim almış olsaydık bu davanın içine Feto gibi dış etkenlere satılmış hainleri içimizde barındırmaz, işledikleri suça ortak olmazdık! Demek ki biz eğitim davasını amacına ulaştırarak rayına oturtamamışız!
    Oysa eğitim bir ulusu ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum olarak yaşatır ya da tutsaklığa ve düşkünlüğe sürükler.
    “Okula, orduya, camiye politika sokmak cehalete davetiye çıkarmaktır. Devletin bu üç temel organına asla politika bulaştırmamalı. Eğitim işlerinde kesinlikle zafer kazanmış olmak gerekir. Bir ulusun gerçek kurtuluşu ancak bu yolla olur. Bu zaferin veya davanın kazanılması için hepimizin tek bir can, tek bir düşünce olarak temelli bir program üzerinde çalışması gerekir. Bence bu programın iki temel noktası vardır.
    1- Eğitim, toplumsal yaşamımızın gereklerine uymalı ve ihtiyaçlarına cevap vermelidir.
    2- Eğitim, çağın gereklerine uymalıdır. Hatta gelecek çağa ışık tutmalıdır.
    Peki biz bu amaçlara ulaştık mı? Gelin biraz da bu konu üzerinde duralım. Ben, 40 yıl eğitim ordusunun çeşitli bölümlerinde görev yapmış bir ğitimci olarak kocaman bir “HAYIR” ulaşamadık diyorum. Eğer ulaşabilseydik, şunlar olmazdı.
    1- Üniversiteye herkes sınavsız girer, istediği dalda eğitim alırdı.
    2- Üniversite mezunları işsiz kalmaz, üniversiteden sonra KPSS gibi anlamsız bir sınava katılmak zorunda kalmazdı. Devlet kendi üniversitesine güvenmeyerek yeniden sınav yapıyorsa bu aslında eğitim sisteminde bir şeylerin doğru gitmediğinin objektif yansımasıdır. Bunun başlıca nedenleri şunlardır:
    1- Türkiye’de ihtiyaçlar doğrultusunda çağa uygun planlı bir eğitim yapılanması yoktur. Örneğin bazı dallarda mühendislerimiz var ama teknik ve kalifiye elemanlarımız yok! Makine mühendislerimiz var ama kaynakçılarımız yok! Ziraat mühendislerimiz var ama tarım alanında uzman teknisyenlerimiz yok! Veteriner hekimlerimiz var ama uzman hayvan teknisyenlerimiz yok! Bunları diğer dallarda çoğaltabiliriz.
    2- Türkiye’de özlenen ve çağdaş eğitim modeli olan “Yaparken üreten, üretirken öğreten yaparak ve yaşayarak öğreten bir uygulama yok. Yerine ezberci, hayali ve varsayımlı klasik bir eğitim ile çağdan çağa atlama olanağı veren bir eğitim modeli yerine hazıra dayalı taklitçi ve kopyacı bir eğitim modeli vardır. Bu modelle bir yerlere varılmız. Ben üniversite hocalarımıza Julverne kitaplarını okumalarını öneriyorum. Çünkü bilim kurgu ve hayal gücü ile ortaya konan gerçek projeler üzerinde öğrenci ile ünite ünite adım adım gerçekleri yaparak ve yaşayarak bizi ulaştıran projeler üzerinde durmalı yarının çağının teknolojilerini yaratıp ortaya koymak zorundayız.
    Yabancı profesörlerin kitaplarını ve projelerini kopya ederek gerçek eğitim tekniklerine asla ulaşamayız. Pedegoji bilimine uygun insan kaynakları potansiyelini yarattığımız zaman gerçek eğitime kavuşmuş oluruz.
    Eğitim psikolojisi verileri eğitimde göz önüne alınmalı Alllah vergisi yetenekler öldürülmemeli, kabiliyet ve potansiyel güçler esas alınarak eğitim verilmeli ve alınmalı. 2019-2020 yılı eğitim dönemi ülkemize, çocuklarımıza, öğretmenlerimize ve milletimize hayırlı ve uğurlu olsun.
  • Ana ve babaların çocuklarına bırakacakları en büyük miras; eğitimdir (Hz. Muhammed)
  • İnsan eğitimle doğmaz, ama eğitimle yetişir. (Cervantes)
  • Eğitim öğrencilere saygıyla başlar (Emerson)
    *Her kötülük bilgisizlikten doğar (H.G. Wels)
    *Ağaç yaşken eğilir. (Türk Atasözü)
    *Kalem kıçtan keskindir (Seneca)
    *Ulusal eğitim, her ulusun hayat kaynağıır. (Namık Kemal)
  • Bir okul açma, bir cezaevi kapatmaktır (Danton)
  • Eğitim, çocuğa bilmediğini öğretmek değildir. Çocuğa yaşamasını öğretmektir (W. Livington)
    *Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? (Hz. Muhammed) S. A.)
  • Bilgisiz bir kimse, savaş davuluna benzer, sesi çok içi boştur. (Sadi)

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.